evlat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Paçoz 12 Yaşında  

Posted by Asuman Yelen in ,

5 Aralık 2011 09.42

O kadar bekliyorken gününde unutmuşuz...

Parkta çocuklar hatırlattı.

1 Aralık 2011 de Paçoz 12 yaşına bastı.

Nice yıllara yavrum

Hep keyifle inşallah...












Giden yıllara ve gelen yıla dair (4)  

Posted by Asuman Yelen in , , ,


BABA...

Baba!
her yılbaşında
sana söyleyecek
bir tek
sözüm var:
'Seni ne kadar çok seversem
o kadar
çok olsun ömründen geçen yıllar...'

Baba!
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm, ne ölüm, ne korku
başımı eğemez!
Yalnız senin elini öpmek için
eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım...



Nazım Hikmet RAN

Tehlikeli İlişkiler  

Posted by Asuman Yelen in ,



Uzunca bir bankamatik sırasında bekliyorum.

Biraz ilerdeki marketin önünde duran birkaç masadan birinde iki kişi oturuyor ve hayli yüksek sesle yaptıkları konuşmalarından anne - kız oldukları hemen anlaşılıyor. Bu gün işittiğim bu diyalogun her kelimesi aklımda. Kalmayacak gibi değil çünkü. Unutacağımı da sanmıyorum.

“Beni yine aptal yerine koydun. Ulan ben sana demedim mi önce bana sormadan hiçbir şey yapma diye.”

“Ama bir dinle. Hiç sandığın gibi değil. Ben telefonda ona dedim ki…” Diğeri dinlemiyor.

“Kabahat bende. İplerini çok gevşettim. Hoşlanmıyorum ondan, konuşmayacaksın dedim mi demedim mi. “

“Ama ben sadece…”

“Dedim ya suç bende. Sana doğum gününde o telefonu almayacaktım. Mankafama tüküreyim. Bir de kullanmasını öğrettim. Sana telefon ne lazım. Yoo, alcam elinden. Kal telefonsuz da gör gününü.”

“Peki ama önce kadıncağıza bir izah etseydim. Şimdi ayıp olacak…”

“Ben ayıp falan bilmem. Ben sana görüşmeyeceksin demiştim. Hemen veriyorsun cebini. “

Atılıp masanın üzerindeki telefonu alıyor. “Ahanda sim kartını da çıkardım. Otur derdine yan şimdi. Yemek pişir, dantel işle. Benim başımı derde sokma. Bak gözüm üstünde. Bi farkediym aradığını, defolur giderim uzaklara bi daha da yüzümü göremezsin.”

Sarışın genç kız, hışımla çantasını omzuna atıyor, uzun saçlarını savura savura yürüyüp gidiyor.

Kırk yaşlarında sarışın kısa saçlı kadın, elinden oyuncağı alınmış bir bebek gibi şaşkın ve çaresiz, arkasından bakakalıyor. Göz göze geliyoruz. Yüzümde ne gördüyse -ki bu dehşet ve kızgınlık ve de şaşkınlık olabilir – utanarak başını önüne eğiyor. Bense üzülüyorum onu utandırdığım için. Kızgınlığım önce acımaya sonra tuhaf bir sevgiye dönüşüyor.

Sıra bana geliyor. Mekanik hareketlerle paramı çekerken aklım hep o mahzun ve güzel kadında. Bir kere daha göz göze gelmek istiyorum. Bu sefer ona yine hiç konuşmadan, sadece bakışlarımla “seni anlıyor ve seni seviyorum” demek istiyorum. Ama masada şimdi asık suratlı bir adam oturmuş gazetesini okuyor. Hemen dönüp yola bakıyorum. Sarışın kadın uzaklaşmakta. Kot pantalonu ve siyah penye bluzu ile neredeyse kızı kadar alımlı. Sadece omuzları düşük, adımları ağır. Kalabalığın arasına karışıyor, yitip gidiyor.



Hep sevgiyle kalalım...

Dünyanın merkezi  

Posted by Asuman Yelen in , , , , , ,

Seni güldüren şey nedir , ömrümün mini mini goncası?









Ey kanmayan kalb, senin küçük gül avcuna koymak için, dünyayı bir yemiş gibi gökten koparayım mı?

R.Tagore


Herşeyi bir tarafa bırakıp her gün bu postu yayınlamak istiyorum. Ve herkesin her gün bu yazıyı okumasını.....


Sevgiyle kalın..






İftira  

Posted by Asuman Yelen in , , , , ,


Gözlerinde bu yaşlar neden, çocuğum?

Seni böyle daima azarlamaları ne müthiş? Yazı yazarken yüzünü ve parmaklarını mürekkeple boyamışsın. Bunun için mi sana kirli diyorlar?

Ne ayıp!...Yüzünü mürekkeple bulaştırdı diye onlar tolon aya kirli demeye cesaret edebilirler mi?

Her ufak şey için seni yeriyorlar çocuğum, onlar yok yere kusur bulmaya her zaman hazırdırlar…

Oyun oynarken elbiseni yırttın…Bunun için mi sana çapaçul diyorlar.

Ne ayıp!...Parça parça bulutların arasından gülümseyen bir sonbahar sabahına, nasıl bir ad takabilecekler, bakalım?

Onların sana her söylediklerine kulak asma, çocuğum. Onlar senin kabahatlerini uzun uzun anlatır dururlar. Senin tatlı tatlı yiyecekleri ne kadar sevdiğini herkes bilir. Onun için mi sana obur diyorlar?

Ne ayıp!...Öyle ise seni seven bizlere ne diyecek, ne isim verecekler bakalım.

R.Tagore

Ne Zaman ve Neden  

Posted by Asuman Yelen in , , , ,


Sana renkli oyuncaklar getirdiğim zaman, çocoğum, bulutlarda, sularda neden böyle renk oyunları olduğunu; ve sana renkli oyuncaklar verdiğim zaman, çiçeklerin neden böyle hafif renklerle boyandıklarını anlarım, çocuğum.

Seni raksettirmek için şarkı söylediğim zaman, yapraklarda neden musikinin bulunduğunu gerçekten anlarım.

Ve seni raksettirmek için şarkı söylediğim vakit, dalgaların neden dinleyen toprağın kalbine sesler korosu yolladığını anlarım.

Senin obur ellerine tatlı yiyecekler getirdiğim zaman, çiçeğin kadehinde neden bal olduğunu bilirim; yemişlerin neden gizlice tatlı usare ile dolduklarını da senin haris ellerine tatlı yiyecekler getirdiğim zaman anlarım.

Seni gülümsetmek için yüzünü öptüğüm zaman yavrum, sabah aydınlığında gökten nasıl bir zevkin aktığını; ve yaz rüzgarlarının vücuduma nasıl haz verdiğini, neş’e getirdiğini, seni tebessüm ettirmek için yüzünü öptüğüm zaman mutlaka anlarım.

R.Tagore

Blog Widget by LinkWithin