AĞUSTOSTA RAPSODİ

Senaryo:Akira Kurosawa
Yönetmen:Akira Kurosawa
1991 yapımı




Anne ve babaları Hawaii' ye yaşlı akrabalarını ziyarete giden, ikişer kardeş, dört kuzen, babaannelerinin yanında kalmaktadır. Çocuklar çok hoş bir tatil geçirmekte, bir yandan babaanneleriyle tatlı sohbetler yaparken,


diğer yandan da çevreyi gezip
dolaşmakta, çok güzel doğa ortamında küçük, güzel serüvenler yaşamaktadırlar.

Kocasını Nagazaki'de kaybeden babaanne, zaman zaman 44 yıl öncesindeki bu olaydan bahseder.







Anne ve babalarının pek bahsetmediği, unutmuş göründüğü bu hikayeler, çocukların saf yüreklerinde ilgi, şaşkınlık üzüntü ile birlikte merak uyandırır. Hep birlikte Nagazaki' ye giderler. Bombanın bıraktığı izleri görür, anıt haline getirilmiş bir yıkıntıyı ziyaret eden yaşlı Japon' ları izlerler. Kafaları karışmıştır. Dönüşlerinde babaanneleriyle çok daha farklı, derin bir iletişim kurulur aralarında.



Anne ve babalar, döndükten sonra, iki nesil arasında, facia ile ilgili büyük farklılık gözler önüne serilir. Hem Japonya'da hem Amerika'da olay çoktan unutulmuş gibi görünmekte, ara nesil bu durumu adeta yok saymaktadır. Çocukların duyarlılığından rahatsız olurlar. Bu arada yeni gelen bir haber herkesin telaşa kapılmasına sebep olur. Babaannenin çok hasta olan kardeşlerinden birinin (Hawaii'de Amerikalı bir kadınla evlenen) oğlu, babaanneyi ziyarete gelecektir.


Hikayenin bundan sonrası, eve gelmeden önce Nagazaki'yi ve tüm anıtları gezen, Japonca bilen bu son derece nazik, duyarlı gençle babaanne ve çocuklar arasında gelişen, naif, duygusal, içinde her duyguyu içeren, (Öfke, utanç, anlayış, sevgi, saygı) bir nevi hesaplaşmadan ibarettir. İşin en güzel yanı, bunun son derece ufak seslerle,
hatta sessiz bir biçimde kotarılmış olmasıdır.









Finalde, herşey konuşulmuş, günahlar çıkarılmış, hesaplar kapanmış, yürekler birleşmiştir. Ancak uzaklardan gelen ölüm haberi, üzerine kopan bir de şiddetli fırtına, yaşlı Kane'i allak bullak eder.
Filmin son sahnesi, anlatılamayacak kadar büyük ve güzeldir...



Eğer, bir şair, bir yazar, bir senarist ya da yapımcı, benden gözyaşı dökmemi istiyorsa ve bu talebini bağıra bağıra yapıyorsa beynim isyan eder, hemen duygularımı denetimine alıp beni engeller. Eğer bu kötü tuzağa düşmüşsem yani kendimi engelleyememiş ağlamışsam, akan göz yaşlarımı asla helal etmem.

Her izlediğimde, başından başlayıp sonuna kadar ağladığım bu filmde, böylesine bir konuyu işlediği ve hem de madur ülkenin vatandaşı olduğu halde Kurosawa, hiç bir şekilde ajitasyona tenezzül etmemiş, popülist düşünmemiştir. Tam tersine, gerek kendi ülkesinde, gerek Amerikan halkında, değerler ve kimliklerin nasıl yozlaştığı konusunda ince mesajlar vermiştir sadece. Bunu da son derece soğukkanlılıkla yapmıştır.

Bu arada, çocuklarla büyükanne ilişkisi ve tatil birliktelikleri, beni özel olarak etkilemiştir.

Tüm insanların izlemesi gerektiğini düşündüğüm filmlerden biridir "Ağustosta Rapsodi".

Bu filmi tekrar, kimbilir kaçıncı kez izleyip buraya yazmamın bu aya ve hele bu güne denk gelmesi (tam da iki bombardımanın ortasına) tamamile tesadüf, belki de benim Yengeç' sel içgüdülerimin bir tezahüründen ibarettir.



Hep sevgiyle kalın...


This entry was posted on 8.08.2009 at Cumartesi, Ağustos 08, 2009 and is filed under , , , , , , . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

6 yorum

Sevgili Asuman,
Insanlik unutmuyor unutmasina da, su lanet olasi savaslarda hic bitmiyor malesef.Insanlar ders almiyor.Su cok medeni Avrupa ve Amerika sagolsun karistirmadiklari yer kalmiyor.
Sevgiler

8 Ağustos 2009 23:55

Sevgili Sünter,

Galiba her şeyi insanoğlu sevgi ve sağduyu ile çözecek.Bana göre bu film, bazı değerleri, bazı acıları gözler önüne sererek de olsa, insanlığa yeniden hatırlatıyor.
Tekrarlanmasını hiç istemediğimiz şeyleri.
İyi geceler...

9 Ağustos 2009 00:34

Merhaba Asuman Hanım,
Öncelikle bu filmi bu kadar güzel bir özetle ve kendi duygularınızı da aktararak böylesi başarılı bir şekilde aktardığınız için kutluyorum. Gerçekten inanılmaz ve çok etkileyici bir şekilde yazmışsınız.
Tam bana göre, muhteşem bir film olduğuna karar verdim .Hemen yarın bulup izliyorum..
Sevgilerimle..

10 Ağustos 2009 22:37

Zeugma,
Seyrettikten sonra yorumlarınızı mutlaka bekliyorum.
Bu arada beni çok överseniz böyle, şımarıcam ama. Çok teşekkür ederim. Bu arada (körler sağırlar gibi algılanmasın ama)üç ya da dört keredir son postunuzun müziğini dinlemek üzere sizin bloga uğruyorum. Ben de o müzik hakkında daha çok bilgi istiyorum.
Sevgiler...

10 Ağustos 2009 22:55

:)
Tabii ki körler sağırlar meselesi değil Asuman Hanım.
Sadece yeni tanıştığımız için ortak noktaların çakışması bunun adı. Filmi izledikten sonra gelip buraya yazacağım. Umarım bulabilirim.
Şu anda bahsettiğiniz müzik eşliğinde yazıyorum. Siz böyle dedikçe daha çok sevdim.
Şimdi gelelim bilgi vermeye: Bu müzik Yunanlılarla paylaşamadığımız birçok şeyden biri galiba. Adı ''Greek Tshifteteli'' diye geçiyor. Yani baklavamız, dönerimiz gibi çiftetellimizi de sahiplenmişler :)) Şaka bir yana benzer özellikler taşıdığımız bir millet. Örneğin sirtakileri çok hoş ve bizim müziğimize yakın bence..
Sevgiler...

11 Ağustos 2009 00:34

Sevgili Zeugma,

Önce şu hanım ve siz i kaldıralım diyorum. Benim yaşımı unut çünkü sizlerle kendimi genç hissediyorum. Yeğenlerimle o kadar haşır neşirim ki emin ol aralarında bir türlü yaşlanamıyorum. (Bkz."Bilgisayar kariyerim") Üçü de bana teyze, hala yerine Asu derler.(bir de post reklamı haa??)
Şaka bir yana filmi internet kanalıyla satın alabilirsin diyecektim ama indirebilirs
in de. Ama dublaj sorun olur. Gitti gidiyor ya da benzeri bir yerden satın alabilirsin.Bu arada müzikle ilgili verdiğin bilgiler için teşekkür ederim. Biraz önce gidip bir daha dinledim. Gece gece insanın yüreğine müthiş bir coşku veriyor.
Sevgiler, iyi uykular...

11 Ağustos 2009 00:51

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin