Sevgili arkadaşım Sünter, çok uzaklardan beni mimlemiş.
Blogumdaki bu ilk “mim” deneyimimi zevkle yaşayacak, “Hayatınızın Dönüm Noktaları” başlığı altında, kendimle ilgili samimi açıklamalarda bulunmaya çalışacağım.
Hayatımın benim iradem dışımdaki (benim için en güzel) ilk dönüm noktası, babamın İstanbul’u bırakıp Anadolu’ya çıkmaya karar vermesi. Sonra, en küçük kardeşimin aramıza katılması. İlk acı deneyimim on üç yaşında babamı kaybedişim. Sonra annemin bizi toparlayıp tekrar İstanbul’a dönüşümüz. Sonra on yedi yaşımın sonlarında annemi kaybedişim.
Bundan sonraki yaşamımda, yaşamımın dönüm noktalarında kimi kardeşlerin ortak, kimi benim kişisel kararlarımla şekillenen olaylardan bahsedebilirim. Örneğin, ablamın şiddetli bir zatürree geçirmesi üzerine, o Uludağ’da tedavi olurken, doktorunun da tavsiyesiyle, üç kardeş evimizi bulunduğumuz semtten hayli uzakta başka bir semte (havadar, güneş gören) taşımamız benim de irademi koyduğum kararların ilkidir. (Bu, İstanbul’daki ilk taşınmamızdı)
Benim ilk kişisel radikal kararım, iş hayatına son derece ani bir şekilde başlamam olmuştur. Bunu eğlenceli olduğu için biraz detaylandırmak istiyorum. Bir arkadaşımla onun bir işi için Sular İdaresi’nin İstiklal Caddesi’ndeki merkez binasına gitmiştik. Arkadaşımı orada bırakıp dolaşmaya çıktım. Gözüme şimdilerde batmış olan bir bankanın genel müdürlük binası ilişti. On sekiz yaşındaydım, lise sonda bekliyordum. (Astronomi’den) Üniversiteyi kazanmış ama girememiştim. Tekrar başa dönsem kesinlikle cesaret edemiyeceğim bir şey yaptım. İçeri girdim. Müdür’ü sordum. (Bir personel müdürü olabileceğine dair hiçbir fikrim yoktu çünkü.) Bankanın genel müdürü ve daha sonra personel müdürü de aramıza katıldı, çaylar, kahveler, koyu bir sohbet. Sonra eve döndüm ve unuttum. Birkaç gün sonra posta kutusunda, filanca şubede işe başlamam gerektiğini bildiren bir mektup buldum. Ve başladım. Çalışma hayatımın en mutlu ve eğlenceli günleriydi. Bu arada lise bitti ve emekli olduğum, babamın da bünyesinde çalıştığı bankaya geçtim.
Yine benim iradem dışındaki dönüm noktalarına geçecek olursak, Önce ağabeyimin, sonra ablamın, en son en küçük kız kardeşimin evlenmesini, her birinin birer çocuğunun doğumunu sayabilirim. (Üçünü de deliler gibi seviyorum.)
Sonrasında, yine iki dramatik, acılı süreç, ağabeyimin ve ablamın arka arkaya hastalanması ve ölümü.
Kişisel yaşamımda, iki çok önemli ve yaşamımı etkileyen kararımdan kısaca bahsedebilirim.
Birincisi bir Pazar gecesi, Sezen Aksu’nun Firuze’si eşliğinde ağlayarak yazdığım, Pazartesi günü hiç uyumadan işe gidip, işyerinden önce sabah saati (vazgeçmekten korkarak) yolladığım, muhatabını hiç beklemediği için çılgına çeviren veda mektubu.
İkincisi, seneler sonra, yine uzaklardan bir yerden gelen “Firuze” ezgilerini duyunca, ağlayarak reddettiğim (kabul etmek üzereyken) bir evlilik teklifi.
Hep sevgiyle kalın…
Devletler Unutsa da İnsanlık Unutmaz
Posted by Asuman Yelen in ABD, Ağustosta Rapsodi, atom bombası, Hiroşima, Japonya, Nagazaki, sinema
Senaryo:Akira Kurosawa
Yönetmen:Akira Kurosawa

Anne ve babaları Hawaii' ye yaşlı akrabalarını ziyarete giden, ikişer kardeş, dört kuzen, babaannelerinin yanında kalmaktadır. Çocuklar çok hoş bir tatil geçirmekte, bir yandan babaanneleriyle tatlı sohbetler yaparken,

diğer yandan da çevreyi gezip
dolaşmakta, çok güzel doğa ortamında küçük, güzel serüvenler yaşamaktadırlar.
Kocasını Nagazaki'de kaybeden babaanne, zaman zaman 44 yıl öncesindeki bu olaydan bahseder.

Anne ve babalarının pek bahsetmediği, unutmuş göründüğü bu hikayeler, çocukların saf yüreklerinde ilgi, şaşkınlık üzüntü ile birlikte merak uyandırır. Hep birlikte Nagazaki' ye giderler. Bombanın bıraktığı izleri görür, anıt haline getirilmiş bir yıkıntıyı ziyaret eden yaşlı Japon' ları izlerler. Kafaları karışmıştır. Dönüşlerinde babaanneleriyle çok daha farklı, derin bir iletişim kurulur aralarında.
Anne ve babalar, döndükten sonra, iki nesil arasında, facia ile ilgili büyük farklılık gözler önüne serilir. Hem Japonya'da hem Amerika'da olay çoktan unutulmuş gibi görünmekte, ara nesil bu durumu adeta yok saymaktadır. Çocukların duyarlılığından rahatsız olurlar. Bu arada yeni gelen bir haber herkesin telaşa kapılmasına sebep olur. Babaannenin çok hasta olan kardeşlerinden birinin (Hawaii'de Amerikalı bir kadınla evlenen) oğlu, babaanneyi ziyarete gelecektir.
Hikayenin bundan sonrası, eve gelmeden önce Nagazaki'yi ve tüm anıtları gezen, Japonca bilen bu son derece nazik, duyarlı gençle babaanne ve çocuklar arasında gelişen, naif, duygusal, içinde her duyguyu içeren, (Öfke, utanç, anlayış, sevgi, saygı) bir nevi hesaplaşmadan ibarettir. İşin en güzel yanı, bunun son derece ufak seslerle,hatta sessiz bir biçimde kotarılmış olmasıdır.

Finalde, herşey konuşulmuş, günahlar çıkarılmış, hesaplar kapanmış, yürekler birleşmiştir. Ancak uzaklardan gelen ölüm haberi, üzerine kopan bir de şiddetli fırtına, yaşlı Kane'i allak bullak eder.
Filmin son sahnesi, anlatılamayacak kadar büyük ve güzeldir...

Eğer, bir şair, bir yazar, bir senarist ya da yapımcı, benden gözyaşı dökmemi istiyorsa ve bu talebini bağıra bağıra yapıyorsa beynim isyan eder, hemen duygularımı denetimine alıp beni engeller. Eğer bu kötü tuzağa düşmüşsem yani kendimi engelleyememiş ağlamışsam, akan göz yaşlarımı asla helal etmem.
Her izlediğimde, başından başlayıp sonuna kadar ağladığım bu filmde, böylesine bir konuyu işlediği ve hem de madur ülkenin vatandaşı olduğu halde Kurosawa, hiç bir şekilde ajitasyona tenezzül etmemiş, popülist düşünmemiştir. Tam tersine, gerek kendi ülkesinde, gerek Amerikan halkında, değerler ve kimliklerin nasıl yozlaştığı konusunda ince mesajlar vermiştir sadece. Bunu da son derece soğukkanlılıkla yapmıştır.
Bu arada, çocuklarla büyükanne ilişkisi ve tatil birliktelikleri, beni özel olarak etkilemiştir.
