Pazar Sohbeti  

Posted by Asuman Yelen in


Pazar sabahı Paçoz yine yaptı yapacağını.

8.00 bile olmamışken fırlayıp yanına koşturuncaya kadar tiz havlarıyla ortalığı yıktı geçirdi.

Öpe koklaya susturdum. Zor günler geçiriyor sanırım. Uykusundan kesik kesik hıçkırarak

uyanıyor, uyurken bir ayağı sürekli titriyor. Dün gelen yeğenim Can ın tezahüratlarına

ilgisiz ( ki onu çok sever) kalacak kadar keyifsiz.

Neyse önce Can la birlikte fena halde dağıttığımız ve öylece bıraktığımız mutfağı toplamaya

giriştim. Sonra sabah faslı rutin gezimizi yaptık. Dönüp tostlarımızı yedik. Sonra da 12 deki

apartman toplantısına katılmak üzere hazırlandım.

Bizim toplantılarımız büyük bir anlaşmazlık yoksa ya da önümüzde tartışmalı bir proje, belli

kurallar uygulamaya gerek görmeden, maddeler filan okunmadan çay eşliğinde sohbet ederek

geçer gider (di). Ev sahiplerinin çoğunluğu hanımlar olunca ve sürekli çoluk çocuk birlikte

vakit geçirdikleri ve her teklifi, "çoğunluk neyse uyarım" ," şurada hepimiz yüzyüze bakıyoruz"

şeklinde karşıladıkları için bir türlü çoğunluk sağlanamaz, çıkan karara da park sıralarında,

apartman kapılarında fısıldaşarak, "damat eline bakıyorum, ben bunu nasıl öderim" ya da

"filancanın tuzu kuru tabii dayamış kocasına sırtını" şeklinde yakındıktan sonra her şey

unutulurdu.

Her zamanki gibi yemek masasının başında yönetici ve yardımcısı önlerinde hep açık duran ama

hiç de bakılmayan bir karar defteri, masanın etrafında 4-5 erkek, koltuklarda da 17-18 kişi biz

hanımlar..

Yönetici geçen toplantıda, hadi bu sefer de genç birine emanet edelim apartmanı diyerek oy

birliğiyle seçtiğimiz genç bir adam. Ergenlik zamanlarından beri tanıdığımız, saygılı, efendiden

biri. Adana' lı bir ailenin tek oğlu. Beş yıl kadar önce evlendi. Kendisi için alınan daireye yerleşti.

İki çocuk babası, eşi ve çocuklarıyla kavgasız gürültüsüz yaşayıp gidiyorlar.

Biz hanımlar kendi aramızda hatır sorma, çoluk çocuk, çocukların okulu, Paçoz' un sağlık

durumu konuşurken gözüm yöneticiye ilişince bir afalladım önce. Hem tipinde hem tavrında

bir farklılık vardı sanki. Sarı saçlarını kısa kestirmiş, kirli sakal bırakmıştı. O sakin genç gitmiş,

yerine elini kolunu kullanarak sert bir tonla konuşan bambaşka biri gelmişti.

Apartman görevlisinin emekliliği konuşuluyordu bir ara. Ödenmesi gereken toplu para,

onun dairesinde oturmaya devam etme ve ücretli çalışma talebi görüşülürken birisi yöneticiye

"apt. görevlisini neden bu kadar koruyorsun" deyince "bende yamuk olmaz, ne diyorsam

odur" tekrarları, diklenmeleri, efelenmeleri hem çok farklı hem de çok tanıdıktı.

Beyler yatıştırdılar, sırtını sıvazladılar. Yerine oturduğunda "tamam tamam, sıkıntı yok" dedi.

"Sıkıntı yok." Birden kavradım durumu. Kuzey-Güney dizisinin Kuzey' i...Tıpkı onun gibi

davranıyordu. Sadece baklava yoktu. Biraz göbek vardı yerine :)

Sıra bildik apartman sorunlarına geldi. Zamansız silkelenen halılar, kapı önüne konulan

papuçlar, vaktinden çok önce çıkarılan çöpler...

Sürekli "bende yalan yok birileri sürekli tepemden aşağı kırıntılar silkeliyor. "Bakın ben

söylüyorsam doğrudur. Geçen gün asansöre bir girdim leş gibi sigara kokuyordu. Kimin yaptığını

da biliyorum." "Hanımlar köyleri buraya taşımayalım. Artık elektrik süpürgeleri var. Halıları

tepemizden sallandırmayalım. Bende yalan olmaz , ben dobra adamım boşuna itiraz etmeyin

ben kimlerin yaptığını biliyorum diyorsam biliyorumdur."

Öyle eğlenerek izliyordum ki kulağıma gelenleri algılayınca afalladım. Çocukların koca park

dururken apartmanın içinde koşuşturmaları filan konuşuluyordu galiba "zaten sabah sabah

köpek havlamalarıyla uyandık..." Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. "Yaa evet, haklısınız çok

özür dilerim ama bu ara..." diye başlayacak oldum hanımlar çoğunluk, "paçuşumuz

apartmanımızın evladı..." "hasta zavallı" paydasında söylenmeye başlayınca apartmanımızın

Kuzey abisi derhal çark etti. "Asuman ablacım, sizi tenzih ederim, ben sokaktaki köpekleri

kastetmiştim siz sakın üzerinize alınmayın..."

Aslında haklı olduğu tek konu oydu. Paçoz gerçekten birilerini ve onu uyandırmıştı ve

bu gerçekten şikayet edilesi bir durumdu. Bunu anlayabilirdim.

Ama neredeyse saatlerdir, her cümlesine "ben ne diyorsam doğrudur, bende yamuk olmaz,

ben mert adamım, özüm sözüm hep aynıdır diye diye karşısındaki yirmi küsur olgun, yaşını

başını almış insana, birileri...diye başlayarak muhatap göstermeden ayar çekmeye kalkışması

üstelik elini masaya vura vura, izlenmeye değerdi doğrusu. Ve anlaşılır gibi değildi.

Yarın hepimiz günlük hayatlarımıza döneceğiz. Gördüğümüz yerde selamlaşıp birbirimizin

hatırını soracağız. Devran dönecek, biz devam edeceğiz. Diziler bitecek:) Yenileri gelecek.


Bu gün 17 Aralık. Mevlana Celaleddin-i Rumi Hazretlerinin 738 yıl önce Mevlâsına kavuştuğu

gün. Kendi deyişiyle düğün günü.

Onun hakkında birşeyler yazmaya cüret edecek kadar etkin ve yetkin değilim.

"Hamdım, piştim, yandım" demiş Mevlana Hazretleri.

Biraz ışık diliyorum onun yangınından... Kâmil olma yolunda...Önümü görebilmek için.

Egolarımdan kurtulmak için. Herşeye üzülmekten vazgeçmek için.

Herkesi sevebilmek için. Sevdiklerimin ve sevenlerimin sevgisini kaybetmemek için.

This entry was posted on 18.12.2011 at Pazar, Aralık 18, 2011 and is filed under . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

10 yorum

Sevgili Asuman hanım yine duygulandırdınız beni son paragrafınızda...
Paçozun hastalanmasına da üzüldüm. İnşallah tez zamanda iyileşir, yöneticinizinde kişiliği yerine oturur. sevgiler.

18 Aralık 2011 22:00

Canım şu cümleni o adama söyleyebilmek için neler verirdim."Devran dönecek, biz devam edeceğiz. Diziler bitecek:) Yenileri gelecek." Özetlemişsin işte adamcağızı .
Bu yeni kuşak demiyeyim, de bu zamanlarda 25-35 aralığında olanlarda cidden benim de gözlemlediğim bi böyle alıntı kimlikleri üzerine yapıştırma durumu var gerçekten.Ve ben bunu tümüyle eğitim(sizliğe) sistemine bağlıyorum. Aslında bir önceki Raskolnikov yazınla o kadar bağlantılı ki bu durum. Bu çocuklar yani o bahsettiğim kuşak apolitize edilme adına siyasi ve fikrii tüm liderlerden uzak tutuldular onları idol alamadılar. Okullarda okutulan kitapları geç evlerde kaç hane kaldı çocuğuna eski klasik romanları okutan? Haliyle edebiyattan da idol bulamadılar kendilerine. En yakın rol modelleri ana-baba olması gerektiği halde kaç hanede kaç ebeveyn çocuğuyla birebir ilişki kuruyor ki ona idol olabilsin.
Ehh işte ortaya çıka çıka böyle yok polatmış yok kuzeymiş gibi tipleri taklit eden bir genç güruhu çıkıyor.

18 Aralık 2011 23:16

Sevginin Ruhu,
Çok teşekkür ederim. Köpeğim hasta gerçekten ve zor dönemler yaklaşıyor sanırım. Yine de ben şimdilik kötü düşünmek istemiyorum.
Yöneticiye gelince, onlardan her yerde bir dolu insan var. Hayat herkesin kişiliğini o istemese de oturtuyor yerine. Keşke kendimiz idrak edip başımıza birşeyler gelmeden hizaya girebilsek :)

18 Aralık 2011 23:34

Benim aklıma bu adamı (belki de pek fazla önemsemediğimden) politik ve sosyolojik analıze tabi tutmak gelmemişti doğrusu. Tabii ki tesbitlerin gerçek. Burada aile faktörü önem kazanıyor. Tabii biraz da karakterle alakalı. Ailenin de tahsilin de yetersiz kaldığı bir sürü örnek var kişiliği oturmamış, egosu şişkin.Bir önceki yorumumda da söylediğim gibi onları da yaşam adam edecektir zaman içinde.

19 Aralık 2011 00:02

Paçozum ne olur düzel:(
Son dört mısra zaten mevlanayı yazmaya yeter bile canım arkadaşım.
Çok duygulandım ne büyük ve huzur verici sözler. Çok canım sıkkın olduğunda yada birine çok kızdığımda direk ona sığınır okurum.Gerisini boşver arkadaşım artık bu durumlar o kadar alışık durumlarki, çevremizde çok gördüğümüzden yadırgamıyorum bile artık.
Devran dönermi bilmem ama biz devam ederiz:)

19 Aralık 2011 00:48

Nur' cum Paçoz daha kötü olmasın yeter. Ben ona da razıyım. Geriye dönüşü olmayan bir süreçteyiz.
Arada bir silkinip kendimizen gelmemiz için bu büyük değerlerin söylediklerine kulak vermek lazım.
Yoksa geldiğimiz gibi ham gideceğiz dünyadan. Dediğin gibi geri kalan gündelik şeyler fasa fiso.
Sana güzel bir hafta diliyorum...

19 Aralık 2011 02:00

Geçenlerde kuzenimle bu konuyu konuşmuştuk biz de.İnsanların tepki veriş biçimleri bile değişti,aynı dizilerde ki gibi veriyorlar tepkilerini demiştik. hayır olamaz, inanmıyorummm gibi.

Paçoza tez zamand eski huzurlu günlerini dönmesini diliyrum.

Sevgilerimle Asumancım

19 Aralık 2011 09:05

Hepimiz bazı dizi karakterlerinin baskın taraflarını bilerek şirin şirin taklit ediyoruz da böyle
o kişiliğe bürünüp davranışlarını değiştirenler abes kaçıyor Lale' cim.
Paçoiçin güzel dileklerine katılıyorum. Çok teşekkür ederim.
Sevgiler...

19 Aralık 2011 11:37

Pacoz'a en kisa zamanda saglik diliyorum..
ne yazik ki bu apartman yönetici tipini, kisiligi gelismemis ve de kendini de hic gelistirememis kisilerde sikca görüyoruz. Büründükleri bu rolle kendilerini ispatladiklarina inaniyorlar, kendilerine olan güvenlerini ancak bu sekilde sagliyabiliyorlar. Bazilari sadece "ham" kaliyor iste...

20 Aralık 2011 14:12

Melange, Paçoz' la ilgili güzel dileklerin için çok tesekkür ederim.
Aslında hepimiz tertemiz doğuyoruz.
Hızla kirleniyor yavaş yavaş arınmaya çalışıyoruz.

20 Aralık 2011 17:19

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin