Güneydoğudan öyküler-Önce vatan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Zehir zemberek sofralar  

Posted by Asuman Yelen in


Güneydoğu' dan Öyküler- Önce Vatan

Şırnak'ta, bir askeri lojmanda bir akşam yemeği. Asker eşi, hemşire ve doktorları yemeğe davet

eder.

Hamile bir yüzbaşı eşi, sade bir tavırla, kah gülerek, kah gözyaşı dökerek içini dökmektedir. Her

kelimesi insanın içini burkan, yürekten sarsan, rahatını kaçıran cinsten bir serzeniştir bu.


Aynı anda bir başka şehirde başka bir sofrada bir anne ile baba, sıcak çatışma bölgesinde

askerlik yapan oğullarından haber alabilmek için çırpınmaktadır. Gelen bir telefon, kurulamayan

iletişim.

Çaresizce haber kanalından isim öğrenme çabaları. O anne ve babanın korku ve telaşı.

Tam ümidi kesmişken yaşadığını öğrenince duydukları sevinç...


O sofralar gerçek. O analar babalar kardeşler, o eşler gerçek. O duygular gerçek. O beklemeler,

o zehir olan sofralar, o boğazlarda büyüyen lokmalar, korkular, acılar, umutlar, umutsuzluklar,

çaresizlikler, alt katımızda, bir sokak ötedeki evde, yarın ihtimal ki bizim evde.


Bir diziden bahsetmiyorum. Bir dizi hakkında bir şeyler yazmaya çalışmıyorum. Savaş sahneleri,

ameliyat sahneleri, teknik açıdan hatalı olabilir. Bazı olaylar ajitasyon olarak nitelendirilebilir.

Daha bir sürü aksaklık görülebilir.


Ama o iki akşam yemeği...


O asker eşinin ağzından çıkan her sözcük, gözünden damlayan her damla yaş ...

O asker anne ve babasının çaresizliği, korkuları, feryatları, çabaları...


Bu ikinci seyredişim. İlkinde çok gözyaşı dökmüştüm. Tekrarını daha dikkatli izlemeye çalıştım.

Yine çok ağladım. Bir kere, bir kere daha seyretsem gene ağlayacağımdan eminim.

Aslında bu denli üzüleceğimi bile bile seyretmem bir şeyleri. Canımı sokakta bulmadım ben.

Ama, o kadının önce gözleri sonra sözleri tuhaf bir şekilde yakalıyor ve çekiyor. Bakakalıyor

insan, kaçmaya utanıyor.

Kendi rahatlığının, endişesiz, tasasız aldığı her nefesin diyetini ödüyor seyrederek ve kahrolarak.

Ve işin kötüsü seyrederken de utanıyor...Gündelik, dertlerinden, küçük ağrılar nedeniyle

sızlanmalarından, rahatça yutabildiği lokmalardan utanıyor.

Bir mucize olsa da diyor insan, bu anlamsız savaş bitse, gözyaşları dinse, insanlar huzur içinde

yeseler yemeklerini, lokmalar boğazlarda büyümese....

Blog Widget by LinkWithin