Tüm insanların izlemesi gerektiğini düşündüğüm filmlerden biridir "Ağustosta Rapsodi".
Bu filmi tekrar, kimbilir kaçıncı kez izleyip buraya yazmamın bu aya ve hele bu güne denk gelmesi (tam da iki bombardımanın ortasına) tamamile tesadüf, belki de benim Yengeç' sel içgüdülerimin bir tezahüründen ibarettir.
Hep sevgiyle kalın...
Adıyaman’da ilk sabahımızda yağmur sesine uyandık.
özülür, yatak yorgan çıkar, el yordamıyla serilir, yorgun ve de mutlu uykuya dalınır.Barış' ını, Cem' ini uğurlarken, onları anarken ve daha kim bilir hangi acılarla, hangi hüzünlerle boğuşurken hep aynı tebessüm vardı dudağında.
Ya da sevinçleri, mutlulukları yaşarken...Görmüş geçirmiş, acılı, ihtiyatlı, anlamlı ve değerli bir tebessüm.
Hep o tebessüm...
Güle güle Bahadır Akkuzu
.
Ebedi olarak yaşıyorsun
Sen asla durmuyorsun.
Durmak bilmeyen yarışında
Yalnız acele ediyorsun,
Ve asla
Geriye bakmıyorsun,
Ne bulursan
Fırlatıp uzaklara atıyorsun.

Herhangi birşey almak için
Asla durmuyor
Herhangi birşey
Muhafaza etmiyorsun.

Ne kederin ne de
Herhangi bir korkun var.
Yarışının
Büyük süratinden mütevellit
Büyük sevincin yüzünden
Herşeyi harcıyorsun.

Ve
Gene de aynı anda
Hiçbirşeye malik değilsin.

Sonsuz semayı bile kirletecek
Çöl tepecikleri
Toplanmış olacak
Ölüm banyosuyla
Bütün dünyayı
Saflaştırıyor.

Ey Şair!.....
Dans eden dünyanın
Belindeki kemerin zilleri...
Ve onun
Durmak bilmeyen adımları tarafından
Çılgın bir deliye döndürüldün
Rabindranath Tagore
Sevgiyle kalın...
Sonuncusu hariç, resimler benim amatör fotoğraf çalışmalarımın arasından seçilmiştir.

Bu gün, bir saat önce Abidin Dino'ya o çok bilinen soruyu sorsalar, cevap olarak, " evet dostlar, biraz önce Asu ile Paçoz' unu başbaşa gezinti yaparken görüntüledim " derdi.
Evet efendim. Bu gün bir yılı aşkın bir süreden sonra ilk defa Paçoz' la başbaşa sokağa çıktık. Yarım saat dolaştık. Çocuklar etrafımıza toplandılar. Hepsi büyümüş. Kızlar güzelleşmiş oğlanlar çirkinleşmiş. Tabii ya neredeyse birbuçuk yıl. O da ben de o kadar mutluyduk ki. O sürekli kuyruğunu bir sağ bir sol salladı durdu. Ben de önüme gelene sırıttım. Tanıyanlar geçmiş olsun dediler. Neredeyse on yıldır bizi birlikte görmeye alışan dostlarım sevinçlerini dile getirdiler.
İlahi düzen hiç şaşmıyor. Büyük üzüntülerin arkasından büyük mutluluklar, küçük sıkıntıların arkasından hoş sürprizler yaşanıyor. Dostlar ayağım galiba iyileşiyor:)))
Bir yerlerde okumuştum. Birine sormuşlar, en sevdiğin gün hangisi diye. Pazartesi demiş. Aman
n'apıyorsun hafta sonundan sonra okul iş güç. Biliyorum demiş beriki. Bir sonraki pazartesiye en uzak gün olduğu için seviyorum zaten. İnsan sıkıntılarına da gelecek güzel günler için katlanıyor.
Bu gün bana bu gücü, bu sağlığı ve bu cesareti veren Allah' ıma sonsuz şükürler olsun...
Sağlık ve mutlulukla kalın...
Çabucak arayıp bulduğum yukarıdaki resim sanırım 6-7 yıl öncesine ait.
Bu Blogda Ara
Contributors
Blog Listem
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba,7 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum10 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
Merhaba demeye geldim...11 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
TAŞINDIM...15 yıl önce
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
İzleyiciler
Yazı Arşivi
-
►
20
(5)
- ► Eylül 2020 (1)
- ► Ağustos 2020 (3)
- ► Temmuz 2020 (1)
-
►
17
(4)
- ► Nisan 2017 (1)
- ► Şubat 2017 (1)
-
►
16
(1)
- ► Şubat 2016 (1)
-
►
15
(1)
- ► Ağustos 2015 (1)
-
►
14
(16)
- ► Aralık 2014 (1)
- ► Eylül 2014 (2)
- ► Ağustos 2014 (1)
- ► Haziran 2014 (1)
- ► Mayıs 2014 (2)
- ► Nisan 2014 (4)
- ► Şubat 2014 (1)
-
►
13
(44)
- ► Aralık 2013 (3)
- ► Kasım 2013 (3)
- ► Eylül 2013 (6)
- ► Ağustos 2013 (3)
- ► Temmuz 2013 (1)
- ► Haziran 2013 (1)
- ► Mayıs 2013 (3)
- ► Nisan 2013 (7)
- ► Şubat 2013 (3)
-
►
12
(96)
- ► Aralık 2012 (2)
- ► Kasım 2012 (4)
- ► Eylül 2012 (16)
- ► Ağustos 2012 (7)
- ► Temmuz 2012 (5)
- ► Haziran 2012 (8)
- ► Mayıs 2012 (10)
- ► Nisan 2012 (14)
- ► Şubat 2012 (8)
-
►
11
(179)
- ► Aralık 2011 (19)
- ► Kasım 2011 (38)
- ► Eylül 2011 (14)
- ► Ağustos 2011 (17)
- ► Temmuz 2011 (8)
- ► Haziran 2011 (14)
- ► Mayıs 2011 (11)
- ► Nisan 2011 (9)
- ► Şubat 2011 (10)
-
►
10
(152)
- ► Aralık 2010 (12)
- ► Kasım 2010 (12)
- ► Eylül 2010 (9)
- ► Ağustos 2010 (12)
- ► Temmuz 2010 (7)
- ► Haziran 2010 (12)
- ► Mayıs 2010 (11)
- ► Nisan 2010 (17)
- ► Şubat 2010 (11)
-
►
09
(186)
- ► Aralık 2009 (22)
- ► Kasım 2009 (22)
- ► Eylül 2009 (17)
- ► Ağustos 2009 (24)
- ► Temmuz 2009 (19)
- ► Haziran 2009 (20)
- ► Mayıs 2009 (20)
- ► Nisan 2009 (8)
- ► Şubat 2009 (5)
Müzik
Popüler Yazılar
-
İyi ki iki kez sınıfta kalmışım lise ikide. Kalmışım da bir sene de evde oturmuşum. Bakkal dümbüllüye her gidişimde pijamasıyla daml...
-
Hızla yanlarından geçıp gidiyordum ki ağabeyin sesini duydum. "Sakın birbirinizin elini bırakmayın. Yanımdan ayrılmayın. Caddeye de fır...
-
Paadişaanın üç kızı varmış. Bir gün onları yanına çağırmış. "Hadi bakiim cevap verin" demiş. "...
-
Akşamlar inerken mavi sulara Bir kırık cam olur ufukta güneş Vecdine layık o hülyalı bakışlara O hem bir neşedir hem de elem ruhlu eş....
-
Güneşli bir Pazar gününe uyandım... Boyun, sırt, bel ağrısı, gaz sıkıntısı, kafa çınlaması, ruhumdaki ağırlık, beynimdeki karmaşa, k...
-
Yine aynı şey oldu. Minik bir bir dileğim hiç beklemediğim bir şekilde gerçekleşti. Geçtiğimiz günlerde televizyonda, internette, en sevilen...
-
İyisiyle, kötüsüyle, güzeliyle çirkiniyle bir yazı daha devirdik. Bekle beni İstanbul. Sıra sende. Biraz da orada sevinip...
-
Geçenlerde kızkardeşlerin en tatlısı elinde devasa bir poşetle kapımdan içeri girdi. Yüzündeki maskenin sıkıntısı, çok seyrek sokağa çık...
Etiketler
- 2010
- 2011
- 27 mayıs İhtilali
- 7 numara
- ABD
- abla
- acemilik
- açlik
- Adıyaman
- afet
- ağabey
- ağaç
- Ağustosta Rapsodi
- aile
- akraba
- akrostiş
- akşam
- Albatros
- alış-veriş
- alışkanlık
- alışveriş
- alışveriş tutkusu
- Ali Muhittin Hacı Bekir
- Alphonse de Lamartine
- amatörlük
- anı
- anılar
- anılar...
- anlaşma
- anlayış
- anma
- anne
- anneanne
- anneler günü
- Antalya
- apartman hayatı
- arayış
- arıza
- Arka Pencere
- arkadaş
- armağan
- aşı
- aşk
- aşure
- Atatürk
- ateş böceği
- atom bombası
- Attila İlhan
- ATV
- ATV şarkı
- Avustralya Açık Tenis
- ayaz
- ayrılık
- aziz nesin
- B.Necatigil
- baba
- Babalar Günü
- bahar
- bahçe
- balkon
- banka
- Barbra streısand
- barış
- başarı
- başlangıç
- Baudelaire
- Bauelaire
- Bayrak
- bayram
- Beatles
- bebek
- bekir sıtkı erdoğan
- beklentiler
- BEN
- beste
- beşiktaş
- Betty Smith
- beyaz dizi
- beyaz diziler
- beyaz roman
- Bhagavatgita
- bilgisayar
- Bir genç kız Yetişiyor
- Bir sarkısın sen
- Bir Şarkısın Sen
- birlik ve beraberlik
- birliktelik
- bitki
- biyografi
- blog
- blogger
- börek
- Buddha
- bugün
- bulmaca
- buluşma
- buzdolabı
- Bülent Ecevit
- Cahit Sıtkı Tarancı
- can yücel
- Capra
- cehalet
- centilmen
- cesaret
- cevaplar
- cezerye
- cinayet
- cocuk
- cocuk.
- cocukluk
- Cronin
- Cumhuriyet
- Cüneyt Gökçer
- çalışma hayatı
- çaresizlik
- çay
- Çığlık
- çınar
- çiçek
- çiçekler
- çiğ
- çocuk
- çocuklar
- çocukluk
- çöp
- dalgınlık
- Daltonlar
- damat
- Damdaki Kemancı
- dans
- davetiye
- dayak
- dedikodu
- Defne Joy Foster
- demirhindi
- deneyimler
- deniz
- deprem
- dergi
- destan
- dilek
- dilekler
- dinlenme
- disko kralı
- diyet
- dizi
- doğa
- doğallık
- doğum günü
- dolap
- Doris Day
- dost
- dostluk
- dostluk.
- dostlulk
- duygular
- düğün
- dül dül
- dünya
- dünya kadınlar günü
- Dünya Prematüre Günü
- düşmanlık
- düşünceler
- düşünceler.
- Ecevit
- edebiyat
- Edgar Allan Poe
- Ekim
- Ekrem Bora
- Elazığ depremi
- emek
- emekli
- eminönü
- Emirgân
- Engelliler
- ephraim kishon
- erişkin
- erişlilmezlik
- erkek
- eski yıl
- eşek
- eşyalar
- etiket metiket yok
- Etkinlik
- eve dönüş
- evlat
- Ey Aşk Nerdesin
- eylül
- ezan
- Ezel
- Fakir Baykurt
- fal
- fanatizm
- Farrah Fawcett
- fasulye
- felaket
- felsefe
- fenerbahçe
- fırtına
- Fikret Otyam
- film
- filozof
- final
- Firari
- firuze
- fono
- formüller
- fotoğraf
- Frank Sinatra
- Futbol
- gazanfer özcan
- gece
- geçim
- Geçmiş
- geçmişten şarkılar
- gelecek
- gelin
- genç kız
- gençlik
- gerçek
- geyik
- gezi
- gezinti
- giden sene
- Gitanjali
- giysiler
- Govinda
- gökkuşağı
- göl
- gönülçelen
- gösteri
- göze çarpmayan debdebe
- gözyaşı
- Grace Kelly
- grizu
- gül
- Gülümse
- gün batımı
- güncel
- güneş
- Güneydoğudan öyküler-Önce vatan
- Günlük yaşam
- güven
- güz
- güzellik
- güzellikler
- haber
- haberler
- Hacer Buluş
- Hacivat
- hafta sonu
- hak
- hala
- harika çocuklar
- hasta
- hastalık
- hayal kırıklığı
- Hayali Küçük Ali
- hayaller
- hayat
- hayvan
- hayvanlar
- hayvanlar alemi
- hazan
- hediye
- Herman Hesse
- hiciv
- Hindistan
- Hiroşima
- Hitchcock
- hobby
- Hollywood
- hoptirinam
- hoşgörü
- hoşluklar
- http://www.blogger.com/img/blank.gif
- huzur
- hüsran
- hüzün
- ıhlamur ağacı
- ışık
- ibadet sohbet
- içimizdeki çocuk
- içtenlik
- iftar
- ihmal
- İhsan Varol
- ikiyüzlülük
- ikram
- ilaç
- ilginç şeyler
- ilişki
- ilkbahar
- ilkokul
- İlkokul şiiri
- İnci Ertuğrul
- İngilizce
- insafsızlkık
- insan
- insan halleri
- insan olmak
- insanlık
- intikam
- İslamiyet
- istanbul
- isyan
- İş Bankası
- işçi
- iyilik
- Jacques Brel
- James Stewart
- Japonya
- Jean Moreas
- Jim Reeves
- kabuk
- kadın
- kadınlar
- kahvaltı
- kahve
- kalıplar
- kalite
- Kamer Genç
- kan verme
- Kandil
- kaplumbağa
- kar
- Karagöz
- karanfil
- karanlık
- kardeş
- karışık duygu ve düşünceler
- karmaşa
- katiam
- kavafis
- kayıp
- Kayserispor
- keder
- kedi
- kediler
- Kelime oyunu
- Kemal Burkay
- kerpiç
- keşke
- keyif
- kıskançlık
- kış
- kız kardeş
- kızkardeş
- Kim Novak
- kiracı
- kishon
- kişisel
- kitap
- koka kola
- kolbastı
- komedi
- komik
- komşu
- komşuluk
- konser
- konut
- korku
- Korolar çarpışoyor
- koşullu refleks
- köpek
- kuaför
- kupa
- Kurban Bayramı
- kuyruk-bilim
- kültürel mozaik
- Lale
- latife hanım
- lezzet
- lisan
- lise
- Liz Taylor
- maneviyat
- manzara
- Marsel İlhan
- masal
- masumiyet
- maymun
- mazi
- meclis
- medya
- Mehmet Topuz
- mektup
- merasim
- Mevlana
- mevsimler
- Meyva Zamanı
- Michael Jackson
- mim
- misafir
- misafirlik
- Misak- ı milli
- mizah
- Montaigne deneme
- moral
- Mr. Smith
- muhabbet
- Muhabbet Kralı
- Muhammed
- muhasebe
- Murathan Mungan
- mutfak
- Mutfak şarkıları
- mutluluk
- Müge Anlı
- müzik
- müzik nostalji
- Nagazaki
- Nazım Hikmet
- nefret
- nekahat
- Nirvana
- Nisan
- Nişan töreni
- Noktürn.
- nostalji
- okan bayülgen
- olay
- olgunluk
- on line alışveriş
- ordan burdan
- Orhan Kemal
- Orhan Veli
- orman
- oruç
- otobüs
- otokontrol
- oyun
- ozan
- ödül
- öfke
- öğrenci
- öğretmen
- Öğretmenler günü
- ölüm
- ölüm yıldönümü
- ömür
- öykü
- Öykü Atölyesi
- özgüven
- özlem
- Paçoz
- Paçoz..
- Paris
- pasta
- paylaşım
- paylaşmak
- pazar
- pazar alışverişi
- pazar günü
- Pazar sohbeti
- pembe dizi
- pencere
- Piknik
- pişmanlık
- plan ve programlar
- planlar
- plasebo
- Platters
- polis
- popülizm
- program
- programlar
- radyasyon
- radyo
- Ramazan
- Ramazan davulu
- Red kit
- reklamlar
- resim
- resmi bayramlar
- Reşid Behbudov
- Rilke
- rin tin tin
- Roland Garros
- roman
- romantik
- romantizm
- röportaj
- ruh yorgunluğu
- ruhat mengi
- rüya
- saat
- sabah
- sadakat
- Sadettin Kaynak
- safiyet
- Sağanak
- sağlık
- sahur
- Samana
- samimiyet
- sanal
- sanat
- sanatçı
- sanatkar
- Saroyan
- Satürn
- schumann
- sebze
- seçkin
- seçme saçma sohbetler
- sel
- Selimpaşa
- Selmi Andak
- sergi
- sevdiğim şeyler
- sevgi
- sevgi soysal
- sevgili
- sevgililer günü
- sevinç
- seyahat
- seyirlik
- Seyyare
- Shakespeare
- Show TV
- sıcak
- sıkma
- sıradanlık
- Sidarta
- Sigara
- simit
- sinema
- sipariş
- sis
- soğuk
- sohbet
- sonbahar
- soru
- sorular
- spiker
- star
- still life
- su yücel
- suikast
- şablonlar
- şafak
- şans
- şarap
- şarkı
- şaşkınlık
- şeker
- Şeker Bayramı
- şerbet
- şermin
- şiddet
- şiir
- şikayet
- tabak
- tabletler
- tagore
- tanışma
- tansiyon
- tantuni
- tarif
- tartışma
- taşınma
- tatil
- tedavi
- teknoloji
- telaş
- telefon
- televizyon
- temizlik
- tenis
- tenis turnuvası
- terlik
- tevfik fikret
- Tırpan
- tiyatro sahne
- tokat
- toplantı
- Tövbeler Tövbesi.
- Transfer
- tren
- TRT
- TSM
- Ttv
- Tuna Huş
- tutsak
- tuvalet
- tüketim
- Tülin Oral
- Türkan Saylan
- türkü
- TV
- Uğur Mumcu
- umut
- unutma
- uyku
- Üç Hür El
- ülke meseleleri
- ümit
- üretmek
- ütü
- vahşet
- vakit
- Vasuveda
- vatan
- William Holden
- William Wordsworth
- Wimbledon
- yağlıboya resim
- yağmur
- yalnızlık
- yaprak
- yarışma
- yaşam
- yaşlılık
- yatak
- yaz
- yeğen
- yeğenlerim
- yeme-içme
- yemek
- yemekteyiz
- yeni yıl
- yeni yıl kartları
- yesterday
- yıl dönümü
- yılbaşı
- yıldız
- yıldönümü
- yoksulluk
- yol
- yolculuk
- yolculuk.
- yorgünluk
- Young at Heart
- yönetici
- yün
- yürüyüş
- zaman
- Zeki Müren





















