
Çok iyi hatırlıyorum. Babam bir sahur sofrasında anlatmıştı.
Yeniçeri ocağının mutfağına bir görevli teftişe gitmiş. Akşam özenle pişirilen yemekler
gıcır gıcır yıkanıp temizlenmiş kap kacaklarla askerlere sunulmuş. Sıra hoşafa gelince
masalarda bir hareketlenme başlamış. Kâsesinden bir kaşık alan kaşığı fırlatmış. Öfke
dalga dalga yayılmış. Hepsi kaşıklarını masaya vurmaya başlamış. Bir yandan da
bağırıyorlarmış. "HOŞAFIN YAAĞI KESİLDÜÜ...HOŞAFIN YAAĞI KEESİLDÜÜÜ..."
Daha önce çorba içtikleri belki yahni yedikleri taslar yıkanmadan hoşaf konulup
getirildiği için hoşafın yüzeyinde biriken artık yağlara alışan civanlar temiz
taslardaki duru hoşafları yavan bulmuşlar. Yağın hoşaflarından esirgendiğini düşünüp
kazan kaldırmışlar.
Benim bünye de her diyet girişimimde olduğu gibi yine isyanlarda.
Gastrointestinal sistemim ayaklanmış vaziyette. Bazan "yağsız yemek istemezüük" diye
bağırıyorlar. Bazan "piilav böörek isterüük" şeklinde slogan atıyorlar. En yaygın olanı da
"elma ayva sizin olsun-helva baklava beru gelsuun" şeklinde.
İşin aslı, benim bünyeye diyet yaramıyor. Doktora gitmediğimden olacak, hassasiyetlerimin
farkında olmadığından, her diyet yapışımda aynı büyük sıkıntıları, ağrıları sancıları
çekiyorum. Ayrıntılara girmek istemiyorum ama metabolizmam allak bullak oluyor.
Beraberinde de sinirlerim altüst vaziyette tabii. Asabiyet, sürekli ağlama isteği,
motivasyon eksikliği. Ben bu durımu blogumda da birkaç kere anlatmışım. Dönüp
bakınca hep altından bir diyet çıkıyor.
Zor günler geçirmekteyim vesselâm...
.

Sabah anne rahminden çıkar gibi çıkarsınız uykunun kucağından...
Bebek gibi.
Farklı gelir o sabah, bir önceki sabahtan, son bir hafta, hatta son bir ay, belki de son
on yılın o genellikle yorgun ve sefil rutin sabahlarından...
Şööyle bir gerinir, biraz bekler, gördüğünüz o deliksiz uykunun o güzel rüyasını hatırlamaya
çalışırsınız. Bölük pörçük aklınıza gelenler gülümsetir sizi.
Keyifle yataktan kalkar, tatlı bir baş dönmesiyle banyoya gider yüzünüzü havluyla kurularken
aynaya bir göz atar, gözlerinizin ölmüş balık gibi bakmadığını, göz altı morluklarınızın sizi
terkettiğini keyifle izlersiniz. Sahbazdan şaha geri dönüş başlamıştır...
Sonra yaşam filminiz bir hafta önce takıldığı yerden devam etmeye başlar. Şampiyon çayınız
ince belli bardağınızdadır, yıllardır alıştığınız aromasıyla keyfinize keyif katar. Kekikli kaşarlı
tostunuz boğazınızdan rahatça geçebilmektedir. Üzerine yaktığınız keyif cigaranız tatlı tatlı
başınızı döndürür. Tadına varırsınız yaşamın. Köpeğiniz sevinçle kuyruğunu sallar.
Nekahatin en güzel yanı, tembelliği size ananızın ak sütü kadar helal kılmasıdır.
Sevdikleriniz işlerine güçlerine giderken size yemin ettirirler istirahat edeceğiniz konusunda.
