sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yeşilmişik  

Posted by Asuman Yelen in



Yeşilmişik







Kızarmışık





Sararmışık







Güzelmişik





Dökülmüşük







Seyrelmişik






Bitmişik




29 Ekim 2011 Çamlıca  

Posted by Asuman Yelen in , ,



















Ve Sonbahar Şimdi...  

Posted by Asuman Yelen in


Ruhum ve blogum ona kayıtsız kaldı diye Sonbahar konusunda suçluluk duyuyordum

günlerdir. Meğer yağmuru bekliyormuşum...

Dün gece bir çocukluk şarkısıyla başlamıştım yazıma. (Sonra boynum izin vermedi bitirmeme)


"Kurumuş dallar sarı yapraklar

Ağaçlara veda eder

Onları alır hırçın bir rüzgar

Uzaklara sürükler...


Kurumuş dallar sarı yapraklar

Ne acıklı bir nasibiniz var..."

....

Devamını getiremedim. Unutmuşum.


Bir de benim Fikret' imden bir giriş...



"HAZAN TEYZE

O her sabah uykusundan


Uyanırken mahmur mahmur,

Baygın gözlerinde ağlamaklı


Bir mahrumiyet okunur.


Has
ta, yazık, Hazan Teyze;

Hicran oldu hali bize!"

............



Sonra baba şairlerden örnekler, ki bu gün onları yazmamaya karar verdim, çoğunlukla veda,

ayrılık, hicran, hüsran, gözyaşı, ölüm vs...

Düşünüyorum da, asla bir anlam veremiyorum.


Tarafsız olarak, bu sonbahar düşkünlüğümün yaşamımın içinde bulunduğum dönemi ile

bir ilgisi var mı diye, düşünüyorum, hayır. O anlamda Kış' ın ortalarında bir yerlerde

olduğumun da bal gibi farkındayım üstelik. Yani, kaçıp sığınma, kalıp demir atma

durumları yok.

Gerilere doğru gidiyorum. Emeklilikte, çay, sabahlık, camda yağmur damlaları, geride

müzik durumları mı cazip, bu mudur diyorum. Bu da güzel tabii, ama değil.

Daha gerilere gidiyorum. Çalıştığım dönemlere. Ev ve iş çıkışlarında başımı kaldırıp, havayı

en çok zevkle içime çektiğim mevsim sonbahar. En rahat vasıta beklediğim, en keyifle

yürüdüğüm...Hafta sonları sinemalar, tiyatrolar. Dost toplantıları...

Daha geriye okul dönemine gidelim. Okulu sevdiğim zamanlarda, tembelleşip okulu

kırdığım zamanlarda... Hep sevdim. Trençkotuma, şemsiyeme düşen yağmur tıpırtılarına kulak

vermeyi, saçlarımın ıslanmasını, ıslak saçla eve döndüğümde annemin "bu ne hal böyle" diyerek

telaşlanmasını...

Çocukluğumda da en çok hatırladıklarım yağmurlu günlere dair. En özeller, en güzeller...



Sonbaharın, özellikle yağmurun benim tüm yaşamımda belirleyici, yaşadıklarımı ve

hissettiklerimi vurgulayan, garip bir gücü var. Oldu, oluyor ve eminim olacak...

Özellikle yağmur, tün yaşadıklarımın altını çiziyor, tüm düşündüklerimi anlamlı kılıyor,

tüm duygularımı sevincimi, hüznümü, umudumu, sevgimi doruklara taşıyor.


Beni bırakalım. Yapraklar kızarıp, sararıp dökülüyormuş muş. Sonra? Ne olmuş yani?

Önce bizim gözlerimizi sonra ressamların tuvalini şenlendiriyorlar.

Sonra, toprağa karbon ve azot olarak karışıp yeni bitkilere kim hayat veriyor?

Kıyılarda denizlere uçuşanlar deniz yaratıklarını beslemiyorlar mı?

Ve görüntüleriyle benim ruhumu...

Güneş eskisi gibi ısıtmıyormuş. Biz değil miydik "yetti bu güneş" diye feryad edenl. Akşam

olmasını bekleyerek eve kapanan. Benim gibi akşam çıkamayanlar için ne önerilir?


Sonbahar geldi uyuma ve kapanma mevsimidir diyorlar. Pöh.

Şimdi atacağız kendimizi dışarılara. Dostlarla buluşacağız. Dantel muhabbetler, entel

sohbetler yapacağız. En güzel sezon filmleri sizi bekliyor.

Ve en renkli fotoğraflar süsleyecek blogları şölen tadında...






Hep sevgiyle kalalım...

Hazan, hüzün ve huzur...  

Posted by Asuman Yelen in , ,




Dışarda şiddetli bir fırtına var...

Camların uğultusu İçerde Mary Hopkin' in duygulu sesine karışıyor.



"Those were the days, my friend


We thought they'd never end

We'd sing and dance forever and a day

We'd live the life we'd choose

We'd fight and never lose......."



Geyretkeş rüzgar, güzelim sonbaharımın tüm o gösterişli, şaşaalı renklerini önüne katıp

götürüyor. Sanki, benim umutlarımı, tüm yaşanmışlığımı, dolgunluğumu, dinginliğimi de

birlikte...


Her yıl daha da zorlaşıyor can dostum hazanımla vedalaşmak.

Tam da ruhlarımız iyice kaynaşmışken, yaralarımızı renklerimizle gizlemeyi

başarmış, ihtişamımızla, bilgeliğimizle ve capcanlı renklerimizle ilkbahara meydan okuyacak

kadar ileri gitmişken , nerden çıktı bu fırtına diyorum.


Tatlı hüzün yerini farklı bir korkuya bırakıyor.

Yanıbaşımda hafif hafif çalan güzelim şarkıların hatırlattıkları o kadar gerilerde kaldı ki...

Tüm o yaşananları tüm canlılığı ile hatırlıyor, tüm duyguları aynen hissediyor olmak,

yaklaşan ayazın hızını kesemiyor. O, buz gibi bakışları, sırtlan gülüşüyle, kucağında buzları,

eteğinda çamurlarıyla dosdoğru üzerimize geliyor.


Rüzgar camda uğulduyor. Güzelim yapraklarımı ordan oraya savuruyor. Renklerimi götürüyor.

Hazanımı, tatlı hüznümü ve huzurumu da birlikte.


Geride Louis Armstrong yumuşacık sesiyle söylüyor...


"I see trees of green, red roses too

I see them bloom for me and you

And I think to myself what a wonderful world..."




Bu şarkı bile işe yaramıyor.

Tonton şarkıcının güleç yüzünü, o geniş tebessümünü düşünüyorum. Olmuyor.


Bu gece mahsun yüzlü, derin bakışlı gencecik bir çocuğun yüzü gitmiyor gözlerimin önünden.

Ve o paramparça motosiklet...

Yarım kalan aşklar, geride bırakılan insanlar, bu vakitsiz gidiş...


Tom Jones' un "Green green grass of home " u geliyor aklıma.

Hani şu rüyasında gençliğini, evini, ilk sevgilisini görüyorken ansızın uyanıveren yalnız adamın

şarkısı...17 yaşımın şarkısı. Bulaşık yıkarken söylediğim...



"Then I awake and look around me,

At the four gray walls that surround me,

And I realize that I was only dreaming.

For there's a guard, and there's a sad old padre,

Arm in arm, we'll walk at daybreak.

Again, I'll touch the green, green grass of home...."




Rüzgar camımda ıslıklar çalıyor.

Bir yerlerde bir anne-baba, muhtemelen bir sevgili ve bir sürü dost ağlıyor...

Fırtına, can dostum Hazan' ımı, tatlı hüznümü ve beraberinde huzurumu çalıp götürüyor.

Gencecik bir delikanlının hayatıyla birlikte...

Ekim bitmeden  

Posted by Asuman Yelen in ,

2010 Ekim ayının muhtelif günlerinde parkımız ve bahçemizden Sonbahar görüntüleri.






Sevdiğim ikili. Can' ım ve Paçoz' um









































































































































































































































































































Gün batımına doğru yürüyüş

Ve Eylül  

Posted by Asuman Yelen in ,

Bana müjdeler olsun...

Mevsimim geldi. Capcanlı renkleriyle, tatlı tatlı ürperten esintileriyle, kuruyan doğaya ilaç gibi yetişen yağmurlarıyla, ardından gelen ve bir çoğumuza derin bir oohhh dedirten toprak kokusuyla, anılarıyla, duygularıyla, tüm zenginliğiyle Sonbahar geldi.

Algılarımın açıldığı, sevinçlerimin hüzünlerimin yoğunlaştığı, bana adeta varlığımı, farkındalığımı farkettiren, beni dışarı çeken, uzun uzun yürüme isteği uyandıran ya da koltuğumu camın önüne çektiren, oradan baktığım her şeyi görmemi, gördüğümü anlamlandırmayı sağlayan mevsim.

Yağmur...

Acı veya tatlı, fırtınalı ya da dingin yaşayıp geçtiğim, yaşamakta olduğum ve muhtemelen yaşayacağım bir sürü şeyin adeta altını çizerek büyüsüyle onu unutulmaz kılan, kılacak olan görgü tanığım, eşlikçim, şaheserim, dostum...

Ve dostlarım...

Yazın her biri bir yana dağılan eski ve yeni tüm dostların birlenme vakti Sonbahar. Telefonlar açılacak, günler tesbit edilecek, ajandalar dolmaya başlayacak. Sağlıklarda bir terslik olmazsa (inşallah olmaz) farklı zamanların farklı dostlarıyla farklı tarihlerde buluşulacak. Farklı muhabbetler açılacak. Tabii ortak konular da olacak. Bir kere herkes bir diğerine yazın yaradığını, gittikçe gençleştiğini mutlaka söyleyip aynısını ondan bekleyecek. Bu kesin. Ülke gündemi, ağrılar, sızılar, unutkanlıklar ve başka bir sürü şey de konuşulacak. Rejimlere dikkat edilerek yenilip içilecek. Tekrar görüşmek üzere vedalaşılıp herkes evine dönecek. Haziran' a kadar böyle sürüp gidecek.

Bu Sonbahar da eminim HER ŞEY çok güzel olacak...

Tüm mevsimleri sağlık, huzur, sevgi ve mutlulukla yaşamamızı diliyorum.

Sevgiyle kalın...

Sonbahar...  

Posted by Asuman Yelen in , ,




Sonbahar ortasında bir sonbahar. Bir başka sonbaharın cep telefonuyla resmedilmiş bir sonbahar hatırası... Dostlar lütfen bu fotoğrafta sanatsal bir kalite aramayın. Sadece bu gün yavrumun sararmış yapraklar ortasında otururken oluşturduğu bu tuhaf renk ve anlam bütünlüğü yüreğime dokundu ve beni aniden deklanşöre basmaya zorladı.

Kış yaklaşırken  

Posted by Asuman Yelen in , ,

Balkonumdan








Flue çiçekler



















Yine almış kamerayı eline
bizimki



















Yağmur sonrası kasveti





















Veda gözyaşı






















Renk cümbüşü

















Son yemek




















Beyazın varolma savaşı


















Kıştan korkmayanlar




















Ve aniden bastıran sis
















Hep sevgiyle kalalım...

Blog Widget by LinkWithin