Huzur veren dizi  

Posted by Asuman Yelen in ,




Bu dizide büyük mesajlar yok.

Olağanüstü tipler yok.

Dönem filmi, tarihi film değil.

Silah, kan, baba, polis, kavga yok.

Dikkati çekecek teknik, görsel farklılıklar yok.

Eski Türk filmi tadında sıradan bir mahalle dizisi.

Dört genç ve iki bildik aşk hikayesi. Fakir kız-zengin erkek, zengin kız fakir erkek.

Çok güzel müzikler var.

Zaman zaman, iç burkan küçük güzellikler, özenli ayrıntılar var. Bir söz, bir mimik gibi.

Sahici insanlar, toplumsal, şirin göndermeler var. (Kadın sabah programları, telefon bankacılığı)

Bir de Füsun Demirel var...

Sakin, huzurlu ve masum bir dizi.

Hani bazı dostlar vardır. Politika konuşursunuz, gündemden hararetle bahsedersiniz, kimiyle

irade çatışması yaşarsınız ara sıra. Sesler yükselir. Kimiyle sanattan kitaptan, şiirden

konuşurssnuz. Kelimelerinizi seçerek, dikkatle kullanırsınız. Kimiyle ağlar, kimiyle bol bol

kahkahalar atarsınız. Hep biraz gerilim, biraz dikkat, biraz özen, biraz da huzursuzluk barındırır

içinde bu birliktelikler.

Ama dost vardır, sakin, iddiasız, telaşsız, komplekssiz, yüzünde bir tebessümle sizi dinler, az

konuşur, konuştuğunda sesi yumuşaktır, bilge değildir, filozof değildir, hırslı, şikayetçi, kavgacı,

hiç değildir. Eleştirel gözle bakmaz. Açık aramaz. Sevgi dolu ve huzurludur. Benim var, sanırım

herkesin de vardır böyle dostları.

Bu dizi her seyredişimde bana böyle bir dostla yaşadığım o hoş birlikteliğin rahatlığını

hissettiriyor. Tuhaf bir benzetme oldu ama bu gece dahil hep bu geldi aklıma izlerken.

Umarım sitayişle bahsettiğim diğer diziler gibi aniden yokolmaz, ya da olumsuz yönde değişmez.

This entry was posted on 25.05.2011 at Çarşamba, Mayıs 25, 2011 and is filed under , . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

10 yorum

Büyük dizilerin gölgesinde kalmış diziler derim bunlara. Aslında dediğin gibi Asuman abla, entrika, mafya gibi şeyler olmadığından bana da sıcak yaz günlerinde öğleden sonra yenilen dondurma tadında gelir..Benim de vardı böyle dizilerim," Şaşıfelek Çıkmazı" mesela hatırlarsın sanırım, bitti ama tadı damağımda kaldı. Dost benzetmen de çok hoş olmuş gerçekten, yerinde bir tespit hani derler "teşbihte beliğ olmaz mış" buda öyle işte...

25 Mayıs 2011 07:32

Şaşıfelek çıkmazı hala yapılmış dizilerin en güzellerinden biri. Öyle bir kadro bir daha bir araya gelmedi. O doğallıkta bir mahalle dizisi hala yapılamadı. Şirinlikler yapmacıklıklar karıştırılmadan. Zaaflarıyla, hatalarıyla. Dostluklar, aile ilişkileri enfesti. Her seferinde, her rastladığımda aynı tadı alıyorum.

25 Mayıs 2011 11:55

dizilerden uzak durmaya çalışırdım.ama bu dizi gerçekten tam da bahsettiğiniz gibi tuhaf bir huzur veriyor insana,benim de gözümden kaçmadı.zaten müzikleri bile yeter izlemek için..sıradan sessiz ama derinden ilerleyen bir dizi..umarım diğerlerine benzemez kaderi,ne zaman bir diziyi çok beğenip izlemeye başlasam,reytingsizlikten kısa zamanda kaldırıyorlar.

25 Mayıs 2011 13:18

İmge, hoşgeldiniz bloguma...
Benimle aynı görüşte olan dostların olduğunu görmek çok hoş. Ben de her diziyi seyreden her seyrettiğini anlatan biri değilim. Asla da (emekli ve yaşı olgun biri olarak) ben dizi seyretmem diyemem ama geerçektten insanı canından bezdirecek bazıları var ki göz ucuyla bile bakmam doğrusu.

25 Mayıs 2011 14:19

hoşbulduk:)
yazılarınızı hep takip ediyorum zaten..evet bence de önemli olan dizi izlememek değil seçici olmak..gerçekten tahammül edilemeyecek diziler var,ama adaletsizlik bir çok yerde olduğu gibi dizi konusunda da yapılıyor.haketmeyen diziler reyting rekorları kırarken,bir diğeri sade diye yayından kaldırılabiliyor.ne diyim dizimiz hep devam eder inşallah:)zevkle izliyorum..

25 Mayıs 2011 14:25

Ben de aynı güzellikte sürmesini ve aynı huzurla izlemeyi diliyorum sevgili İmge. Sevgiler...

25 Mayıs 2011 14:37

Perran Kutmanın böyle bir dizisi vardı. Bir mahalle ve insanları ve yaşantılarını anlatan. Peee kaç sene önceydi kim bilir. Ama hala arada aklıma gelir, çok keyifliydi.

25 Mayıs 2011 23:40

Ewwrt. Perihan abla. Dün gibi hatırlıyorum. Can 2-3 yaşlarındaydı.(84 lü) bayılırdı sanırım temposu çekerdi. Hep benim kucağüımda oturur seyrederdi.

25 Mayıs 2011 23:51

Dün okudum yazini ama yorumu bu güne kaldi:)
Okuyunca inanamadim bir an. Esimle ayni seyleri konustuk bu dizi hakkinda hemde ayni gece:)

27 Mayıs 2011 01:54

Bu dizi, tanıtımlarına bakarak tahmin ettiğimden çok daha iyi çıktı Sünter' cim. KOnusu değil ama arada işledikleri temalar, bazı ayrıntılar bu işe eskisinden biraz daha fazla özen gösterildiğini belli ediyor.
Hep beklediğimiz şeylerdi. O yüzden sevdik sanırım...

27 Mayıs 2011 02:21

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin