reklamlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şirin Teyze  

Posted by Asuman Yelen in , ,


Bunu yazmadan geçemeyeceğim.

Biraz önce çok garip, çok komik hatta çok nevrotik bir şey yaşadım.

Önce hemen belirteyim yetmiş milyon okurum benim televizyonda yayınlanan reklamlara olan hassasiyetimi bilir. Biraz mizahi bir şekilde (bkz: Hush little baby) geçiştirmiş gibi olsam da bu reklam kuşaklarına (neredeyse hemen hemen hepsine) adeta düşman kesilmiş durumdayım. Beni tanıyanlar gözüme ilişen her reklamda homurdanmaya başlayacağımı , uzun uzun sosyal içerikli nutuklar atacağımı bilir, ya kanalı çarçabuk değiştirirler, ya da birer iş icat edip yanımdan toz olurlar.Yakınlarda bir gün bu konudaki fikirlerimi ciddi bir şekilde yazmayı düşünmekteyim.

Bu güne gelecek olursak, Ruhat Mengi’ nin programını (her Pazar olduğu gibi) izlemekteydim. Eğer programı sonuna kadar izlemek niyetinde isem reklam kuşağında kanal değiştirmem çünkü çok dalgınım. İlgimi çekecek bir şey olursa öbürünü unuturum diye korkarım. Yine güzel, aydınlık evler, mutlu mesut aileler, havuzlu, midillili bahçelerde koşuşturan çocuklar, sahanda pişirilen sucuklar, önümde tek tek geçit resmi yapıyorken ve ben de biraz dalgın biraz öfkeli, biraz da kanıksamış bir şekilde öylesine bakıyorken, yeni bir reklam ilişti gözüme. Görünüşte, her şey aynı. Yine ferah- feza bir bahçe, örtülü bir masa, tüm aile bir arada. Her kes dondurma yiyor. Küçük kızımızın tabağı boşalmış, tam üzülecekken yanından annesi kendi tabağını ona veriyor. Yıvış -yıvış duygusallık,.Bir de bakıyorsunuz daha yaşlı bir el, genç kadının önüne kendi dondurmasını usulca bırakmaz mı. Tabi tüm analar galeyana geliyor, “ne varsa anada var” “ah ah analar taş yesin.” Ben , her zaman olduğu gibi aklım varoşlardaki, gecekondulardaki, yolu okulu olmayan, karda kışta bloke olan köylerdeki, ayakkabıları bile olmayan, ( ama bir şekilde ve illaki televizyonları olan tek göz evlerde yaşayan) çocuklarda, kızgın, bir de merakla, bakalım bu şanslı ailenin daha buruşuk elli bir kadını da dondurmasını teyzemize uzatacak mı derken bir de ne göreyim ninemiz herkese sırtını dönmüş kendi tabağının dibini sıyırmakla meşgul. Yüzünde de muzip bir ifade var tıpkı bir çocuk gibi. Yaşadığım duygu illüzyonunu (muhtemelen böyle bir psikolojik tanımlama yoktur) bilmem tahmin edebilir misiniz. Ya gerçekten çok komikti ya da bana çok komik geldi. Yazarken hala gülüyorum.

Buradan tüm çocuklaşmış yaşlılara selam ediyorum.

Reklam kuşakları ile ilgili olumsuz tavrım hala değişmedi. Kimse bana yurdum ekonomisinden bahsetmesin. Yurdum çocuklarının psikolojisi benim için çok daha önemli.

Önce insan olalım. Sonra nasıl olsa kalkınırız. Ama her yerde ve hep birlikte.

Herkese sevgiler.

Hush Little Baby...  

Posted by Asuman Yelen in , ,

Bir yıla yakın bir süredir sol ayak bileğimde oluşan bir rahatsızlık nedeniyle adeta eve kapanmış durumdayım. Bu nedenle elime ne geçerse okumaya, hatta eskiden okuduklarımı tekrar elden geçirmeye başladım. Beni bu blogu, tanıdığım ve (çok şükür ki sayıları epeyce fazla) tanımadığım insanlarla paylaşmaya iten gerçek nedenin de bu olduğunu sanıyorum.Böylelikle de geçici olduğunu umduğum bu süreci çekilir hale getirmeye uğraşıyorum.

Tabii böyle olunca da televizyon karşısında daha fazla oturmak da kaçınılmaz bir hale geliyor. Sabah programları öğlen programları, akşam programları, Allah ne verdiyse ve inanmayacaksınız amma reklamlar. Onlardan nefret ediyorum.

Reklamlar önceleri, birinde başlayınca, ‘ diğer kanalda acaba ne var’ merakımı gidermeye yarayan bir zaman aralığından ibaretken, bir gün, tamamiyle rastlantı sonucu, ilgi merkezim haline geliverdi. Dışarıda güneşin ve yanı sıra çiçeklerin açmaya başladığı günlerden biriydi. Ben yine her zamanki gibi televizyonun karşısında (moralim bozuk olduğunda okuyamam) kös kös otururken ekranda genç güzel bir çift belirdi. Ellerinde bavullar, uçak bileti alıyorlar. Düşünün hem GENÇ hem ÇİFT hem DANS EDEREK BİLET ALIYORLAR üstüne üstlük SEYAHATE ÇIKIYORLAR. Tam ben ekrana fırlatmak üzere bir şeyler aranırken üç müzikal cin de bir yerlerden fırlayıp şarkı söylemeye başlamazlar mı: AAADİİİYOS- BİİNİYOS- GİİDİYOS -SİZ DE BAAKIYOSS diyerekten hem de en sevdiğim melodilerden birinin üzerine. Can havliyle nasıl kanal değiştirdiğimi bilmiyorum Bir de ne göreyim. Aynı çift deniz kenarında göz göze diz dize yemek yiyorlar ve aniden denizin içinden müzikal cinler seğirtiyorlar. AAAAADİİİİYOS - GEEZİİYOS - KOOŞUYOS - YİİYOS - İÇİYOS - SİZ KÖS KÖS SEYREDİYOS.

Kendime geldiğimde sevgili köpeğim Paçoz ellerimi kollarımı yalayarak beni yatıştırmaya çalışıyordu.

Bu olaydan sonra reklamlara daha bir dikkatle bakmaya başladım. Şutellalar-butellalar, sucuklu yumurtalar, oh bize lazım ohh fındık- fıstık oohh. Kızım senin baban böyle pasta yapmayı kimden öğrendi? Piliçler şen, anneler-babalar, anneanneler-dedeler şen. Caddeler-sokaklar, yuvalar-mutfaklar şen. Kurbağalar,kuşlar,maymunlar şen. PEKİ BEN? Yine gözlerimden pıtır pıtır yaşlar yuvarlanmaya başlamıştı ki birden ekrandan gelen şu sözlerle öylece kalakaldım:

HAŞŞ LİDIL BEYBİ DONT YU KRAY…

Herkese sağlıklı günler dilerim…..

Blog Widget by LinkWithin