Normal zamanda tembellik, yaşamınızı aksatmasa da, sizden hiç kimse bir şey beklemese de
beyninizin bir köşesini hep rahatsız edip tadınızı kaçırırken, böyle zamanlarda oturduğumuz,
yattığımız yere rahatça yerleşiriz. Bu rahatlık yaptığımız iş, okuduğumuz ya da seyrettiğimiz şey
için tam bir konsantrasyon sağlar.
Bir gün önce vara yoğa ağlayan hassas bünye ansızın bağıra çağıra şarkılar söylemek ister.
Kardeşi olanlar bilirler. Hasta olan kardeş kıskanılır. Sürekli yatıyor olması (okula gitmemesi)
mazhar olduğu ihtimam (sizden esirgenen) yediği tuzsuz lapa, haşlanmış patates (size bal
börek) ağzına kaşıkla verilen öksürük şurubu (size iksir), tüm bunlar kıskanılır. Onu itip
kendiniz yatmak istersiniz o özel yatağa.
Birgün sıra size geldiğinde ateş,ağrılar ve sancılar anlatır size hastalığın ne menem bir şey
olduğunu. Sonra o sihirli gün gelir. Ağrılar, sancılar geçer. Ateş düşer. Geriye
işte o tatlı alaka kalır. Naz- niyaz tavan yapar. İhtimamın dibi ekmekle sıyırılır.
Nekahat, yaşama naz yapma dönemidir.
Herkese sağlıklar diliyorum...

Hafif üşüme titremelerle başladı. Sonra hapşuruklar, öksürükler, sonra göğüs ve sırt ağrıları.
Halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları. Boğazda berbat bir yanma.
Ben ne yaptım? Önce yok saymaya çalıştım. Anlamamış gibi yaptım. Yüz vermezsem gider
dedim ama arsızmış gitmedi. Yattım sonunda.
Sırtıma-göğsüme yün. Buğu septil. Kalsiyum Sandoz. Bir de Bepanthen Pastil.
Sabahları bir kaşık pekmez. Bol portakal ve greypfurt suyu. Ballı süt. Tavuk suyuna şehriye
çorbası. Limonlu.
Doktor? Mecbur kalmadıkça (dayanılmaz ağrılar filan) gitmem.
Tanıyanlar bilir. Bucak bucak kaçarım. Loş muayenehanelerden, kliniklerden, tahlil ve
rontgenlerden, reçetelerden, eczanelerden, ilaçlardan.
Tabii kaçabildiğim kadar.
Neyse şimdi daha iyiyim dostlar. Ağrılarım azaldı. Ha bu arada ateşim hiç çıkmadı allahtan. Biraz
halsiz biraz da yorgunum o kadar.
Sağlıcakla kalın...
Benim canım kız kardeşim
Geçenlerde, bir tanecik kız kardeşimle günlük kahve muhabbetindeydim. Uzattığı kahveyi almak üzere kolumu kaldırır kaldırmaz elimde olmadan bir "ah" sesi çıktı ağzımdan. Artık dostlarım beni tanıdığından, yaşımı tekrarlayıp ağrılarıma bir de sinir bozukluğu eklemek istemiyorum.
Bahar aylarında tüm eklemleri ağrayan insanların yaşındayım. (Şimdi hiç sinirim bozulmadı. Üstü kapalı geçtim ya hesapça :(( ) Her neyse sevgili kardeşim hemen sordu sorusunu. "Yünün nerde senin bakiim??" Hemen o anda ovuşturmaya çalıştığım omzumun sancısının hafiflediğini hissettim. Beline sardığı yün atkının kazağının altından sarkan yıpranmış püsküllerini savurarak, neşeyle sallanan koltuğuna oturan tatlı kardeşime minnetle gülümsedim. Bir gün önce aynı koltuğa belinin ağrısı yüzünden binbir ah ve de of la zorlukla kendini atan eşsiz kardeşim karşımda taze gelinler gibi sırıtmaktaydı. "Fazla söze gerek yok her şey ortada" der gibiydi kahvesiz eliyle atkının püsküllerini okşarken.
Eve döner dönmez ilk işim, komodinimin, fularlarımın arasındaki en mutena köşesinde sakladığım (kaybetmek riskini hiçbir zaman göze almak istemem) sevgili yünümü bulup çıkarmak oldu. Artık bana karada ölüm yoktu. Artık tüm ağrılarım ve tüm sıkıntılarım sona ermişti.
Ağrıyan yerlerimize hemen bir parça yün sarma alışkanlığı, bize anneannemden intikal etmiş bir alışkanlık. Ona da muhtemelen kendi anneannesinden geçmişti. Herkese denemesini tavsiye ediyorum. Mutlaka saf yün olmalı. Boynunuz mu ağrıyor, dirseğiniz mi, bileğiniz mi, beliniz mi. Sarıverin üzerine, anında sızılarınız geçecek, yüzünüz yeniden gülmeye başlayacaktır.
Yoksa abartıyor muyum
Bana gelince, ben işi iyiden iyiye ileri götürdüm. Aslında başından anlatmakta yarar var. Gecelerden bir gece, yatağımda yine, uykusuz bir gece geçireceğim korkusuyla bir sağa bir sola dönmekteydim. Öyle ya, bir gece önce sabaha kadar dönmüş durmuş, daldığım birkaç dakika içinde de karabasanlar görmüştüm. Halbuki üst kattaki komşumun yaptığı muhteşem çiğ börekleri yemiş, üzerine de keyifle çaylarımızı yudumlamıştık. Son derece mutluydum yattığımda. Aslında akşamları pek fazla yemek istemezdi canım. Keyifsiz yatardım o yüzden. Her neyse öyle sıkıntıyla bir sağa bir sola dönerken, gözüme komodinin üzerinde duran sevgili yünüm ilişti. Uzanıp aldım, gözlerime sardım. Bir güzel mışıl mışıl uyuduğum gibi tatlı tatlı da rüyalar görmez miyim…
Yok Artık
Bendeki yün parçasının faydalarının sınırı yok. Her gün bir yenisi ekleniyor. Geçen gün kızartma yaparken koluma yağ sıçradı. Anında acısını aldı. Geçenlerde saçımın çok döküldüğümden bahsedecek oldum, akıllı kız kardeşim “yünü dene” dedi. Islak saçımın üzerine beş dakika sardım. Anında dökülme durdu. Üstelik gürleşti, parlaklık, canlılık geldi. Benim yünüm bundan başka kaşıntıya, döküntüye, açık- kapalı yaralara birebir.
İşin en güzel yanı, boyundaki ve göz kenarındaki kırışıklıklara öyle iyi geliyor ki, inanamazsınız. (İnanmayın da zaten) Bezi hafif nemlendiriyor, üzerinde iki buçuk dakika kadar bekletiyorsunuz. Sakın fazla tutmayın çilt gereğinden fazla geriliyor, patlama riski ortaya çıkıyor. Sonuç mükemmel. Aynaya bakmaya doyamıyorsunuz. :)))
Yarımbıyık' ın değerli katkısı
Size şeker kız kardeşimin son deneyiminden bahsedeyim. Beş kilo fazlası var. Malum metabolizma bu mevsimde adeta duruyor. Tam tartının üzerine çıkacakken yarım bıyıklı kedisi ağzında getirdiği yün atkıyı bırakıvermiş kantarın üzerine. Gözlerine inanamamış. Tam beş kilo eksik. Atkıyı kaldırıp yarım bıyıklıyı da bir güzel azarladıktan sonra salim kafayla yeniden çıkmış tartı aletine. Tahmin ettiğiniz gibi yarım kilo fazla. Üç kere denedikten sonra, az önce beni arayıp müjdeli haberi verdi.
Bu yazıyı tamamladıktan sonra doğru banyoya gideceğim, boynumdaki yün bezi tartıma serip kilomu ölçeceğim. Biraz morale herkes kadar benim de ihtiyacım var öyle değil mi…
:)))))))))))))))))))Hep sağlıklı ve neşeli kalalım...
Bu Blogda Ara
Contributors
Blog Listem
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba,7 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum10 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba demeye geldim...11 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
TAŞINDIM...15 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İzleyiciler
Yazı Arşivi
-
►
20
(5)
- ► Eylül 2020 (1)
- ► Ağustos 2020 (3)
- ► Temmuz 2020 (1)
-
►
17
(4)
- ► Nisan 2017 (1)
- ► Şubat 2017 (1)
-
►
16
(1)
- ► Şubat 2016 (1)
-
►
15
(1)
- ► Ağustos 2015 (1)
-
►
14
(16)
- ► Aralık 2014 (1)
- ► Eylül 2014 (2)
- ► Ağustos 2014 (1)
- ► Haziran 2014 (1)
- ► Mayıs 2014 (2)
- ► Nisan 2014 (4)
- ► Şubat 2014 (1)
-
►
13
(44)
- ► Aralık 2013 (3)
- ► Kasım 2013 (3)
- ► Eylül 2013 (6)
- ► Ağustos 2013 (3)
- ► Temmuz 2013 (1)
- ► Haziran 2013 (1)
- ► Mayıs 2013 (3)
- ► Nisan 2013 (7)
- ► Şubat 2013 (3)
-
►
12
(96)
- ► Aralık 2012 (2)
- ► Kasım 2012 (4)
- ► Eylül 2012 (16)
- ► Ağustos 2012 (7)
- ► Temmuz 2012 (5)
- ► Haziran 2012 (8)
- ► Mayıs 2012 (10)
- ► Nisan 2012 (14)
- ► Şubat 2012 (8)
-
►
11
(179)
- ► Aralık 2011 (19)
- ► Kasım 2011 (38)
- ► Eylül 2011 (14)
- ► Ağustos 2011 (17)
- ► Temmuz 2011 (8)
- ► Haziran 2011 (14)
- ► Mayıs 2011 (11)
- ► Nisan 2011 (9)
- ► Şubat 2011 (10)
-
►
10
(152)
- ► Aralık 2010 (12)
- ► Kasım 2010 (12)
- ► Eylül 2010 (9)
- ► Ağustos 2010 (12)
- ► Temmuz 2010 (7)
- ► Haziran 2010 (12)
- ► Mayıs 2010 (11)
- ► Nisan 2010 (17)
- ► Şubat 2010 (11)
-
►
09
(186)
- ► Aralık 2009 (22)
- ► Kasım 2009 (22)
- ► Eylül 2009 (17)
- ► Ağustos 2009 (24)
- ► Temmuz 2009 (19)
- ► Haziran 2009 (20)
- ► Mayıs 2009 (20)
- ► Nisan 2009 (8)
- ► Şubat 2009 (5)
Müzik
Popüler Yazılar
-
İyi ki iki kez sınıfta kalmışım lise ikide. Kalmışım da bir sene de evde oturmuşum. Bakkal dümbüllüye her gidişimde pijamasıyla daml...
-
Hızla yanlarından geçıp gidiyordum ki ağabeyin sesini duydum. "Sakın birbirinizin elini bırakmayın. Yanımdan ayrılmayın. Caddeye de fır...
-
Paadişaanın üç kızı varmış. Bir gün onları yanına çağırmış. "Hadi bakiim cevap verin" demiş. "...
-
Akşamlar inerken mavi sulara Bir kırık cam olur ufukta güneş Vecdine layık o hülyalı bakışlara O hem bir neşedir hem de elem ruhlu eş....
-
Güneşli bir Pazar gününe uyandım... Boyun, sırt, bel ağrısı, gaz sıkıntısı, kafa çınlaması, ruhumdaki ağırlık, beynimdeki karmaşa, k...
-
Yine aynı şey oldu. Minik bir bir dileğim hiç beklemediğim bir şekilde gerçekleşti. Geçtiğimiz günlerde televizyonda, internette, en sevilen...
-
İyisiyle, kötüsüyle, güzeliyle çirkiniyle bir yazı daha devirdik. Bekle beni İstanbul. Sıra sende. Biraz da orada sevinip...
-
Geçenlerde kızkardeşlerin en tatlısı elinde devasa bir poşetle kapımdan içeri girdi. Yüzündeki maskenin sıkıntısı, çok seyrek sokağa çık...
Etiketler
- 2010
- 2011
- 27 mayıs İhtilali
- 7 numara
- ABD
- abla
- acemilik
- açlik
- Adıyaman
- afet
- ağabey
- ağaç
- Ağustosta Rapsodi
- aile
- akraba
- akrostiş
- akşam
- Albatros
- alış-veriş
- alışkanlık
- alışveriş
- alışveriş tutkusu
- Ali Muhittin Hacı Bekir
- Alphonse de Lamartine
- amatörlük
- anı
- anılar
- anılar...
- anlaşma
- anlayış
- anma
- anne
- anneanne
- anneler günü
- Antalya
- apartman hayatı
- arayış
- arıza
- Arka Pencere
- arkadaş
- armağan
- aşı
- aşk
- aşure
- Atatürk
- ateş böceği
- atom bombası
- Attila İlhan
- ATV
- ATV şarkı
- Avustralya Açık Tenis
- ayaz
- ayrılık
- aziz nesin
- B.Necatigil
- baba
- Babalar Günü
- bahar
- bahçe
- balkon
- banka
- Barbra streısand
- barış
- başarı
- başlangıç
- Baudelaire
- Bauelaire
- Bayrak
- bayram
- Beatles
- bebek
- bekir sıtkı erdoğan
- beklentiler
- BEN
- beste
- beşiktaş
- Betty Smith
- beyaz dizi
- beyaz diziler
- beyaz roman
- Bhagavatgita
- bilgisayar
- Bir genç kız Yetişiyor
- Bir sarkısın sen
- Bir Şarkısın Sen
- birlik ve beraberlik
- birliktelik
- bitki
- biyografi
- blog
- blogger
- börek
- Buddha
- bugün
- bulmaca
- buluşma
- buzdolabı
- Bülent Ecevit
- Cahit Sıtkı Tarancı
- can yücel
- Capra
- cehalet
- centilmen
- cesaret
- cevaplar
- cezerye
- cinayet
- cocuk
- cocuk.
- cocukluk
- Cronin
- Cumhuriyet
- Cüneyt Gökçer
- çalışma hayatı
- çaresizlik
- çay
- Çığlık
- çınar
- çiçek
- çiçekler
- çiğ
- çocuk
- çocuklar
- çocukluk
- çöp
- dalgınlık
- Daltonlar
- damat
- Damdaki Kemancı
- dans
- davetiye
- dayak
- dedikodu
- Defne Joy Foster
- demirhindi
- deneyimler
- deniz
- deprem
- dergi
- destan
- dilek
- dilekler
- dinlenme
- disko kralı
- diyet
- dizi
- doğa
- doğallık
- doğum günü
- dolap
- Doris Day
- dost
- dostluk
- dostluk.
- dostlulk
- duygular
- düğün
- dül dül
- dünya
- dünya kadınlar günü
- Dünya Prematüre Günü
- düşmanlık
- düşünceler
- düşünceler.
- Ecevit
- edebiyat
- Edgar Allan Poe
- Ekim
- Ekrem Bora
- Elazığ depremi
- emek
- emekli
- eminönü
- Emirgân
- Engelliler
- ephraim kishon
- erişkin
- erişlilmezlik
- erkek
- eski yıl
- eşek
- eşyalar
- etiket metiket yok
- Etkinlik
- eve dönüş
- evlat
- Ey Aşk Nerdesin
- eylül
- ezan
- Ezel
- Fakir Baykurt
- fal
- fanatizm
- Farrah Fawcett
- fasulye
- felaket
- felsefe
- fenerbahçe
- fırtına
- Fikret Otyam
- film
- filozof
- final
- Firari
- firuze
- fono
- formüller
- fotoğraf
- Frank Sinatra
- Futbol
- gazanfer özcan
- gece
- geçim
- Geçmiş
- geçmişten şarkılar
- gelecek
- gelin
- genç kız
- gençlik
- gerçek
- geyik
- gezi
- gezinti
- giden sene
- Gitanjali
- giysiler
- Govinda
- gökkuşağı
- göl
- gönülçelen
- gösteri
- göze çarpmayan debdebe
- gözyaşı
- Grace Kelly
- grizu
- gül
- Gülümse
- gün batımı
- güncel
- güneş
- Güneydoğudan öyküler-Önce vatan
- Günlük yaşam
- güven
- güz
- güzellik
- güzellikler
- haber
- haberler
- Hacer Buluş
- Hacivat
- hafta sonu
- hak
- hala
- harika çocuklar
- hasta
- hastalık
- hayal kırıklığı
- Hayali Küçük Ali
- hayaller
- hayat
- hayvan
- hayvanlar
- hayvanlar alemi
- hazan
- hediye
- Herman Hesse
- hiciv
- Hindistan
- Hiroşima
- Hitchcock
- hobby
- Hollywood
- hoptirinam
- hoşgörü
- hoşluklar
- http://www.blogger.com/img/blank.gif
- huzur
- hüsran
- hüzün
- ıhlamur ağacı
- ışık
- ibadet sohbet
- içimizdeki çocuk
- içtenlik
- iftar
- ihmal
- İhsan Varol
- ikiyüzlülük
- ikram
- ilaç
- ilginç şeyler
- ilişki
- ilkbahar
- ilkokul
- İlkokul şiiri
- İnci Ertuğrul
- İngilizce
- insafsızlkık
- insan
- insan halleri
- insan olmak
- insanlık
- intikam
- İslamiyet
- istanbul
- isyan
- İş Bankası
- işçi
- iyilik
- Jacques Brel
- James Stewart
- Japonya
- Jean Moreas
- Jim Reeves
- kabuk
- kadın
- kadınlar
- kahvaltı
- kahve
- kalıplar
- kalite
- Kamer Genç
- kan verme
- Kandil
- kaplumbağa
- kar
- Karagöz
- karanfil
- karanlık
- kardeş
- karışık duygu ve düşünceler
- karmaşa
- katiam
- kavafis
- kayıp
- Kayserispor
- keder
- kedi
- kediler
- Kelime oyunu
- Kemal Burkay
- kerpiç
- keşke
- keyif
- kıskançlık
- kış
- kız kardeş
- kızkardeş
- Kim Novak
- kiracı
- kishon
- kişisel
- kitap
- koka kola
- kolbastı
- komedi
- komik
- komşu
- komşuluk
- konser
- konut
- korku
- Korolar çarpışoyor
- koşullu refleks
- köpek
- kuaför
- kupa
- Kurban Bayramı
- kuyruk-bilim
- kültürel mozaik
- Lale
- latife hanım
- lezzet
- lisan
- lise
- Liz Taylor
- maneviyat
- manzara
- Marsel İlhan
- masal
- masumiyet
- maymun
- mazi
- meclis
- medya
- Mehmet Topuz
- mektup
- merasim
- Mevlana
- mevsimler
- Meyva Zamanı
- Michael Jackson
- mim
- misafir
- misafirlik
- Misak- ı milli
- mizah
- Montaigne deneme
- moral
- Mr. Smith
- muhabbet
- Muhabbet Kralı
- Muhammed
- muhasebe
- Murathan Mungan
- mutfak
- Mutfak şarkıları
- mutluluk
- Müge Anlı
- müzik
- müzik nostalji
- Nagazaki
- Nazım Hikmet
- nefret
- nekahat
- Nirvana
- Nisan
- Nişan töreni
- Noktürn.
- nostalji
- okan bayülgen
- olay
- olgunluk
- on line alışveriş
- ordan burdan
- Orhan Kemal
- Orhan Veli
- orman
- oruç
- otobüs
- otokontrol
- oyun
- ozan
- ödül
- öfke
- öğrenci
- öğretmen
- Öğretmenler günü
- ölüm
- ölüm yıldönümü
- ömür
- öykü
- Öykü Atölyesi
- özgüven
- özlem
- Paçoz
- Paçoz..
- Paris
- pasta
- paylaşım
- paylaşmak
- pazar
- pazar alışverişi
- pazar günü
- Pazar sohbeti
- pembe dizi
- pencere
- Piknik
- pişmanlık
- plan ve programlar
- planlar
- plasebo
- Platters
- polis
- popülizm
- program
- programlar
- radyasyon
- radyo
- Ramazan
- Ramazan davulu
- Red kit
- reklamlar
- resim
- resmi bayramlar
- Reşid Behbudov
- Rilke
- rin tin tin
- Roland Garros
- roman
- romantik
- romantizm
- röportaj
- ruh yorgunluğu
- ruhat mengi
- rüya
- saat
- sabah
- sadakat
- Sadettin Kaynak
- safiyet
- Sağanak
- sağlık
- sahur
- Samana
- samimiyet
- sanal
- sanat
- sanatçı
- sanatkar
- Saroyan
- Satürn
- schumann
- sebze
- seçkin
- seçme saçma sohbetler
- sel
- Selimpaşa
- Selmi Andak
- sergi
- sevdiğim şeyler
- sevgi
- sevgi soysal
- sevgili
- sevgililer günü
- sevinç
- seyahat
- seyirlik
- Seyyare
- Shakespeare
- Show TV
- sıcak
- sıkma
- sıradanlık
- Sidarta
- Sigara
- simit
- sinema
- sipariş
- sis
- soğuk
- sohbet
- sonbahar
- soru
- sorular
- spiker
- star
- still life
- su yücel
- suikast
- şablonlar
- şafak
- şans
- şarap
- şarkı
- şaşkınlık
- şeker
- Şeker Bayramı
- şerbet
- şermin
- şiddet
- şiir
- şikayet
- tabak
- tabletler
- tagore
- tanışma
- tansiyon
- tantuni
- tarif
- tartışma
- taşınma
- tatil
- tedavi
- teknoloji
- telaş
- telefon
- televizyon
- temizlik
- tenis
- tenis turnuvası
- terlik
- tevfik fikret
- Tırpan
- tiyatro sahne
- tokat
- toplantı
- Tövbeler Tövbesi.
- Transfer
- tren
- TRT
- TSM
- Ttv
- Tuna Huş
- tutsak
- tuvalet
- tüketim
- Tülin Oral
- Türkan Saylan
- türkü
- TV
- Uğur Mumcu
- umut
- unutma
- uyku
- Üç Hür El
- ülke meseleleri
- ümit
- üretmek
- ütü
- vahşet
- vakit
- Vasuveda
- vatan
- William Holden
- William Wordsworth
- Wimbledon
- yağlıboya resim
- yağmur
- yalnızlık
- yaprak
- yarışma
- yaşam
- yaşlılık
- yatak
- yaz
- yeğen
- yeğenlerim
- yeme-içme
- yemek
- yemekteyiz
- yeni yıl
- yeni yıl kartları
- yesterday
- yıl dönümü
- yılbaşı
- yıldız
- yıldönümü
- yoksulluk
- yol
- yolculuk
- yolculuk.
- yorgünluk
- Young at Heart
- yönetici
- yün
- yürüyüş
- zaman
- Zeki Müren



