
Kadın emekçilerinin mücadelesi 1800 lü yıllarda ABD' de kadın tekstil işçileri tarafından başlatılmış. Çalışma şartlarını beğenmeyen ve hakettiklerini alamayan kadınlar sonuçta greve gitmişler. Patronlar yayılmayı önlemek için grevci işçilerin üzerine kapıyı kilitlemişler. Bu arada aniden başlayan yangın sonucu 129 kadın işçi yanarak ölmüş. Sonraki senelerde hareket yayılarak devam etse de somut bir sonuç alınamamış.
Dünya kadınlarına ait bir günün ilan edilme kararı 26-27 Ağustos Kopenhag Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansında kabul edilmiş. 1912 yılından itibaren de kutlanmaya başlanmış. 8 Mart olarak kutlanmasına da 1921 yılında karar verilmiş. Dünya savaşlarında kesintiye uğramışsa da 60 lı yılların sonunda önce ABD olmak üzere birçok dünya ülkesinde yeniden kutlanmaya başlamış.
Dünya Emekçi kadınlar günü 1977 yılında da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu' nda resmen kabul edilmiş. Türkiyede 1975 yılından itibaren çeşitli etkinlik ve yürüyüşlerle kutlanmış, kongreler düzenlenmiş, 1980 askeri darbesiyle kutlamalar 1984 e kadar kesintiye uğramış, 1984 yılından sonra günümüze kadar sayıları gittikçe artan kadın kuruluşlarının katılımıyla kutlana gelmiştir.
Çeşitli kaynaklardan öğrendiğimize göre tüm dünyada kadınlar iş gücünün % 65 ini oluşturduğu halde gelirin sadece % 10 una sahip olabiliyorlar. Ülkemizde ise bu durum daha da içler acısı boyutlarda. Bu sömürüye ilave olarak, dayak yiyorlar, üstlerine kuma getiriliyor. Töre, ilkel kıskançlık cinayetlerine kurban ediliyorlar. Kızlar okutulmuyor. Küçük yaşlarda istekleri dışında evlenmeye zorlanıyorlar. Evlenir evlenmez çoğu şiddetle karşılaşıyor ve sosyal güvenceleri olmadığı için bu zulüm sürüp gidiyor.
Tüm bu gerçekler göz önüne alınınca 8 Mart Dünya Kadınlar Günü' nün "kutlanması" değil de "idrak edilmesi" gerekirken ve bu işlev kısmen yurdumuzda da birçok kurum ve kuruluşlarda çeşitli etkinliklerle yerine getirilirken, yığınlarla kadınımız da bir telaş kuaförlere, beyler zorunlu olarak kuyumculara koşturuyor. Çiçekçiler, bir çok mağaza ve eğlence yeri sahipleri Red Kit' in cenazecisi gibi zevkle ellerini ovuşturuyor. Keyifle ve hevesle "eller havaya" moduna giriliyor.
Artık biraz daha ciddileşmemizin zamanı gelmedi mi diyorum. Niçin hiç sahip olamadığımız haklarımızın, elde edemediğimiz özgürlüklerimizin, her alanda yok sayılan emeklerimizin, sırtımızdaki sopanın ve geçmişten geleceğe çok uzun bir hesabın üzerinde en azından düşünmek yerine "bir gün daha eğlenelim, ooh ooh eller havaya" diyoruz. Serdar Ortaç, Sibel Can ve diğerleri hiç bir yere kaçmıyor. Kutlanacak o kadar çok günümüz var ki.
Dünya Kadınlar Günü, tüm kadınlarımıza kutlu olsun...
“Gülşah sofraya dizdiği yemeklere son bir göz daha gezdirdi. Bamya, salata, iri iri turplar, maydanoz, ekmek, su, haşlanmış yumurtalar, bumbar, tamamdı her şey. Ziynet’ le ikisi oturmadılar sofraya. Ziynet’ in mangalda pişirdiği köfteleri erkeklerin önüne doldurdu.
Hasan’ a da ayırdı köfte. Kendisiyle Ziynet’ e ayırmadı. Hele bir erkekler yesin. Yemeği iştahla çiğneyen erkek avurtlarını seyretmek, görevini yapmışlık duygusu verir Gülşah’ a. İşte tam bu seyre hazır olduğunda açılıverdi kapı. Şaşırdı Gülşah. Sanki köfteler iyi pişmemiş, sanki sofrayı erkeklerin önüne zamanında sürmemiş, sanki eline bakan mideleri aç komuşcasına suçlu suçlu bakakaldı kapıya.”
Siyasi suçtan ötürü, Ankara’da bir yıl hapis yatan Oya, siyasi sürgün olarak iki buçuk aylığına Adana’ ya gönderilir. Orada bir otel odasında kalmakta ve her gün bulunduğu bölgenin karakoluna imza vermektedir. Oralarda tanıdığı Maraş' lı bir arkadaşı onu evlerine yemeğe davet eder. 12 Mart döneminin en karışık günleridir. Gecenin orta yerinde polisler evi basar.
“ Divanın ucuna ilişmiş oturan Oya, ev içi düzeninin bozuluvermesinden neredeyse memnun. Kapı açılana dek öylesine rahatsız, öylesine uyumsuzdu ki, ansızın açılan kapı rahatlık getirici bir yenilik gibi göründü ona. Sofranın tek kadını olması, Gülşah’ la Ziynet’ in sofraya oturmayıp hizmet etmeleri sıkıyor, böylece somutlaşan ayrıcalıktan utanıyordu. Hele Ziynet’ le Gülşah’ ın bunu doğal karşılamaları! Başka, kendilerine benzemeyen bir şey Oya. Hoş karşılıyorlar, bunun üstünde bile durmuyorlar.”
Okuduğunuz bu parçalar, Sevgi Soysal’ın “Şafak” isimli romanından alınmıştır. Aynı dönemde bir yıllık mahkumiyetten sonra Adana ’da sürgün yaşayan yazar, bu eserinde, o gece baskınıyla başlayan süreci anlatırken, tüm eserlerinde olduğu gibi, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla karşılaştığı, önemsediği herkesi sade bir dille, yargılamadan, tüm gerçekliliğiyle betimliyor. Anlamağa çalışıyor.
Gülşah ve Ziynet’ ler, güzel Anadolu’nun , anaç, sevecen kadınları. Oya’ lar, Sevgi Soysal’ lar ,yurdumun, aydın, savaşçı kadınları. Tarlada, bankada çalışanlar. Yazan, çizen kadınlar.
Sevgi Soysal. Bana göre Türkiye’ de gelmiş -geçmiş, kadın yazarların en iyisi. Ölümünün üzerinden çok zaman geçtiği halde, dipdiri karşımızda duruyor ve göz kırpıyor. “ O günlerden bu günlere ne değişti ” dercesine.
Sonra … Bir diğer kadın
Masmavi gözleri, içten gülümseyişi, duru güzelliği ile Su Yücel. Heyecanla resimlerini gösteriyor, projelerini anlatıyor. Ekrandan yansıyan enerjisi ile adeta “siz oturun öylece” diyor. Bir bakıyorsunuz Buca’ da, bir evin bahçesine dizmiş rengarenk tuvalleri. Sonra, bir bakıyorsunuz, Diyarbakır’ da. Yüz kadının eline tutuşturmuş, yüz fırçayı.” Çizin ne isterseniz “ demiş. Birinden diğerine koşuşturuyor. İşin en güzel yanı da seyrederken onu, diğerlerinden ayırt edilemeyecek kadar onlardan oluşu. Giyimiyle -kuşamıyla, tavrıyla. Babası gibi, babası kadar insan, Londra’da doğmuş, Strasbourg’ da okumuş olan Su Yücel. Hasan Ali Yücel ’in torunu, Can Yücel’in biricik kızı, Su Yücel.
Bir derin uykudaydım ölümün içinden
Açtım ki gözlerimi
Bir suyun gölgesi gibi
Kendisi adeta bir suyun
Ayakucunda sen oturuyorsun.
Şiir getirenlerin çok olsun çocuğum.
Can Yücel
Dünya Kadınlar Gününüz kutlu olsun.
Kumo, Calcutta’ da yaşayan, genç bir Hint’li kadındır. Çok genç yaşta, ölü bir bebek dünyaya getirmiş, bu yüzden çok hastalanmış, en çok da gözleri zarar görmüş, görme yetisini hızla yitirmeye başlamıştır. Tıp öğrencisi olan kocası , karısını adeta bir denek olarak görmekte, acemiliğine rağmen, hiçbir doktorun yardımını kabul etmeden tedavi etmeğe çalışmaktadır. Korkulan olur, Kumo gözlerini kaybeder.
Kocasını çok seven Kumo, başından beri kırılmasına, bu arada canının giderek yanmasına rağmen kocasının kendine (mesleki açıdan) güveninin sarsılmaması için tüm bu sıkıntılara göğüs germiş, ve sonuca da yine kocasına duyduğu sevgi yüzünden isyan etmeden katlanmaya çalışmaktadır. Kocası ise pişmanlıklar içindedir ve karısına, kendisini affettireceğine, ömrünün sonuna kadar onun gözü kulağı olacağına dair sözler vermektedir.
Yüce gönüllü Kumo, kocasının bu haline o kadar üzülür ki, körlüğünü unutup onu teselli etmeye çabalar. Hatta onun yeniden evlenmesi için ikna etmeye bile uğraşır. Kocası bu düşünceye şiddetle karşı çıkar. Bir daha yaşamının sonuna kadar o eve başka bir kadın getirmeyeceğine dair tanrılar üstüne yemin eder.
Hikayenin bu bölümünü Kumo’ dan dinleyelim.
“ -Ah dedim, neden böyle müthiş bir yemin ettin. Sırf kendi adi, bayağı zevkin için mi senin evlenmeni istediğimi sandın? Hayır! ... Ben kendimi düşünüyordum. Zira alacağın kadın gözlerim gördüğü zamanlar bana ait olan hizmetleri yapacaktı..
Kocam bağırdı: -Hizmetler mi!..Bunları hizmetçiler görür. Evime esir getirip, ona, tahtı bu tanrıçamla bölüşüp paylaşmayı teklif edecek kadar beni çılgın mı sanıyorsun?..
“Tanrıçam” kelimesini söylerken başımı ellerinin arasına aldı, ve alnıma bir öpücük kondurdu. Bu anda, beni öptüğü yerde ilahi aklın üçüncü penceresi açıldı ve gerçekten bir takdise nail oldum. Öz aklıma ..”Mükemmel!..” dedim. Artık, ev işleri ailesinin aşağı dünyasında ona hizmet görmeğe muktedir değilim. Fakat ben daha yüksek bir iklime, diyara çıkacak , yükseleceğim. Yukarılardan. Aşağıya takdisleri getireceğim. Benim için artık yalan, hile aldatma yok! Eski ömrümün bütün küçüklük ve ikiyüzlülükleri ebediyen yok edilecektir…”
Bu alıntı, Tagore’un “Acıkan Taşlar “ isimli öykü kitabındaki “ Görmeyen Gözler” isimli öyküden yapılmıştır. Öykünün devamında doktor , önce ünlü, sonra zengin olur. Hint geleneği gereği , yaşlı akrabalar tarafından yeniden evlenmeye zorlanır. Yeni gelen küçük kız, Kumo’nun asil davranışları ve samimi sevgisi karşısında , zaten istemediği bu evliliğe karşı koyar. Doktorun aklı başına gelir. Son mutludur.
“Sex and The City” , “ Desperate Housewives” kadınlarından sonra “Kumo” yaratık gibi duruyor karşımızda. Farklı kültürler , farklı kadınlar deyip geçebilir, ya da üzerinde sayfalarca konuşabiliriz.
“ Dünya kadınlar Günü “ öncesinde hiç olmazsa biraz düşünmeye ne dersiniz?
Tekrar görüşmek dileği ile…
Bu Blogda Ara
Contributors
Blog Listem
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba,7 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum10 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba demeye geldim...12 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
TAŞINDIM...15 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İzleyiciler
Yazı Arşivi
-
►
20
(5)
- ► Eylül 2020 (1)
- ► Ağustos 2020 (3)
- ► Temmuz 2020 (1)
-
►
17
(4)
- ► Nisan 2017 (1)
- ► Şubat 2017 (1)
-
►
16
(1)
- ► Şubat 2016 (1)
-
►
15
(1)
- ► Ağustos 2015 (1)
-
►
14
(16)
- ► Aralık 2014 (1)
- ► Eylül 2014 (2)
- ► Ağustos 2014 (1)
- ► Haziran 2014 (1)
- ► Mayıs 2014 (2)
- ► Nisan 2014 (4)
- ► Şubat 2014 (1)
-
►
13
(44)
- ► Aralık 2013 (3)
- ► Kasım 2013 (3)
- ► Eylül 2013 (6)
- ► Ağustos 2013 (3)
- ► Temmuz 2013 (1)
- ► Haziran 2013 (1)
- ► Mayıs 2013 (3)
- ► Nisan 2013 (7)
- ► Şubat 2013 (3)
-
►
12
(96)
- ► Aralık 2012 (2)
- ► Kasım 2012 (4)
- ► Eylül 2012 (16)
- ► Ağustos 2012 (7)
- ► Temmuz 2012 (5)
- ► Haziran 2012 (8)
- ► Mayıs 2012 (10)
- ► Nisan 2012 (14)
- ► Şubat 2012 (8)
-
►
11
(179)
- ► Aralık 2011 (19)
- ► Kasım 2011 (38)
- ► Eylül 2011 (14)
- ► Ağustos 2011 (17)
- ► Temmuz 2011 (8)
- ► Haziran 2011 (14)
- ► Mayıs 2011 (11)
- ► Nisan 2011 (9)
- ► Şubat 2011 (10)
-
►
10
(152)
- ► Aralık 2010 (12)
- ► Kasım 2010 (12)
- ► Eylül 2010 (9)
- ► Ağustos 2010 (12)
- ► Temmuz 2010 (7)
- ► Haziran 2010 (12)
- ► Mayıs 2010 (11)
- ► Nisan 2010 (17)
- ► Şubat 2010 (11)
-
►
09
(186)
- ► Aralık 2009 (22)
- ► Kasım 2009 (22)
- ► Eylül 2009 (17)
- ► Ağustos 2009 (24)
- ► Temmuz 2009 (19)
- ► Haziran 2009 (20)
- ► Mayıs 2009 (20)
- ► Nisan 2009 (8)
- ► Şubat 2009 (5)
Müzik
Popüler Yazılar
-
Paadişaanın üç kızı varmış. Bir gün onları yanına çağırmış. "Hadi bakiim cevap verin" demiş. "...
-
Büyük Usta, önündeki devâsâ tuale son rötuşlarını yapıyor... Önündeki dev palete göz atıyorum. Hemen hemen boşalmış gibi. Yeşili çoktan sıyr...
-
Biraz umut kırgın gönüllere, biraz ışık fersiz gözlere, biraz teselli yaslı ailelere, biraz güç yorgun vücutlara, biraz neşe gülmeyi unutan ...
-
Dışarda şiddetli bir fırtına var... Camların uğultusu İçerde Mary Hopkin' in duygulu sesine karışıyor. "Those were the day...
-
Birkaç gün önceydi sanırım. Son zamanlarda sıkça olan yine tekrarlanmış, sabah saatlerinden itibaren ikindi vaktine kadar süren elekt...
-
Yine bir küçük seyahat ve bir parça nefes. Çok ihtiyacım vardı. Tam zamanıydı yine. Umarım tüm sıkıntılarımı ve ağrılarımı bırakır d...
-
Saat 16.00 Dışarıda yağmur yağıyor. Oda sıcak ve aydınlık. Radyoda Türk Sanat Müziği çalıyor. Yeni başladığım örgüm elimde. Kedim ...
-
"Hadii hadii toparlayın ortalığı, çekin dağılmış sararmışları, yeni brokolileri devreye sokun hadii..." Pazarcının el çırparak g...
Etiketler
- 2010
- 2011
- 27 mayıs İhtilali
- 7 numara
- ABD
- abla
- acemilik
- açlik
- Adıyaman
- afet
- ağabey
- ağaç
- Ağustosta Rapsodi
- aile
- akraba
- akrostiş
- akşam
- Albatros
- alış-veriş
- alışkanlık
- alışveriş
- alışveriş tutkusu
- Ali Muhittin Hacı Bekir
- Alphonse de Lamartine
- amatörlük
- anı
- anılar
- anılar...
- anlaşma
- anlayış
- anma
- anne
- anneanne
- anneler günü
- Antalya
- apartman hayatı
- arayış
- arıza
- Arka Pencere
- arkadaş
- armağan
- aşı
- aşk
- aşure
- Atatürk
- ateş böceği
- atom bombası
- Attila İlhan
- ATV
- ATV şarkı
- Avustralya Açık Tenis
- ayaz
- ayrılık
- aziz nesin
- B.Necatigil
- baba
- Babalar Günü
- bahar
- bahçe
- balkon
- banka
- Barbra streısand
- barış
- başarı
- başlangıç
- Baudelaire
- Bauelaire
- Bayrak
- bayram
- Beatles
- bebek
- bekir sıtkı erdoğan
- beklentiler
- BEN
- beste
- beşiktaş
- Betty Smith
- beyaz dizi
- beyaz diziler
- beyaz roman
- Bhagavatgita
- bilgisayar
- Bir genç kız Yetişiyor
- Bir sarkısın sen
- Bir Şarkısın Sen
- birlik ve beraberlik
- birliktelik
- bitki
- biyografi
- blog
- blogger
- börek
- Buddha
- bugün
- bulmaca
- buluşma
- buzdolabı
- Bülent Ecevit
- Cahit Sıtkı Tarancı
- can yücel
- Capra
- cehalet
- centilmen
- cesaret
- cevaplar
- cezerye
- cinayet
- cocuk
- cocuk.
- cocukluk
- Cronin
- Cumhuriyet
- Cüneyt Gökçer
- çalışma hayatı
- çaresizlik
- çay
- Çığlık
- çınar
- çiçek
- çiçekler
- çiğ
- çocuk
- çocuklar
- çocukluk
- çöp
- dalgınlık
- Daltonlar
- damat
- Damdaki Kemancı
- dans
- davetiye
- dayak
- dedikodu
- Defne Joy Foster
- demirhindi
- deneyimler
- deniz
- deprem
- dergi
- destan
- dilek
- dilekler
- dinlenme
- disko kralı
- diyet
- dizi
- doğa
- doğallık
- doğum günü
- dolap
- Doris Day
- dost
- dostluk
- dostluk.
- dostlulk
- duygular
- düğün
- dül dül
- dünya
- dünya kadınlar günü
- Dünya Prematüre Günü
- düşmanlık
- düşünceler
- düşünceler.
- Ecevit
- edebiyat
- Edgar Allan Poe
- Ekim
- Ekrem Bora
- Elazığ depremi
- emek
- emekli
- eminönü
- Emirgân
- Engelliler
- ephraim kishon
- erişkin
- erişlilmezlik
- erkek
- eski yıl
- eşek
- eşyalar
- etiket metiket yok
- Etkinlik
- eve dönüş
- evlat
- Ey Aşk Nerdesin
- eylül
- ezan
- Ezel
- Fakir Baykurt
- fal
- fanatizm
- Farrah Fawcett
- fasulye
- felaket
- felsefe
- fenerbahçe
- fırtına
- Fikret Otyam
- film
- filozof
- final
- Firari
- firuze
- fono
- formüller
- fotoğraf
- Frank Sinatra
- Futbol
- gazanfer özcan
- gece
- geçim
- Geçmiş
- geçmişten şarkılar
- gelecek
- gelin
- genç kız
- gençlik
- gerçek
- geyik
- gezi
- gezinti
- giden sene
- Gitanjali
- giysiler
- Govinda
- gökkuşağı
- göl
- gönülçelen
- gösteri
- göze çarpmayan debdebe
- gözyaşı
- Grace Kelly
- grizu
- gül
- Gülümse
- gün batımı
- güncel
- güneş
- Güneydoğudan öyküler-Önce vatan
- Günlük yaşam
- güven
- güz
- güzellik
- güzellikler
- haber
- haberler
- Hacer Buluş
- Hacivat
- hafta sonu
- hak
- hala
- harika çocuklar
- hasta
- hastalık
- hayal kırıklığı
- Hayali Küçük Ali
- hayaller
- hayat
- hayvan
- hayvanlar
- hayvanlar alemi
- hazan
- hediye
- Herman Hesse
- hiciv
- Hindistan
- Hiroşima
- Hitchcock
- hobby
- Hollywood
- hoptirinam
- hoşgörü
- hoşluklar
- http://www.blogger.com/img/blank.gif
- huzur
- hüsran
- hüzün
- ıhlamur ağacı
- ışık
- ibadet sohbet
- içimizdeki çocuk
- içtenlik
- iftar
- ihmal
- İhsan Varol
- ikiyüzlülük
- ikram
- ilaç
- ilginç şeyler
- ilişki
- ilkbahar
- ilkokul
- İlkokul şiiri
- İnci Ertuğrul
- İngilizce
- insafsızlkık
- insan
- insan halleri
- insan olmak
- insanlık
- intikam
- İslamiyet
- istanbul
- isyan
- İş Bankası
- işçi
- iyilik
- Jacques Brel
- James Stewart
- Japonya
- Jean Moreas
- Jim Reeves
- kabuk
- kadın
- kadınlar
- kahvaltı
- kahve
- kalıplar
- kalite
- Kamer Genç
- kan verme
- Kandil
- kaplumbağa
- kar
- Karagöz
- karanfil
- karanlık
- kardeş
- karışık duygu ve düşünceler
- karmaşa
- katiam
- kavafis
- kayıp
- Kayserispor
- keder
- kedi
- kediler
- Kelime oyunu
- Kemal Burkay
- kerpiç
- keşke
- keyif
- kıskançlık
- kış
- kız kardeş
- kızkardeş
- Kim Novak
- kiracı
- kishon
- kişisel
- kitap
- koka kola
- kolbastı
- komedi
- komik
- komşu
- komşuluk
- konser
- konut
- korku
- Korolar çarpışoyor
- koşullu refleks
- köpek
- kuaför
- kupa
- Kurban Bayramı
- kuyruk-bilim
- kültürel mozaik
- Lale
- latife hanım
- lezzet
- lisan
- lise
- Liz Taylor
- maneviyat
- manzara
- Marsel İlhan
- masal
- masumiyet
- maymun
- mazi
- meclis
- medya
- Mehmet Topuz
- mektup
- merasim
- Mevlana
- mevsimler
- Meyva Zamanı
- Michael Jackson
- mim
- misafir
- misafirlik
- Misak- ı milli
- mizah
- Montaigne deneme
- moral
- Mr. Smith
- muhabbet
- Muhabbet Kralı
- Muhammed
- muhasebe
- Murathan Mungan
- mutfak
- Mutfak şarkıları
- mutluluk
- Müge Anlı
- müzik
- müzik nostalji
- Nagazaki
- Nazım Hikmet
- nefret
- nekahat
- Nirvana
- Nisan
- Nişan töreni
- Noktürn.
- nostalji
- okan bayülgen
- olay
- olgunluk
- on line alışveriş
- ordan burdan
- Orhan Kemal
- Orhan Veli
- orman
- oruç
- otobüs
- otokontrol
- oyun
- ozan
- ödül
- öfke
- öğrenci
- öğretmen
- Öğretmenler günü
- ölüm
- ölüm yıldönümü
- ömür
- öykü
- Öykü Atölyesi
- özgüven
- özlem
- Paçoz
- Paçoz..
- Paris
- pasta
- paylaşım
- paylaşmak
- pazar
- pazar alışverişi
- pazar günü
- Pazar sohbeti
- pembe dizi
- pencere
- Piknik
- pişmanlık
- plan ve programlar
- planlar
- plasebo
- Platters
- polis
- popülizm
- program
- programlar
- radyasyon
- radyo
- Ramazan
- Ramazan davulu
- Red kit
- reklamlar
- resim
- resmi bayramlar
- Reşid Behbudov
- Rilke
- rin tin tin
- Roland Garros
- roman
- romantik
- romantizm
- röportaj
- ruh yorgunluğu
- ruhat mengi
- rüya
- saat
- sabah
- sadakat
- Sadettin Kaynak
- safiyet
- Sağanak
- sağlık
- sahur
- Samana
- samimiyet
- sanal
- sanat
- sanatçı
- sanatkar
- Saroyan
- Satürn
- schumann
- sebze
- seçkin
- seçme saçma sohbetler
- sel
- Selimpaşa
- Selmi Andak
- sergi
- sevdiğim şeyler
- sevgi
- sevgi soysal
- sevgili
- sevgililer günü
- sevinç
- seyahat
- seyirlik
- Seyyare
- Shakespeare
- Show TV
- sıcak
- sıkma
- sıradanlık
- Sidarta
- Sigara
- simit
- sinema
- sipariş
- sis
- soğuk
- sohbet
- sonbahar
- soru
- sorular
- spiker
- star
- still life
- su yücel
- suikast
- şablonlar
- şafak
- şans
- şarap
- şarkı
- şaşkınlık
- şeker
- Şeker Bayramı
- şerbet
- şermin
- şiddet
- şiir
- şikayet
- tabak
- tabletler
- tagore
- tanışma
- tansiyon
- tantuni
- tarif
- tartışma
- taşınma
- tatil
- tedavi
- teknoloji
- telaş
- telefon
- televizyon
- temizlik
- tenis
- tenis turnuvası
- terlik
- tevfik fikret
- Tırpan
- tiyatro sahne
- tokat
- toplantı
- Tövbeler Tövbesi.
- Transfer
- tren
- TRT
- TSM
- Ttv
- Tuna Huş
- tutsak
- tuvalet
- tüketim
- Tülin Oral
- Türkan Saylan
- türkü
- TV
- Uğur Mumcu
- umut
- unutma
- uyku
- Üç Hür El
- ülke meseleleri
- ümit
- üretmek
- ütü
- vahşet
- vakit
- Vasuveda
- vatan
- William Holden
- William Wordsworth
- Wimbledon
- yağlıboya resim
- yağmur
- yalnızlık
- yaprak
- yarışma
- yaşam
- yaşlılık
- yatak
- yaz
- yeğen
- yeğenlerim
- yeme-içme
- yemek
- yemekteyiz
- yeni yıl
- yeni yıl kartları
- yesterday
- yıl dönümü
- yılbaşı
- yıldız
- yıldönümü
- yoksulluk
- yol
- yolculuk
- yolculuk.
- yorgünluk
- Young at Heart
- yönetici
- yün
- yürüyüş
- zaman
- Zeki Müren



