hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hoşafın Yağı  

Posted by Asuman Yelen in ,



Çok iyi hatırlıyorum. Babam bir sahur sofrasında anlatmıştı.

Yeniçeri ocağının mutfağına bir görevli teftişe gitmiş. Akşam özenle pişirilen yemekler

gıcır gıcır yıkanıp temizlenmiş kap kacaklarla askerlere sunulmuş. Sıra hoşafa gelince

masalarda bir hareketlenme başlamış. Kâsesinden bir kaşık alan kaşığı fırlatmış. Öfke

dalga dalga yayılmış. Hepsi kaşıklarını masaya vurmaya başlamış. Bir yandan da

bağırıyorlarmış. "HOŞAFIN YAAĞI KESİLDÜÜ...HOŞAFIN YAAĞI KEESİLDÜÜÜ..."

Daha önce çorba içtikleri belki yahni yedikleri taslar yıkanmadan hoşaf konulup

getirildiği için hoşafın yüzeyinde biriken artık yağlara alışan civanlar temiz

taslardaki duru hoşafları yavan bulmuşlar. Yağın hoşaflarından esirgendiğini düşünüp

kazan kaldırmışlar.


Benim bünye de her diyet girişimimde olduğu gibi yine isyanlarda.

Gastrointestinal sistemim ayaklanmış vaziyette. Bazan "yağsız yemek istemezüük" diye

bağırıyorlar. Bazan "piilav böörek isterüük" şeklinde slogan atıyorlar. En yaygın olanı da

"elma ayva sizin olsun-helva baklava beru gelsuun" şeklinde.


İşin aslı, benim bünyeye diyet yaramıyor. Doktora gitmediğimden olacak, hassasiyetlerimin

farkında olmadığından, her diyet yapışımda aynı büyük sıkıntıları, ağrıları sancıları

çekiyorum. Ayrıntılara girmek istemiyorum ama metabolizmam allak bullak oluyor.

Beraberinde de sinirlerim altüst vaziyette tabii. Asabiyet, sürekli ağlama isteği,

motivasyon eksikliği. Ben bu durımu blogumda da birkaç kere anlatmışım. Dönüp

bakınca hep altından bir diyet çıkıyor.

Zor günler geçirmekteyim vesselâm...
.

Nekahatın dayanılmaz hafifliği...  

Posted by Asuman Yelen in , ,


Sabah anne rahminden çıkar gibi çıkarsınız uykunun kucağından...

Bebek gibi.

Farklı gelir o sabah, bir önceki sabahtan, son bir hafta, hatta son bir ay, belki de son

on yılın o genellikle yorgun ve sefil rutin sabahlarından...

Şööyle bir gerinir, biraz bekler, gördüğünüz o deliksiz uykunun o güzel rüyasını hatırlamaya

çalışırsınız. Bölük pörçük aklınıza gelenler gülümsetir sizi.

Keyifle yataktan kalkar, tatlı bir baş dönmesiyle banyoya gider yüzünüzü havluyla kurularken

aynaya bir göz atar, gözlerinizin ölmüş balık gibi bakmadığını, göz altı morluklarınızın sizi

terkettiğini keyifle izlersiniz. Sahbazdan şaha geri dönüş başlamıştır...

Sonra yaşam filminiz bir hafta önce takıldığı yerden devam etmeye başlar. Şampiyon çayınız

ince belli bardağınızdadır, yıllardır alıştığınız aromasıyla keyfinize keyif katar. Kekikli kaşarlı

tostunuz boğazınızdan rahatça geçebilmektedir. Üzerine yaktığınız keyif cigaranız tatlı tatlı

başınızı döndürür. Tadına varırsınız yaşamın. Köpeğiniz sevinçle kuyruğunu sallar.


Nekahatin en güzel yanı, tembelliği size ananızın ak sütü kadar helal kılmasıdır.


Sevdikleriniz işlerine güçlerine giderken size yemin ettirirler istirahat edeceğiniz konusunda.

Normal zamanda tembellik, yaşamınızı aksatmasa da, sizden hiç kimse bir şey beklemese de

beyninizin bir köşesini hep rahatsız edip tadınızı kaçırırken, böyle zamanlarda oturduğumuz,

yattığımız yere rahatça yerleşiriz. Bu rahatlık yaptığımız iş, okuduğumuz ya da seyrettiğimiz şey

için tam bir konsantrasyon sağlar.

Bir gün önce vara yoğa ağlayan hassas bünye ansızın bağıra çağıra şarkılar söylemek ister.


Kardeşi olanlar bilirler. Hasta olan kardeş kıskanılır. Sürekli yatıyor olması (okula gitmemesi)

mazhar olduğu ihtimam (sizden esirgenen) yediği tuzsuz lapa, haşlanmış patates (size bal

börek) ağzına kaşıkla verilen öksürük şurubu (size iksir), tüm bunlar kıskanılır. Onu itip

kendiniz yatmak istersiniz o özel yatağa.

Birgün sıra size geldiğinde ateş,ağrılar ve sancılar anlatır size hastalığın ne menem bir şey

olduğunu. Sonra o sihirli gün gelir. Ağrılar, sancılar geçer. Ateş düşer. Geriye

işte o tatlı alaka kalır. Naz- niyaz tavan yapar. İhtimamın dibi ekmekle sıyırılır.

Nekahat, yaşama naz yapma dönemidir.


Herkese sağlıklar diliyorum...

Grip  

Posted by Asuman Yelen in ,


Hafif üşüme titremelerle başladı. Sonra hapşuruklar, öksürükler, sonra göğüs ve sırt ağrıları.

Halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları. Boğazda berbat bir yanma.


Ben ne yaptım? Önce yok saymaya çalıştım. Anlamamış gibi yaptım. Yüz vermezsem gider

dedim ama arsızmış gitmedi. Yattım sonunda.


Sırtıma-göğsüme yün. Buğu septil. Kalsiyum Sandoz. Bir de Bepanthen Pastil.


Sabahları bir kaşık pekmez. Bol portakal ve greypfurt suyu. Ballı süt. Tavuk suyuna şehriye

çorbası. Limonlu.


Doktor? Mecbur kalmadıkça (dayanılmaz ağrılar filan) gitmem.


Tanıyanlar bilir. Bucak bucak kaçarım. Loş muayenehanelerden, kliniklerden, tahlil ve

rontgenlerden, reçetelerden, eczanelerden, ilaçlardan.


Tabii kaçabildiğim kadar.


Neyse şimdi daha iyiyim dostlar. Ağrılarım azaldı. Ha bu arada ateşim hiç çıkmadı allahtan. Biraz

halsiz biraz da yorgunum o kadar.


Sağlıcakla kalın...

Placebo etkisi  

Posted by Asuman Yelen in , , , , ,

Benim canım kız kardeşim

Geçenlerde, bir tanecik kız kardeşimle günlük kahve muhabbetindeydim. Uzattığı kahveyi almak üzere kolumu kaldırır kaldırmaz elimde olmadan bir "ah" sesi çıktı ağzımdan. Artık dostlarım beni tanıdığından, yaşımı tekrarlayıp ağrılarıma bir de sinir bozukluğu eklemek istemiyorum.
Bahar aylarında tüm eklemleri ağrayan insanların yaşındayım. (Şimdi hiç sinirim bozulmadı. Üstü kapalı geçtim ya hesapça :(( ) Her neyse sevgili kardeşim hemen sordu sorusunu. "Yünün nerde senin bakiim??" Hemen o anda ovuşturmaya çalıştığım omzumun sancısının hafiflediğini hissettim. Beline sardığı yün atkının kazağının altından sarkan yıpranmış püsküllerini savurarak, neşeyle sallanan koltuğuna oturan tatlı kardeşime minnetle gülümsedim. Bir gün önce aynı koltuğa belinin ağrısı yüzünden binbir ah ve de of la zorlukla kendini atan eşsiz kardeşim karşımda taze gelinler gibi sırıtmaktaydı. "Fazla söze gerek yok her şey ortada" der gibiydi kahvesiz eliyle atkının püsküllerini okşarken.

Efsunlu yünüm

Eve döner dönmez ilk işim, komodinimin, fularlarımın arasındaki en mutena köşesinde sakladığım (kaybetmek riskini hiçbir zaman göze almak istemem) sevgili yünümü bulup çıkarmak oldu. Artık bana karada ölüm yoktu. Artık tüm ağrılarım ve tüm sıkıntılarım sona ermişti.

Ağrıyan yerlerimize hemen bir parça yün sarma alışkanlığı, bize anneannemden intikal etmiş bir alışkanlık. Ona da muhtemelen kendi anneannesinden geçmişti. Herkese denemesini tavsiye ediyorum. Mutlaka saf yün olmalı. Boynunuz mu ağrıyor, dirseğiniz mi, bileğiniz mi, beliniz mi. Sarıverin üzerine, anında sızılarınız geçecek, yüzünüz yeniden gülmeye başlayacaktır.

Yoksa abartıyor muyum

Bana gelince, ben işi iyiden iyiye ileri götürdüm. Aslında başından anlatmakta yarar var. Gecelerden bir gece, yatağımda yine, uykusuz bir gece geçireceğim korkusuyla bir sağa bir sola dönmekteydim. Öyle ya, bir gece önce sabaha kadar dönmüş durmuş, daldığım birkaç dakika içinde de karabasanlar görmüştüm. Halbuki üst kattaki komşumun yaptığı muhteşem çiğ börekleri yemiş, üzerine de keyifle çaylarımızı yudumlamıştık. Son derece mutluydum yattığımda. Aslında akşamları pek fazla yemek istemezdi canım. Keyifsiz yatardım o yüzden. Her neyse öyle sıkıntıyla bir sağa bir sola dönerken, gözüme komodinin üzerinde duran sevgili yünüm ilişti. Uzanıp aldım, gözlerime sardım. Bir güzel mışıl mışıl uyuduğum gibi tatlı tatlı da rüyalar görmez miyim…

Yok Artık

Bendeki yün parçasının faydalarının sınırı yok. Her gün bir yenisi ekleniyor. Geçen gün kızartma yaparken koluma yağ sıçradı. Anında acısını aldı. Geçenlerde saçımın çok döküldüğümden bahsedecek oldum, akıllı kız kardeşim “yünü dene” dedi. Islak saçımın üzerine beş dakika sardım. Anında dökülme durdu. Üstelik gürleşti, parlaklık, canlılık geldi. Benim yünüm bundan başka kaşıntıya, döküntüye, açık- kapalı yaralara birebir.

İşin en güzel yanı, boyundaki ve göz kenarındaki kırışıklıklara öyle iyi geliyor ki, inanamazsınız. (İnanmayın da zaten) Bezi hafif nemlendiriyor, üzerinde iki buçuk dakika kadar bekletiyorsunuz. Sakın fazla tutmayın çilt gereğinden fazla geriliyor, patlama riski ortaya çıkıyor. Sonuç mükemmel. Aynaya bakmaya doyamıyorsunuz. :)))

Yarımbıyık' ın değerli katkısı

Size şeker kız kardeşimin son deneyiminden bahsedeyim. Beş kilo fazlası var. Malum metabolizma bu mevsimde adeta duruyor. Tam tartının üzerine çıkacakken yarım bıyıklı kedisi ağzında getirdiği yün atkıyı bırakıvermiş kantarın üzerine. Gözlerine inanamamış. Tam beş kilo eksik. Atkıyı kaldırıp yarım bıyıklıyı da bir güzel azarladıktan sonra salim kafayla yeniden çıkmış tartı aletine. Tahmin ettiğiniz gibi yarım kilo fazla. Üç kere denedikten sonra, az önce beni arayıp müjdeli haberi verdi.

Ve mutlu son

Bu yazıyı tamamladıktan sonra doğru banyoya gideceğim, boynumdaki yün bezi tartıma serip kilomu ölçeceğim. Biraz morale herkes kadar benim de ihtiyacım var öyle değil mi…

:)))))))))))))))))))


Hep sağlıklı ve neşeli kalalım...

Blog Widget by LinkWithin