Mim kardeşliği  

Posted by Asuman Yelen in , ,


-->

Sevgili Arkadaşım Leylak beni mimlemiş. Şu meşhuur 7 ilginç yan meselesi...
Blog işine yeni girdiğim zaman her gördüğümde düşünmüştüm bu “mim” n’ola ki diye. Mimlenmek ilk görüşte kötü çağrışımlar oluştursa da aslında, bu alemde bir sevgi ,dostluk değer verme göstergesi olarak artık zihinlerimizde cevabını bulmuş durumda .
Ağustos ayında bu mim bana gelmiş ve ben de yedi ilginç yanımı sıralamışım. Şimdi kendimi tekrarlamamak için başka yedi antikalığımı düşünüp duruyorum da o kadar çok ki hangi birini yazsam diyorum. Başlayalım bakalım…
1-Zihnim ve etrafım iyice dağılmadan asla bir şey üretemiyorum. Fotoğraf çekerken, objeleri yan yana getirip dakikalarca milim milim düzenlerken ya da doğada ilginç bir şey yakalayana hatta deklanşöre basana kadar yüzüme ateşler çıkar, beynim uğuldar zihnimden olmadık şeyler geçer, evdeysem her yer darmadağınık olur. Bittiğinde uzanıp dinlenme ihtiyacı içindeyimdir. Resim yaparken, yazarken hatta bir ölçüde yemek yaparken bile durum böyledir.
2-Alışveriş beni rahatlatır. Satın aldığım şeyin ne olduğu önemli değildir. Tercih yapmak gerekirse mutfak eşyaları diyebiliriz. Bir de yağlı boyalar, rengarenk fon kartonları. Onları seçip, rulo yapar, koltuğumun altına sıkıştırır, evime dertlerimi unutmuş olarak dönerim.
3-Tagore’ un (dostlarım bıktı benim Tagorumdan) “Büyüyen Ay “ ını her elime alışımda lk parçadan itibaren ağlamaya başlarım. Bu ferahlık veren bir ağlamadır. (Eser acıklı değildir.)
4-Sinirlenince aklım daha çok çalışır. Daha çok çözüm üretirim. Keyfim yerindeyse beynim tembelleşir.
5-Yolda sokakta Paçoz’ u seven herkese çok güler yüzlü davranırım. Bu yüzden başım zaman zaman derde girer. Bazen tinerci ergenlerle, bazen yaşlı çapkınlarla.
6-İnsanlara değer verme, onları sevme konusunda (bu söylediğimin romantik konularla uzaktan yakından ilgisi yok, yanlış anlaşılmaya), çok gayretkeşim. Hiç gereği yokken kendim çalar kendim oynarım. Yorulunca da otururum popomun üstüne. Neden böyleyim bilmiyorum. Sanırım kalbim çok ritmik çarpıyor.
7-Kendimden bahsetmekten hiç hoşlanmadığımı zannederken, eşle dostla beraberliğimde hep bundan kaçınırken hatta ilk yazmaya başladığımda bunu hiç yapmayacağımı kesin bir dille belirtmişken, (sonra o bölümü ters düştüğüm için silip attım) uzun zamandır bundan zevk aldığımı görüyorum ve bu benim için de yeni bir ilginç yanım olarak su yüzüne çıkmış bulunuyor.

Pas atmaya gelince...
Sanıyorum kimse kalmadı cevaplamayan. Kalan varsa izin veriyorum cevaplayabilir :)))
Herkese mutluluk diliyorum...


This entry was posted on 21.01.2010 at Perşembe, Ocak 21, 2010 and is filed under , , . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

12 yorum

Mim kardeşim, elini ver bana:))
Oyh, hayırlısıyla tamamına erdirdik. Bir süre mim gelmese mümkünse. Özelliklerinizi zevkle okuduk efeem. Tenise meraklı olduğunu bilmiyordum örneğin, benim koca izler onu, bir de oğlum. Benim pek ilgim yoktur, yalnız izlerken kafaların sağa sola çevrilmesi komiğime gider.
Bu mimler yoğun yazım sağladı bugün bize. Artık yatalım diyorum, iyi geceler diliyorum...

22 Ocak 2010 01:39

Geçmiş olsun Conem Benim. Sanırım bittiler en azından şimdilik.
Ben sıkı tenisçi sayılabilirim. Rahmetli Nazmi Bari' den aldım ilk derslerimi. Senin kocaya söylersen eğer sıkı meraklıysalar mutlaka oooo diyceklerdir. Bir de üç velede de ilk ben öğrettim. Sonra ders de aldılar tabii. Üçü de güzel oynar.
Seyretmeye de bayılırım.
İyi geceler arkadaşım...

22 Ocak 2010 01:55

Bende de var bu mim, yazdım ama yayına veremedim henüz.
Mimleri seviyorum ben, bizi birbirimize daha çok anlattığı için.
Ne zamandır sayfanıza gelmek istiyordum kısmet bu mim yazısınaymış.
Bundan sonra sık sık uğrarım artık:)
Sevgilerimle...

22 Ocak 2010 09:10

Asuman abla hakikaten hakkında ilginç şeyler öğrendim.
en ilgincide renkli fon kartonu almak!!!
hiç aklıma gelmezdi herhalde :)
peki sonra o kartonları ne yapıyorsun? Bilmediğim bir hobin filan mı var?

22 Ocak 2010 09:34

Özlem, hoşgeldiniz.
Miminizi bekliyorum. Ben de uğramak ve okumak isterim.
Sevgilermle...

22 Ocak 2010 10:33

e,t.
Renkli fon kartonları fotoğraflar için. Fotoğrafı çekmek kadar onu içindeki renklere uygun bir şekilde çerçevelemek de ayrı bir zevktir.
Özellikle sergi öncesinde. Önümüzdeki günlerde bir örnek gösteririm senin için. Evde her yatağın arkası o kartonlarla doludur.
Sevgiler...

22 Ocak 2010 10:43

Asuman hanım,gerçek dostlarınızın eksik olmaması, onların zarif dokunuşları ile ömürlerimizin gül bahçesine dönüşmesi temennilerimle.
Dostlukla...

22 Ocak 2010 18:31

Bu , çok güzel temenni için çok teşekkür ederim Aslan Bey...
Sevgiyle kalın...

22 Ocak 2010 18:51

4. maddede bende ayniyim. Sinirlenince hem aklim calisir hemde herhangi bir isi cabucak bitiririm.
Önceleri babam " bu kiza is yaptirmak istiyorsaniz dalina basin biraz" derdi. Hala öyleyim:)

5. Madde de güldürdün beni. Tinercilerden ve capkinlardan koruyacak bir pacozun var Allahtan:))

Maddenin sayisini unuttum simdi ama en cok da o huyunu sevdim. Hani su insanlara verdigin deger. Bazen hüsrana ugrarsin belki ama olsun sana deger katan bir meziyet bence.Eminim seni sen yapan özel yapan.

öpüyorum canim

23 Ocak 2010 00:34

Paçoz tam bir Rin tin tin. Kesinlikle beni koruyamaz. Aaaa bu ne şirin amca der geçer. Ancak fiziksel bir kavga darp falan olursa o da havlayarak ortalığı ayağa kaldırır.
Sevgi konusunda söylediğin güzel sözler için teşekkür ederim.
Sevgiler ve iyi geceler Sünter' cim.

23 Ocak 2010 00:47

Büyük bir zevk ve keyifle okudum Asumancığım.Gerçekten insana huzur veren bir yapın var.İyi ki varsın!

23 Ocak 2010 15:09

Çoban Yıldızı,
Güzel görüşün için teşekkür ederim.
Ben de senin için aynı şeyi düşünüyorum emin ol. Sen de iyi ki varsın. Birbirimize huzur vermek üzere hep olalım diyorum.
Sevgiler...

23 Ocak 2010 15:32

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin