Ekrem Bora etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bahtsız Ağabey  

Posted by Asuman Yelen in


Kırk yıl önce okuduğum Genç Werther ve onun bizdeki versiyonu Eylül 'ün (Mehmet Rauf)

Necib' inden bir de hemen aklıma gelen Reşat Nuri' nin Homongolosu ve benzer birkaç eserden

sonra hep umutsuz aşıklar için kahrolmuş, benzer filmlerin finalinde kavuşanlar için

sevinmekten çok mahsun üçüncü için üzülmüşümdür.

Biraz içime su serptiği için olsa gerek, açıkta kaldığına sevindiğim tek aşık, Al Yazmalım' ın İlyas'

ı dır diyebilirim. Hep, eser farklı biçimde noktalansaymış, aşk büyük bir yara alacakmış, okur

ya da izleyici için de bu kadar anlamlı olmayacakmış gibi gelir.


Çocuk ve ergen yaşlarda geride mahsun kalan ağabey için de hep onunla birlikte gözyaşı

dökmüşümdür. Ekrem Bora ile birlikte...


Üzülerek "di' li geçmiş zaman" a geçiyorum...

Türk Sineması' nın bahtsız jönü, sacayağı aşkların şanssız ayağıydı o. Pek mutlu olamadı

filmlerinde. Hep babasızdı. Genellikle annesi ve bir erkek kardeşi olur, onlara bakabilmek için

genç yaşında hayata atılır, çoğunlukla da pis işlere bulaşır ama mutlaka bir şekilde zengin

olurdu. İş hayatında acımasız, vuran kıran biriyken,annesinin saygılı evladı, kardeşinin şefkatli

abisi idi. Onu okutup ya doktor veya avukat ya da mühendis olmasını sağlardı. Onu hep

korurdu. Gün gelir, bu meslek sahibi yakışıklı birader koca memlekette başka kız yokmuş gibi

gidip onun deli gibi sevdiği, üzerine titrediği, tüm servetini ayakları altına serdiği güzel sevgilisini

bulur, bir güzel kendisine aşık olmasını sağlardı. Baştan, aşk ve öfkeyle gözü kararır, umutsuzca

mücadelesini eder sonunda salıverirdi gitmeleri için.

Ne Türkân Şoray, ne Hülya Koçyiğit, ne de Filiz Akın, bir kerecik bile ona kalmadı.


Bana göre güzel gözleri güçlü yüz hatlarıyla hepsinin de en yakışıklısıydı üstelik...

Nurlar içinde yat Ekrem Bora...

Blog Widget by LinkWithin