Aşk
Posted by Asuman Yelen in aşk, Attila İlhan, Nazım Hikmet, Reşid Behbudov, şiir, tagore, tevfik fikret
Bugün sanal alemde aylak aylak dolaşırken yüreğim bir Azeri türküye tutsak
oluverdi.
Yanık sesli bir tenor çekti beni önce ve sonra o sözler...
Bir sevda türküsüydü. Üç beş basit kelimeyle çarpıldım. Kalakaldım.
Aşk hakkında, bildiğim, sevdiğim ne varsa, şiir, şarkı, hepsini aklımdan
geçirdim ardından. Hatırladıkça yoğunlaştım. Duygusallaştım.
Sonra elim şiir defterime uzandı. Şiir kitapları yığıldı önüme. Aşka dair ne varsa
tekrar okudum tek tek. Beni en çok etkileyenleri buldum çıkardım.
İşte en eskilerden bir tane... Tevfik Fikret' ten.
"Gökyüzü güneşsiz ve kapkaranlık kalsa da bedenim bir yolunu bulur, yaşamını
sürdürür, ama ruhum, sensizliğin yarattığı incinmişlikle asla" derken aşık, nasıl
da anlam yüklüyor sevdiğine,
"Sen olmasan...
Seni bir lâhza görmesem yâhut,
Bilir misin ne olur?
Semâ, güneş ebediyyen kapansa, belki vücud
Bu leyl-i serd ile bir çâre-i teennüs arar,
Ve bulur;
Fakat o zulmete mümkün müdür alıştırmak
Bütün güneşle, semâlarla beslenen rûhu,
Bu rûh-ı mecrûhu? .. "
.....
İşte bir muhteşem aşk da Tagore' dan. Naif ama asla ezik değil. Maskesiz,
iddiasız. Gurur perdesine gizlenmeden. Cesaret isteyen bir tevazuyla...
"Beni bağışla Aşkım,
aşkımı hoşgör artık
Beni hoşgör, beni bağışla,
Seni seviyorum.
Yolsuz yordamsız bir kuş gibi öksendeyim
Yüreğim tir tir, örtüsünden kurtulmuş
Şimdi yoksul, şimdi çırılçıplak, şimdi soyunuk
Acını esirgeme benden,
ko sarınsın yüreğim
Ko giyinsin, ko kuşansın,
ko örtünsün.
Sonra
beni bağışla Aşkım,
beni hoş gör,
Seni Seviyorum."
......
Nazım Hikmet' ten, hüzünlü, özlem dolu üç beş mısra...
"Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum."
Ve Attila İlhan' ın umutsuz, buruk aşkı...
"Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak
Sen benim hiçbir şeyimsin "
Ve işte beni en çok etkileyen veda parçası. Yine Tagore' dan. (Firari' den)
Romantik...Hüzünlü...Samimi...Kararlı...
"Merhamet dolu bakışınız benim üzerimde durmadığı için Mes' udum sevgilim...
Gecenin büyüleyiciliği ve veda kelimelerim, teessür sözleriyle birlikte, yalnız
göz kapaklarıma yaşlar biriktirdi...
Lâkin nerede ise gün doğacak ve göz yaşları için vakit kalmayacak.
Kim unutmanın imkansız olduğunu inkâr ediyor...
Ormanın alevleri külden döşeklerinde uyuyorlar; sizinle ben de birbirimizi
terkediyoruz ve bizi ayıran mesafe nerede ise vahşi otların ve açılmış çiçeklerin
arasında kaybolacak..."
Ve bana tüm bunları hatırlatan o güzelim şarkının sözleri. Kimin yazdığı belli
değil. Anonim.
Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir evde, herhangi biri tarafından,
herhangi bir zamanda yazılmış.
Tüm diğerleri kadar seven biri tarafından... Yalın...İddiasız...Yürekten...
"Küçelere su sepmişem
Yar gelende toz olmasın
Eyle gelsin eyle gitsin
Aramızda söz olmasın"
Aşık, sokaklara sular serpmiş, sevdiği geldiğinde toz olmasın diye (eğer gelirse
belli değil)
Sonra da semavere çay, bardaklara şeker koyup beklemeğe devam etmiş
sevdiğini.
"Samavara od salmışam
İstekana gend salmışam
Bir haftadır tek galmışam
Yarim gidip tek galmışam
Ne ezizdir yarim canım
Ne şirindir yarim canım"
Çay ve muhabbet. Yine bir arada...Ne hoş değil mi...
Muhabbetle kalın...
.........................................................
Hani bir gün seninleTopkapı' dan
Geliyorduk; yol üstü bir meydan,
Bir çınar gördük; enli boylu vakur
Bir ağaç; hiç eğilmemiş, mağrur
Koca bir gövde; belki altı asır,
Belki ondan da fazla, dalgın, ağır,
Kaygısız bir ömür sürüp gelmiş;
Öyle serpilmiş, öyle yükselmiş,
Ki, civarında kubbeler, damlar,
-Sanki tövbe için, secdede başlar-
Onu dehşetle seyreder gibidir.
Duyulan hep onun hikayesidir,
Görülen hep odur uzaklardan,
Fakat başı göklere uzanan
Bu heybetli gövde çırçıplak,
Ne yeşil bir filiz, ne yaprak,
Kuruyor, ah pek yazık! Şu derin
Yara böğründe belki bir hain
Baltanın, bir gazaplı yıldırımın
Zehridir... Söyle, ey çınar bağrın
Hangi ateşle yandı? Hangi siyah kurt
İçinden kemirdi? Hastasın eyvah!
Seni şimdi kim bağlayıp saracak?
Kim şifalar verip de kurtaracak?
Şu dönen kargalar başında senin,
Söyle, bunlar mıdır zehirleyenin?
Söyle ey muzdarip vatan, bildir:
Çektiğin hangi kanlı çiledir?...
.............................................
Tevfik FİKRET (1909)

Parçanın sadeleştirilmesi Orhan Karaveli'ye aittir.
Alttaki resim yazarın "Ölümünün doksanıncı yılında Tevfik Fikret ve Haluk Gerçeği" isimli kitabından alınmıştır.
Bir gün, bundan yaklaşık beş sene önceydi sanırım, bir alışveriş merkezinde kitaplara göz gezdirirken, çocuk kitaplarının birinin üzerinde, “Şermin “ adını gördüğümde gözlerime inanamadım. Benim çocukluk kitabım. Bana önce şiirleri sevdiren, sonra da Tevfik Fikret’i hayatıma sokan muhteşem eser. Hemen sepetime attım tabii.
On sekizinci yaş günümde, nurlar içinde yatsın, ağabeyim, kaybettiğim için üzüldüğüm bu çocukluk kitabımı, sahaflardan bir yerlerden bulup getirmiş, beni mutluluğa boğmuştu. Seneler sonra bu kitabı pırıl pırıl karşımda görüvermek çok çok güzeldi.
Akşam eve döndüğümde sayfaları inceledim. Bendeki ile karşılaştırdım. İlkinde, çok eski tarihlerde yazılmış olmasına rağmen anlaşılabilir bir Türkçe, çocukların okuyabileceği bir üslup kullanılmıştı. Bu yeni çeviri de pek bozulmadan yapılmıştı.
YAZIN
Perde kapan, perde kapan,
Kapan çabuk, çünkü camdan
Güneş içeri vuruyor
Defterleri solduruyor.
Benim parlak
Mor yazım, bak,
Neler olmuş: uçuk, soluk…
Ben soluk şeyleri sevmem!
KIŞIN
Açıl perde, açıl perde,
Sen açıldın, güneş nerde?
Bizi galiba unutmuş:
Hayır onu bulut yutmuş.
Çok soğuk var,
Her taraf kar;
Kar pek güzel, fakat soğuk…
Ben soğuk şeyleri sevmem!
Çocukluğumda bu şiirleri okuduğumda ne kadar mutlu olduğumu hatırladım. Elimize geçirdiğimiz her kitabı ne büyük bir zevkle okuduğumuzu. Sonra şimdiki çocukları düşündüm. Paçozu sabah akşam gezdirirken adeta bir “Fareli Köyün Kavalcısı “ hali oluştuğundan, civardaki çoğu çocukla sohbetim muhabbetim olmuştur. Çoğunun okumadığını biliyordum. O anda aklıma bir şey geldi ve ertesi sabah, düşündüğümü uyguladım. En yakın kitapçıya gidip beş tane Şermin aldım. O gün onu beş kız çocuğuna dağıttım. Sonuç: MÜKEMMELDİ. Kitaba bayıldılar. Vermediklerim gücendi.
Sonraki ilk şeker bayramında çocuklarla ilgili bu girişimi biraz daha genişlettim. Yirmi tane çocuk kitabı aldım, ilk sayfasına “Bayramınız kutlu olsun, Paçoz” yazdım, Renkli hediye poşetlerinin içine, (bir de çikolata ile birlikte) koydum, beklemeğe başladım. Bu kez daha da muhteşemdi. Kapımın önünde hatırı sayılır bir kuyruk oluştu. Sonunda “ okuyanlar okumayanlara versin” diyerek o bayramı geçiştirdim.
Sonraki yıllarda, yaptığım her alışverişte, sepetime birkaç yerli, yabancı çocuk kitabı atmayı alışkanlık edindim. Her bayram yaklaşık elli kitap sahibini buluyor. Bu arada yazıyı okuyup uzak mahallelerde oturduğu için Paçozu bilmeyen bir çok çocuğa göre ben Paçoz teyzeyim. Zaman zaman dişleri dökülmüş tanımadığım bir oğlan çocuğu yaklaşıp ben el yazısı iştiyom öbürlerini okuyamıyom diyor. Artık ilkokul iki öğrencileri için italik, el yazısı öykü kitapları, yaşları büyüyen kızlara İpek ongun filan aramağa başladım. En büyük zevkim Şeker bayramı öncesi, bu paketleri hazırlamak. El mahkum bayram sabahı kapının dışında çocuklar, içerde Paçoz, gürültü kopuyor ama, kimsenin şikayetçi olduğunu sanmıyorum. (Alt komşum hariç tabii).
Şunu da açıklamadan geçemeyeceğim. Ben yüz yaşında emekli bir kişiyim. Tüm bunları aferin almak için anlatmadım. Sadece insan için tabii önce çocuk için herkesin sevgiyle, zevkle yapabileceği şeyler olduğunu anlatmak istedim. Biraz esin, biraz arayış. Kaldı ki bu kitaplar çok ucuz. Her alışverişte bir tane alınsa zamana yayılıyor. Emin olun, o çocuklarla, sonra oturup okudukları kitaplarla ilgili sohbet etmek, çook uzak mahallelerden yeni çocukların geldiğini görmek her şeye bedel.
Sevgiyle kalın.
Ölümden öte köy yok
Posted by Asuman Yelen in bekir sıtkı erdoğan, gazanfer özcan, ölüm, televizyon, tevfik fikret
Akşam haberleri. Ekranda herkesin sevdiği tonton yüz, gülerek bakıyor. Vedalaşırcasına. Bildik törenler, alkışlar, gözyaşları. Tanıdık yüzler, birkaç devlet adamı. Lokmalar boğazlarda düğümleniyor. Belki birkaç damla gözyaşı. Bir çok klişe dökülüyor ağızlardan, “her şey yalan” paydasında. Sonra, haber değişiyor, tatlı servisine geçiliyor. Bizden bu kadar.
O son noktada, en sevdiklerini, bilinmezliğin içine kendi elleri ile kendi umutları ve huzurlarını da birlikte sonsuza yolladıktan sonra, üzerine bir kürek de toprak dökerken ne düşünüyorlar dersiniz.
Bekir Sıtkı Erdoğan “Sessiz Senfoni” isimli şiirinde sevdiğinin ölümünü nasıl da ölümsüzleştiriyor belleklerimizde.
Gittikçe katılaştığını yerin.
Tanıdık bir film geçiyordu gözlerimin önünden
Gel gör ki, en güzel yerinde,
Ansızın kopardı ellerin.
Sonra. Dört yabancı el, dört yorgun omuz,
Mezat kapısında bir kuşluk vakti
Çekince ipini mesafelerin,
Ayak uçlarıma yığıldı sonsuz.
Bir tünel gerindi . Sefil, kapkara.
Bir yokluk hıçkıra hıçkıra güldü.
Büyüdü göz çukurları, kırık heykellerin.
Böyle, bilmediğim, uzak yollara
Beni bırakmasa, ne vardı ellerin!”
B. S. Erdoğan
“Yaşamak… Başka ihtiyacım yok.
Yaşamak, hem çocukça aldanarak.
Yıllarca öyle, biteviye,birçok,
Cılız, kötürüm ve ölümcül yaşamak.”
"Yaz aşkına dair" dediniz... İşte misali:
Posted by Asuman Yelen in aşk, kadın, kedi, sevgililer günü, tevfik fikret
Sevgililer gününüz kutlu olsun.
“Yaz aşkına dair” dediniz…İşte çocukken
Gayet afacan bir kedi sevdim ki elimden
Bir Dakka bırakmazdım; uyurken kucağımda
Ruhumdaki şefkat
Hep üstüne titrer; gece bazen yatağımda
Birlikte uyurduk.bırakıp mektebe gitsem
Kalbimdeki özlem
Mutlak beni dikkatsiz eder, “ hey koca sersem!”
İhtarı tokatlarla gürülderdi başımda.
Ben körkütük aşık,
Her kahra tahammülle severdim…O yaşımda
Sevmekteki tesir ve teselliyi bilirdim.
Herkes gibi, hatta
Bazen da sebepsiz yere ağlar üzülürdüm.
Zerrişte, bu ismiydi onun, sanki haberli
Uğrun kederimden
Yaltaklanır,atlar , sürünür, okşatır, okşar
Sırf almak için gönlümü bir çare bulurdu.
Lakin üzerimden
Bir kez dağılıp gitti mi hüznüm, kurulurdu:
“Sayemde bu neşen” demek ister gibi mağrur;
Mağrur ve küçümser,
Başlardı vefasızlığa; ben bağlı ve güçsüz,
Her isteği, her hazzı ve her keyfine uymuş,
Bazan şaşaraktan,
Bazan kızaraktan; yine güçsüz, yine kanmış;
En şüpheli bir meylini görsem inanırdım;
Biçareliğimden;
Hep tırmalanır, tırmalanır, tırmalanırdım!..
“Yaz aşkına dair” dediniz…İşte misali
Sevdiklerimin ben
Hepsinde bu tırnakları, hepsinde bu hali,
Hepsinde bu hırçın kedi simasını gördüm…
Bu cehennem gibi ömrün tüm zevkini sürdüm.
Bu Blogda Ara
Contributors
Blog Listem
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba,7 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum10 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba demeye geldim...11 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
TAŞINDIM...15 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İzleyiciler
Yazı Arşivi
-
►
20
(5)
- ► Eylül 2020 (1)
- ► Ağustos 2020 (3)
- ► Temmuz 2020 (1)
-
►
17
(4)
- ► Nisan 2017 (1)
- ► Şubat 2017 (1)
-
►
16
(1)
- ► Şubat 2016 (1)
-
►
15
(1)
- ► Ağustos 2015 (1)
-
►
14
(16)
- ► Aralık 2014 (1)
- ► Eylül 2014 (2)
- ► Ağustos 2014 (1)
- ► Haziran 2014 (1)
- ► Mayıs 2014 (2)
- ► Nisan 2014 (4)
- ► Şubat 2014 (1)
-
►
13
(44)
- ► Aralık 2013 (3)
- ► Kasım 2013 (3)
- ► Eylül 2013 (6)
- ► Ağustos 2013 (3)
- ► Temmuz 2013 (1)
- ► Haziran 2013 (1)
- ► Mayıs 2013 (3)
- ► Nisan 2013 (7)
- ► Şubat 2013 (3)
-
►
12
(96)
- ► Aralık 2012 (2)
- ► Kasım 2012 (4)
- ► Eylül 2012 (16)
- ► Ağustos 2012 (7)
- ► Temmuz 2012 (5)
- ► Haziran 2012 (8)
- ► Mayıs 2012 (10)
- ► Nisan 2012 (14)
- ► Şubat 2012 (8)
-
►
11
(179)
- ► Aralık 2011 (19)
- ► Kasım 2011 (38)
- ► Eylül 2011 (14)
- ► Ağustos 2011 (17)
- ► Temmuz 2011 (8)
- ► Haziran 2011 (14)
- ► Mayıs 2011 (11)
- ► Nisan 2011 (9)
- ► Şubat 2011 (10)
-
►
10
(152)
- ► Aralık 2010 (12)
- ► Kasım 2010 (12)
- ► Eylül 2010 (9)
- ► Ağustos 2010 (12)
- ► Temmuz 2010 (7)
- ► Haziran 2010 (12)
- ► Mayıs 2010 (11)
- ► Nisan 2010 (17)
- ► Şubat 2010 (11)
-
►
09
(186)
- ► Aralık 2009 (22)
- ► Kasım 2009 (22)
- ► Eylül 2009 (17)
- ► Ağustos 2009 (24)
- ► Temmuz 2009 (19)
- ► Haziran 2009 (20)
- ► Mayıs 2009 (20)
- ► Nisan 2009 (8)
- ► Şubat 2009 (5)
Müzik
Popüler Yazılar
-
İyi ki iki kez sınıfta kalmışım lise ikide. Kalmışım da bir sene de evde oturmuşum. Bakkal dümbüllüye her gidişimde pijamasıyla daml...
-
Hızla yanlarından geçıp gidiyordum ki ağabeyin sesini duydum. "Sakın birbirinizin elini bırakmayın. Yanımdan ayrılmayın. Caddeye de fır...
-
Paadişaanın üç kızı varmış. Bir gün onları yanına çağırmış. "Hadi bakiim cevap verin" demiş. "...
-
Akşamlar inerken mavi sulara Bir kırık cam olur ufukta güneş Vecdine layık o hülyalı bakışlara O hem bir neşedir hem de elem ruhlu eş....
-
Güneşli bir Pazar gününe uyandım... Boyun, sırt, bel ağrısı, gaz sıkıntısı, kafa çınlaması, ruhumdaki ağırlık, beynimdeki karmaşa, k...
-
Yine aynı şey oldu. Minik bir bir dileğim hiç beklemediğim bir şekilde gerçekleşti. Geçtiğimiz günlerde televizyonda, internette, en sevilen...
-
İyisiyle, kötüsüyle, güzeliyle çirkiniyle bir yazı daha devirdik. Bekle beni İstanbul. Sıra sende. Biraz da orada sevinip...
-
Geçenlerde kızkardeşlerin en tatlısı elinde devasa bir poşetle kapımdan içeri girdi. Yüzündeki maskenin sıkıntısı, çok seyrek sokağa çık...
Etiketler
- 2010
- 2011
- 27 mayıs İhtilali
- 7 numara
- ABD
- abla
- acemilik
- açlik
- Adıyaman
- afet
- ağabey
- ağaç
- Ağustosta Rapsodi
- aile
- akraba
- akrostiş
- akşam
- Albatros
- alış-veriş
- alışkanlık
- alışveriş
- alışveriş tutkusu
- Ali Muhittin Hacı Bekir
- Alphonse de Lamartine
- amatörlük
- anı
- anılar
- anılar...
- anlaşma
- anlayış
- anma
- anne
- anneanne
- anneler günü
- Antalya
- apartman hayatı
- arayış
- arıza
- Arka Pencere
- arkadaş
- armağan
- aşı
- aşk
- aşure
- Atatürk
- ateş böceği
- atom bombası
- Attila İlhan
- ATV
- ATV şarkı
- Avustralya Açık Tenis
- ayaz
- ayrılık
- aziz nesin
- B.Necatigil
- baba
- Babalar Günü
- bahar
- bahçe
- balkon
- banka
- Barbra streısand
- barış
- başarı
- başlangıç
- Baudelaire
- Bauelaire
- Bayrak
- bayram
- Beatles
- bebek
- bekir sıtkı erdoğan
- beklentiler
- BEN
- beste
- beşiktaş
- Betty Smith
- beyaz dizi
- beyaz diziler
- beyaz roman
- Bhagavatgita
- bilgisayar
- Bir genç kız Yetişiyor
- Bir sarkısın sen
- Bir Şarkısın Sen
- birlik ve beraberlik
- birliktelik
- bitki
- biyografi
- blog
- blogger
- börek
- Buddha
- bugün
- bulmaca
- buluşma
- buzdolabı
- Bülent Ecevit
- Cahit Sıtkı Tarancı
- can yücel
- Capra
- cehalet
- centilmen
- cesaret
- cevaplar
- cezerye
- cinayet
- cocuk
- cocuk.
- cocukluk
- Cronin
- Cumhuriyet
- Cüneyt Gökçer
- çalışma hayatı
- çaresizlik
- çay
- Çığlık
- çınar
- çiçek
- çiçekler
- çiğ
- çocuk
- çocuklar
- çocukluk
- çöp
- dalgınlık
- Daltonlar
- damat
- Damdaki Kemancı
- dans
- davetiye
- dayak
- dedikodu
- Defne Joy Foster
- demirhindi
- deneyimler
- deniz
- deprem
- dergi
- destan
- dilek
- dilekler
- dinlenme
- disko kralı
- diyet
- dizi
- doğa
- doğallık
- doğum günü
- dolap
- Doris Day
- dost
- dostluk
- dostluk.
- dostlulk
- duygular
- düğün
- dül dül
- dünya
- dünya kadınlar günü
- Dünya Prematüre Günü
- düşmanlık
- düşünceler
- düşünceler.
- Ecevit
- edebiyat
- Edgar Allan Poe
- Ekim
- Ekrem Bora
- Elazığ depremi
- emek
- emekli
- eminönü
- Emirgân
- Engelliler
- ephraim kishon
- erişkin
- erişlilmezlik
- erkek
- eski yıl
- eşek
- eşyalar
- etiket metiket yok
- Etkinlik
- eve dönüş
- evlat
- Ey Aşk Nerdesin
- eylül
- ezan
- Ezel
- Fakir Baykurt
- fal
- fanatizm
- Farrah Fawcett
- fasulye
- felaket
- felsefe
- fenerbahçe
- fırtına
- Fikret Otyam
- film
- filozof
- final
- Firari
- firuze
- fono
- formüller
- fotoğraf
- Frank Sinatra
- Futbol
- gazanfer özcan
- gece
- geçim
- Geçmiş
- geçmişten şarkılar
- gelecek
- gelin
- genç kız
- gençlik
- gerçek
- geyik
- gezi
- gezinti
- giden sene
- Gitanjali
- giysiler
- Govinda
- gökkuşağı
- göl
- gönülçelen
- gösteri
- göze çarpmayan debdebe
- gözyaşı
- Grace Kelly
- grizu
- gül
- Gülümse
- gün batımı
- güncel
- güneş
- Güneydoğudan öyküler-Önce vatan
- Günlük yaşam
- güven
- güz
- güzellik
- güzellikler
- haber
- haberler
- Hacer Buluş
- Hacivat
- hafta sonu
- hak
- hala
- harika çocuklar
- hasta
- hastalık
- hayal kırıklığı
- Hayali Küçük Ali
- hayaller
- hayat
- hayvan
- hayvanlar
- hayvanlar alemi
- hazan
- hediye
- Herman Hesse
- hiciv
- Hindistan
- Hiroşima
- Hitchcock
- hobby
- Hollywood
- hoptirinam
- hoşgörü
- hoşluklar
- http://www.blogger.com/img/blank.gif
- huzur
- hüsran
- hüzün
- ıhlamur ağacı
- ışık
- ibadet sohbet
- içimizdeki çocuk
- içtenlik
- iftar
- ihmal
- İhsan Varol
- ikiyüzlülük
- ikram
- ilaç
- ilginç şeyler
- ilişki
- ilkbahar
- ilkokul
- İlkokul şiiri
- İnci Ertuğrul
- İngilizce
- insafsızlkık
- insan
- insan halleri
- insan olmak
- insanlık
- intikam
- İslamiyet
- istanbul
- isyan
- İş Bankası
- işçi
- iyilik
- Jacques Brel
- James Stewart
- Japonya
- Jean Moreas
- Jim Reeves
- kabuk
- kadın
- kadınlar
- kahvaltı
- kahve
- kalıplar
- kalite
- Kamer Genç
- kan verme
- Kandil
- kaplumbağa
- kar
- Karagöz
- karanfil
- karanlık
- kardeş
- karışık duygu ve düşünceler
- karmaşa
- katiam
- kavafis
- kayıp
- Kayserispor
- keder
- kedi
- kediler
- Kelime oyunu
- Kemal Burkay
- kerpiç
- keşke
- keyif
- kıskançlık
- kış
- kız kardeş
- kızkardeş
- Kim Novak
- kiracı
- kishon
- kişisel
- kitap
- koka kola
- kolbastı
- komedi
- komik
- komşu
- komşuluk
- konser
- konut
- korku
- Korolar çarpışoyor
- koşullu refleks
- köpek
- kuaför
- kupa
- Kurban Bayramı
- kuyruk-bilim
- kültürel mozaik
- Lale
- latife hanım
- lezzet
- lisan
- lise
- Liz Taylor
- maneviyat
- manzara
- Marsel İlhan
- masal
- masumiyet
- maymun
- mazi
- meclis
- medya
- Mehmet Topuz
- mektup
- merasim
- Mevlana
- mevsimler
- Meyva Zamanı
- Michael Jackson
- mim
- misafir
- misafirlik
- Misak- ı milli
- mizah
- Montaigne deneme
- moral
- Mr. Smith
- muhabbet
- Muhabbet Kralı
- Muhammed
- muhasebe
- Murathan Mungan
- mutfak
- Mutfak şarkıları
- mutluluk
- Müge Anlı
- müzik
- müzik nostalji
- Nagazaki
- Nazım Hikmet
- nefret
- nekahat
- Nirvana
- Nisan
- Nişan töreni
- Noktürn.
- nostalji
- okan bayülgen
- olay
- olgunluk
- on line alışveriş
- ordan burdan
- Orhan Kemal
- Orhan Veli
- orman
- oruç
- otobüs
- otokontrol
- oyun
- ozan
- ödül
- öfke
- öğrenci
- öğretmen
- Öğretmenler günü
- ölüm
- ölüm yıldönümü
- ömür
- öykü
- Öykü Atölyesi
- özgüven
- özlem
- Paçoz
- Paçoz..
- Paris
- pasta
- paylaşım
- paylaşmak
- pazar
- pazar alışverişi
- pazar günü
- Pazar sohbeti
- pembe dizi
- pencere
- Piknik
- pişmanlık
- plan ve programlar
- planlar
- plasebo
- Platters
- polis
- popülizm
- program
- programlar
- radyasyon
- radyo
- Ramazan
- Ramazan davulu
- Red kit
- reklamlar
- resim
- resmi bayramlar
- Reşid Behbudov
- Rilke
- rin tin tin
- Roland Garros
- roman
- romantik
- romantizm
- röportaj
- ruh yorgunluğu
- ruhat mengi
- rüya
- saat
- sabah
- sadakat
- Sadettin Kaynak
- safiyet
- Sağanak
- sağlık
- sahur
- Samana
- samimiyet
- sanal
- sanat
- sanatçı
- sanatkar
- Saroyan
- Satürn
- schumann
- sebze
- seçkin
- seçme saçma sohbetler
- sel
- Selimpaşa
- Selmi Andak
- sergi
- sevdiğim şeyler
- sevgi
- sevgi soysal
- sevgili
- sevgililer günü
- sevinç
- seyahat
- seyirlik
- Seyyare
- Shakespeare
- Show TV
- sıcak
- sıkma
- sıradanlık
- Sidarta
- Sigara
- simit
- sinema
- sipariş
- sis
- soğuk
- sohbet
- sonbahar
- soru
- sorular
- spiker
- star
- still life
- su yücel
- suikast
- şablonlar
- şafak
- şans
- şarap
- şarkı
- şaşkınlık
- şeker
- Şeker Bayramı
- şerbet
- şermin
- şiddet
- şiir
- şikayet
- tabak
- tabletler
- tagore
- tanışma
- tansiyon
- tantuni
- tarif
- tartışma
- taşınma
- tatil
- tedavi
- teknoloji
- telaş
- telefon
- televizyon
- temizlik
- tenis
- tenis turnuvası
- terlik
- tevfik fikret
- Tırpan
- tiyatro sahne
- tokat
- toplantı
- Tövbeler Tövbesi.
- Transfer
- tren
- TRT
- TSM
- Ttv
- Tuna Huş
- tutsak
- tuvalet
- tüketim
- Tülin Oral
- Türkan Saylan
- türkü
- TV
- Uğur Mumcu
- umut
- unutma
- uyku
- Üç Hür El
- ülke meseleleri
- ümit
- üretmek
- ütü
- vahşet
- vakit
- Vasuveda
- vatan
- William Holden
- William Wordsworth
- Wimbledon
- yağlıboya resim
- yağmur
- yalnızlık
- yaprak
- yarışma
- yaşam
- yaşlılık
- yatak
- yaz
- yeğen
- yeğenlerim
- yeme-içme
- yemek
- yemekteyiz
- yeni yıl
- yeni yıl kartları
- yesterday
- yıl dönümü
- yılbaşı
- yıldız
- yıldönümü
- yoksulluk
- yol
- yolculuk
- yolculuk.
- yorgünluk
- Young at Heart
- yönetici
- yün
- yürüyüş
- zaman
- Zeki Müren






