duygular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hazan  

Posted by Asuman Yelen in ,



Eylül bitiyor ve ben, can dostum Hazan' ıma bir hoş geldin bile dememiş miyim?



O, tüm büyülü renklerini ayaklarıma sermişken ve sabah - akşam yürüyüşlerimde

dinginlik veren esintisiyle saçlarımı şenlendirir, yüzümü okşarken...

Saygılı güneşi, sabahları sessizce belirip, hiç rahatsızlık vermeden, yakıp kavurmadan

bedenimi
ve yüreğimi ısıtırken...

Tatlı sükunetiyle ruhuma herkesten ve herşeyden daha iyi gelirken...

Ve içimdeki tüm korkuları, melankoliyi, hayal kırıklıklarını yok edip, kalan boşluğa

kucak dolusu huzurunu bir miktar tatlı hüznüyle harmanlayıp boca ederken...


Ne ayıp!


Ama o mevsimlerin en bilgesi, en görmüş geçirmişi ve en anlayışlısıdır.


Onu ne kadar çok sevdiğimi bilir ve bana asla gücenmez...

Paylaşmak  

Posted by Asuman Yelen in


Yaşam kocaman bir ders daha verdi bugün bana.

Dostuna güven, sevgiye inan, kaçıp bir yere sığınmaktansa kal paylaş dedi.

İster anlatarak, ister sessizce ama paylaş.


Karamsar, yılgın başladığım bu günümü, güvenle ve umutla kapatıyorum.

Kısa yolculuğuma da aynı duygularla çıkacağım.


Bu güzellikleri bana hissettiren,

Sevgiyle hazırladığı, benim aklımın alamayacağı karmaşıklıktaki (teknik açıdan) şahane

güzellikler ve kampanyasından dolayı Can Syshphos' a,

Bloğuna yüreğini dökerek birbirimiz için ne kadar değerli olduğumuzu bana hatırlatan

Sevgili Nur' a ve ,

Bloguma gelerek bana içten yürekten sevgi ve üzüntülerini hissettiren tüm dostlarıma

Yürek dolusu sevgiler ve teşekkürler...


Gerçekten kararlıydım. Dostlarım bunu anladılar. Anladıklarını hissettirdiler. Farklı şeyler

düşünenler de olacaktır. "Böyle olacağı belliydi" "ben zaten biliyordum" " o bunu hep yapıyor"

şarkıları da söylenecektir açık hava konserlerinde. Saygıyla karşılıyor, kısmen hakettiğimi

düşünüyorum. Bana da oh olsun.


Vee, bir kez daha dostlarımı, en çok da kendimi üzmemek ve aynı şarkıları işitmemek için,

şimdi, şuracıkta, kendimi bloguma, blogumu da sanal aleme çiviliyorum...



Tatil dönüşü, hep güzel şeyleri en çok da sevgiyi paylaşmak üzere...







Sevmek üzerine  

Posted by Asuman Yelen in , ,

Fotoğraf tarafımdan çekilmiştir.



Yeni yılın ilk gününde sevgiden bahsetmek geldi içimden. Yüreğimizi titreten, içimizi ısıtan, hayatımızı yaşanmaya değer kılan o çok hoş, o doyum veren duygudan. Sevginin, bizi sarsıp yormayan, içinde “ben” ve “sen” kelimelerinin barınmadığı, hormonsuz, beklentisiz, hatta çoğu zaman habersiz yeşertip büyüttüğümüz, bize sadece ve sadece mutluluk veren türünden. Az bulunan, sımsıkı sarılıp, hiç bırakmak istemediğimiz, kaybetmekten korktuğumuz.


Bazen, tesadüfen (belki tesadüf değildir) önünüze düşüveren bir kağıt parçasında yazılı naif duyguları yazan ruha saygıyla hissettiğiniz…


Veya, sizi anlayan bir ruhun sizin için seçtiği kanun ezgileri odanızı sarıverdiğinde gözlerinizi sımsıcak yaşlarla dolduran…


Ya da, bir paketin içinden çıkıveren, sevgi dolu bir yüreğin, sevgi dolu ellerin sizin için ördüğünü bildiğiniz, yumuşacık bir bere, şimdi yüreğinizi ısıtan, soğuk havalarda da başınızı ısıtacak olan…


Kimi zaman, kemanını yüreğiyle çalan İran’ lı bir virtüözün dinlemekte olduğunuz yanık ezgileri ve bu nağmelerle hüzünlenen tüm yaralı ruhlar, sizin kadar yalnız, sizin kadar kederli, içinizde paylaşma isteği uyandıran...


Belki öylesine, bomboş, yapayalnız, gayesiz bir kenarda oturup duruyorken, birdenbire kapıda beliriveren, sarkık kulaklı, ıslak kara burunlu, hafif yana eğik bir baş, soran bakışlar, o bencil yalnızlıkta varlığını bile unutmuş olduğunuz, gördüğünüz anda içinizi sevinçle dolduran…


Camınıza vuran yağmur damlaları, dinlemekten hep hoşlandığınız, gün batımı, baktığınızda içinizi huzurla dolduran, karanlıkların ardından, beklenmedik bir zamanda odanızı ışığıyla aydınlatan güneş…


Çook uzaklardan, kilometrelerce ötelerden gelen telefondaki sesin yüreğinize geçirdiği dost tını...


En sevdiğiniz şairin uzun zamandır arayıp da bulamadığınız kitabını sahaflardan bulup getiren yeğeninizin "sürpriiz" diye bağıran coşkulu sesi...


Ve en önemlisi, hata ve zaaflarınızla, başarı ve zaferlerinizle, bunları fazlaca önemsemeden, aynanın karşısına geçtiğinizde, karşınızdakinin gözlerinde yakalayabildiğiniz saf ve çocuksu parlaklık...


Sevmek çok güzel bir şey. Bunu biliyorum.


Bir de affetmeyi öğrenebilsem...


Hep sevgiyle kalalım...



Giden yıllara ve gelen yıla dair (5)  

Posted by Asuman Yelen in , , ,




2010 ' a Girerken


Çok yılbaşı eskittim.

Çocuklukta, merak ve ümit, güne dairdi. Annemin pişireceği yemek, babamın getireceği bebek yahut kitap gibi. Bayramlar biraz daha farklı olurdu belki. Yeni alınacak elbise, ayakkabı, gidilecek gezilecek yerler ya da gelecek misafirler birkaç gün öncesinden merak edilir, çok olağanüstü bir durum yoksa keyifle beklenirdi.
Yeni yıl önemliydi. Ama sadece 31 Aralık gecesi. Eş dost ahbap toplanır, mutlaka tombala oynar, bol meyve, çerez, gazoz, limonata tüketir, çocuklar yorulana kadar oynardık.

“Geleceğe dair” merak duymak, ümit beslemek ergenlikle başladı ve gençliğimizi adım adım yaşarken, duygusal yaşamımızla, okulumuzla, giderek kariyerimizle ilgili olarak ivme kazandı, boyut değiştirdi.

Giden eski yıl ile yaklaşan yeni yıl arasındaki o sihirli birkaç gün merakın, ümidin, beklentilerin doruğa tırmandığı yüksek sesle dillendirildiği heyecanlı saatlerden sonra 31 Aralık gecesi tam on ikide, kadehlerimizi tokuşturduğumuz, ayaklara kalkıp çılgınca zıpladığımız, deliler gibi birbirimizi sarılıp öptüğümüz o coşkulu anlarda, ertesi gün çok mutlu, bambaşka bir güne kalkacağımızdan son derece emindik. O güvenle kutlamamıza sabahlara kadar devam eder, yorgun ama huzurlu uyur, ertesi gün baş ağrılarıyla bankalarımıza yıl sonu çalışmalarına dönerdik. Şu ayrıntıyı da ilave etmeliyim. Aslında tatil günü olduğu için, geç yakılan kalorifer nedeniyle bina soğuk, önceden camlar açılmadığı için de her zamankinden daha havasız olurdu. Ve masamızda bekleyen, yetişmesi gereken bir yığın iş. Tutması gereken hesaplar.
Yeni yılın ilk günü için tam bir fiyasko…

Zamanla yeni yıl kutlamaları benim için bir külfet haline geldi. İşten geç vakit çıkıldığı için yorgun argın gittiğim arkadaşlardan ya da kardeşlerden birinin evinde nezaket tebessümleri saçarak TV izlemek, eğleniyormuş gibi görünmek ya da gerçekten eğlenmekten ibaret bir ritüeldi sadece. Uzun seneler de öylece süregeldi.

Duygulara gelince, merak yerini kanıksamaya, umut yerini bezginliğe bırakmıştı. Yaş ilerledikçe kanıksamaktan öte karamsar olma hali ruhuma yerleşti. Gelecek yıldan korkar oldum. Korktukça başıma geldi, başıma geldikçe korktum. Artık ne giden yılı arıyor, ne de gelecek yılı bekliyordum. Herkesin anlamlar yüklediği, çılgınca beklediği pırıltılı milenyumu yüreğimde bir bıçakla geçirdikten sonra, umut kelimesini de sözlüğümden silip attım.

Son zamanlarda hissettiklerime gelince…

Sanırım ne zaman başladığını tam olarak bilemediğim yeni bir sürecin içinde bir oraya bir buraya savrulup durmaktayım.

Bedenim giderek artan bir ivmeyle canlılığını yitirirken yüreğim alabildiğine coşuyor. Vücudum yoksullaşırken ruhum zenginleşiyor. Çocuksu sevgilerle donanıyor, ümitle bana uzanan her ele sarılıyor, yakaladığım her dala sımsıkı tutunuyorum. Baktığım her şeyi görüyor, gördüğüm her şeyi seviyorum.

Tükenen vücudumu şahlanan ruhumla ayakta tutmaya çalışıyorum.

Bu yeni süreç beni korkutuyor.

Rehavete kapılmaktan korkuyorum.
Hayal kırıklığına uğramaktan, uğratmaktan korkuyorum.
Kabuklarımın kırılmasından, incinmekten korkuyorum.
Bedenimin ruhuma yetişememe tehlikesinden, ruhumun yıpranma ihtimalinden korkuyorum.
Yeniden : “yalan dünya her şey bomboş, hancı sarhoş, yolcu sarhoş” şarkısını söylemekten korkuyorum.

Ama yeni yıla girerken çok yeni çok farklı, çok çaresiz bir ümit yeşeriyor yüreğimde, dört elle sarılmak istediğim; ama nedense duygularımı tam olarak tarif edebilecek doğru sözcükleri bulup çıkaramıyorum bir türlü.

Tevfik Fikret bir kere daha imdadıma yetişip duygularıma birebir tercüman oluyor dizeleriyle.


……………………………....... şimdi,
Şu soğuk toprağın hayatı gibi

Solmayan bir hayata ihtiyacım var;
”Kötü ve aldatıcı, fakat hayat olsun!”
Diyorum; şimdi bütün gönlüm, fikrim
Hep şu musallat “ümit “ elinde bir oyuncak.

Yaşamak… Başka ihtiyacım yok;
Yaşamak, hem çocukça aldanarak,
Yıllarca öyle, biteviye, birçok,
Cılız, kötürüm ve ölümcül yaşamak…





Öykü Atolyesi için hazırlanmıştır.

Giden yıllara ve gelen yıla dair (1)  

Posted by Asuman Yelen in , ,


Hatırlama


Ve beklersin, bekler durursun
hayatını sonsuza büyütecek olanı;
güçlüyü, olağanüstüyü,
taşların uyanmasını,
sana dönük derinlikleri.

Belli belirsiz görünmektedir
yaldızlı, koyu renk ciltler kitaplıktan;
gezilmiş ülkelerdir düşündüğün bir bir
resimlerdir, tekrar kaybolan
kadınların giysileridir.

Ve tanırsın birdenbire: Buydu işte.
Doğrulursun, ve durur karşında senin
kaygısı ve şekli ve duası
geçmiş bir senenin.


Rainer Maria RİLKE

Seçilmiş şiirler-Duino Ağıtları isimli kitabından alıntı yapılmıştır.
Türkçesi : A.Turan Oflazoğlu

Blog Widget by LinkWithin