Ütü  

Posted by Asuman Yelen in ,


Bu gün ter bun içinde tam üç sepet büyüklü küçüklü çamaşırın gözüne gözüne elimdeki sıcak

ütüyü vurup, onları hizaya sokar dümdüz ederken bundan neden mazoşistçe bir zevk aldığımı

kavrayıverdim.

Yaşamımda düzeltebildiğim, düzeltebileceğim bu bez yığınından başka hiç bir şey yok.

Zaaflarım, beni üzen şeyler, bozulan ilişkiler, elimden kayıp gitmekte olan güzellikler,

ruhumda ve yavaş yavaş yüzümde oluşmaya başlayan kırışıklıklar, yaşamımda karşılaştığım,

şu an karşımda duran ve ileride çıkacak olan tüm engebeler için yapabileceğim hiç bir şey...

Bu çaresizliğin tüm hıncını sepetlerde birbirlerine sokulmuş, korkudan iyice büzüşüp bekleşen

o zavallı bez şekillerden alıyorum. Önce seriyorum önümdeki masaya, sonra küt diye

indiriyorum burnundan öfkeli buharlar saçan kızgın demiri. Zavallıların bazıları korkularından

sararıp soluyorlar. Çok kızgınsak (ütüm ve ben) naif olanlar eriyip gidiyorlar.

Sonunda vahşi bir zevkle hepsini istifleyip gözümün önünden kaldırıp kapatıyorum yerlerine.

Oh beee!

Kimin gücü neye yeterse. Bu kadarı da bir şeydir.

Herkese öneririm...

This entry was posted on 29.05.2011 at Pazar, Mayıs 29, 2011 and is filed under , . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

22 yorum

Ne güzel. Rahatlatıyor seni ütü Ben hiç sevmem biliyormusun? Seçe seçe ütülerim. Yastık kılıflarını ütülerim. Çarşafları güzelce katlayıp kaldırırım mesela. Kimse duymasın. Hele her şeyi ütüleyen annem hiç duymasın...

29 Mayıs 2011 19:47

Çarşafları ben de artık ütülemiyorum. Eskiden tek kattan ütülerdim. Aslında ben de çok sevmem. Ö yüzden birikiyor daha da zorlaşıyor. Her iş gibi iş başlamakta:)

29 Mayıs 2011 19:58

"Yaşamımda düzeltebildiğim, düzeltebileceğim bu bez yığınından başka hiç bir şey yok."
Ne kadar doğru acaba dedim hemen ütüye mi kalksam, ama o kadar hıncım var ki ütü beni kesmez:))
Güzel bir hafta dilerim canım...

29 Mayıs 2011 23:24

Kesebildiği kadar Nur' cum. Elimden gelen budur. Elimi düzeltmek üzere neye atasam birileri başka bir tarafından hırpalıyor. Ben yıldım.
Senin de haftan güzel geçsin arkadaşım...

29 Mayıs 2011 23:59

bir arkadasimda ne zaman esine kizsa hamur yogururdu. Öyle yumruklaya yumruklaya hamur iyice özlesir süper pogacalar cikardi ortaya:))

30 Mayıs 2011 01:40

Annemler de benzer bir hikaye anlatırdı. Kadın eşini çok sevdiği için çamaşırlarını okşayarak yıkarmış. Kaynanasınınkini ise öfkeyle sert sert. Tabii sonuçtan kaynana son derece memnun olurmuş. Sakız gibi çamaşırlar :))

30 Mayıs 2011 10:10

Bu sanırım biraz benim bunaldığım zaman hemen elime cif ve skocth bride alıp mutfakta duvarlara kadar ovmam gibi bir şey. O da beni rahatlatıyor hep. Sanki tezgahlar duvarlar ışıldadıkça ve ben elimde bezi habire hışımla sürttükçe beni bunaltan sebeb kaybolacakmış gibi.

Ama Asucum bir yerden sonra yaşamı düzeltmek değil de geçmişi kabullenip anı da yaşamak gerekiyor sanırım. Ben öyle yapıyorum bir süredir. kendimi işe güce kitaba oyuna , neyse herhangi kafamı oyalayacak bir şeye boğup mümkün olduğunca az düşünüp sadece anı yaşıyorum.

30 Mayıs 2011 19:42

Herkesin kendine göre bir yöntemi var demek.
Şu senin ikinci paragrafı uygulamanın zamanı geldi de geçiyor galiba :)) Haklısın Sis' cim. Çak.

30 Mayıs 2011 20:17

Ben de çakcam ben de (şımardım yine:)
İşin en tuhafı ev işlerinden ölesiye nefret eden ben eğer hava çok sıcak ve o gün ellerim uyuşuk değilse ütüyü severim. Şu anda da koca bir yığın beni bekliyor.
Yaşamımda düzeltemediğim şeyleri bozuk bırakıp yok saymaya karar verdim ben Asucum, gittiği yere kadar, yeter ki sağlıklar düzgün olsun.
Güneşli antalya'dan selam diyeceğim ama ufukta bulutlar görünüyor, belki öğleden sonra yağar. Sevgiyle...

31 Mayıs 2011 10:24

Sen de çak Leylak' cım.En doğrusu kabullenmek, fazla önemsememek ve dosdoğru ileriye bakmak. Bekleyen çamaşırların perişan görüntüsünden olsa gerek ütüye başlamak zor geliyor insana. Düzelince, katlayıp üstüste istiflendikçe ya da pırıl pırıl dolaba asılınca yaptıkça yapası geliyor insanın.
İstanbul da bulutlu ve sıkıntılı. Bende temizlik var.
Güneşli günlere...

31 Mayıs 2011 16:08

Asucum, seni mimledim. Seveceğini düşünüyorum konusunu: "Ben Küçükken". Sayfama gel:)

31 Mayıs 2011 16:24

Bi geliim bakiim...

31 Mayıs 2011 16:40

bizim evde ütüyü babam güzel yapar:)
hepimizden düzgün yapıyor.gençliğinde terzinin yanında çalışmış.dikişten de anlıyor biraz:) ellerine sağlık Asuman ablacım.Umarım hayatında her şey istediğin şekilde,kıvamda olur.sevgilerimle.

31 Mayıs 2011 17:39

Bu arada itiraf edeyim ben ev işi sevmem.sizin yazınızı ve yorumları anneme okuyunca kızım bak arkadaşların yapıyormuş sen de yap,öğren dedi:))

31 Mayıs 2011 17:42

Galiba ütü konusunda erkekler biraz daha titiz ve becerikli Kamikaze' cim.
Çok teşekkür ederim güzel dileklerin için.
Bu arada annenle başını derde soktuğum için üzgünüm :))
Sevgiler...

31 Mayıs 2011 18:56

Keşke hayatın kırışıklıklarını da bez parçaları kadar kolay düzeltebilseydik.
Sevgilerimi bırakıyorum Asuman hanım.Yine çok güzel yazmışsınız.

31 Mayıs 2011 20:01

yok yok önemli değil Asuman ablacım:) doğruları söyler her zaman anneler:)

31 Mayıs 2011 21:16

Keşke Güngör' cüm.Ama bu gün burada blogger dostları bu kırışıklıkları kafaya takmamak konusunda karar aldık. En güzeli bu galiba...
Öpüyorum seni...

31 Mayıs 2011 22:18

Ne güzel bir ironi olmuş bu yazı. Galiba ben de ütüyü onun için seviyorum. Asıl evde kafam meşgülse elinde eldivenler yerleri silerken bulabilirsin beni. Bizim evde herkes bu durumu bilir. bana pek dokunmazlar ta ki yerler pırıl pırıl olana kadar(!)

31 Mayıs 2011 23:35

Kulübe hoşgeldin Defne' cim.
Tüm aksaklıkları öylece kendi haline bırakıyor, düzeltmeye çalışmaktan vazgeçiyoruz. Dikkati evlere, işlere yoğunlaştırıyoruz.Evler de bu sayede pırıl pırıl oluyor. Beyinler ruhlar da...Bizi bizim kadar kim düşünebilir ki...

1 Haziran 2011 00:54

Asuman ablacım sizin ve ailenizin regaib kandili mübarek olsun.Allah dualarımızı kabul eylesin.

2 Haziran 2011 21:36

Amin Kamikaze' ciğim. Cümlemizin.
Çok teşekkür ederim Canım...

2 Haziran 2011 23:25

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin