Tehlikeli İlişkiler  

Posted by Asuman Yelen in ,



Uzunca bir bankamatik sırasında bekliyorum.

Biraz ilerdeki marketin önünde duran birkaç masadan birinde iki kişi oturuyor ve hayli yüksek sesle yaptıkları konuşmalarından anne - kız oldukları hemen anlaşılıyor. Bu gün işittiğim bu diyalogun her kelimesi aklımda. Kalmayacak gibi değil çünkü. Unutacağımı da sanmıyorum.

“Beni yine aptal yerine koydun. Ulan ben sana demedim mi önce bana sormadan hiçbir şey yapma diye.”

“Ama bir dinle. Hiç sandığın gibi değil. Ben telefonda ona dedim ki…” Diğeri dinlemiyor.

“Kabahat bende. İplerini çok gevşettim. Hoşlanmıyorum ondan, konuşmayacaksın dedim mi demedim mi. “

“Ama ben sadece…”

“Dedim ya suç bende. Sana doğum gününde o telefonu almayacaktım. Mankafama tüküreyim. Bir de kullanmasını öğrettim. Sana telefon ne lazım. Yoo, alcam elinden. Kal telefonsuz da gör gününü.”

“Peki ama önce kadıncağıza bir izah etseydim. Şimdi ayıp olacak…”

“Ben ayıp falan bilmem. Ben sana görüşmeyeceksin demiştim. Hemen veriyorsun cebini. “

Atılıp masanın üzerindeki telefonu alıyor. “Ahanda sim kartını da çıkardım. Otur derdine yan şimdi. Yemek pişir, dantel işle. Benim başımı derde sokma. Bak gözüm üstünde. Bi farkediym aradığını, defolur giderim uzaklara bi daha da yüzümü göremezsin.”

Sarışın genç kız, hışımla çantasını omzuna atıyor, uzun saçlarını savura savura yürüyüp gidiyor.

Kırk yaşlarında sarışın kısa saçlı kadın, elinden oyuncağı alınmış bir bebek gibi şaşkın ve çaresiz, arkasından bakakalıyor. Göz göze geliyoruz. Yüzümde ne gördüyse -ki bu dehşet ve kızgınlık ve de şaşkınlık olabilir – utanarak başını önüne eğiyor. Bense üzülüyorum onu utandırdığım için. Kızgınlığım önce acımaya sonra tuhaf bir sevgiye dönüşüyor.

Sıra bana geliyor. Mekanik hareketlerle paramı çekerken aklım hep o mahzun ve güzel kadında. Bir kere daha göz göze gelmek istiyorum. Bu sefer ona yine hiç konuşmadan, sadece bakışlarımla “seni anlıyor ve seni seviyorum” demek istiyorum. Ama masada şimdi asık suratlı bir adam oturmuş gazetesini okuyor. Hemen dönüp yola bakıyorum. Sarışın kadın uzaklaşmakta. Kot pantalonu ve siyah penye bluzu ile neredeyse kızı kadar alımlı. Sadece omuzları düşük, adımları ağır. Kalabalığın arasına karışıyor, yitip gidiyor.



Hep sevgiyle kalalım...

This entry was posted on 6.09.2009 at Pazar, Eylül 06, 2009 and is filed under , . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

16 yorum

Kime kizayim bilemedim.Böyle bir evladami? yoksa onu yetistiremeyen anneye mi?
Belki büyük konusuyorum ama ben bu tür olaylarda ailenin payinin büyük olduguna inaniyorum.Saygi ve sevgiyi kücükken veremezsen sonuclari böyle oluyor iste.Yinede Allah islah etsin diyelim.
Asumancim öpüyorum seni

6 Eylül 2009 03:06

Bir evlat sahibi olarak sen benden daha iyi bilirsin Sünter'cim tabii.

Ama bu gün o sarışın kadın bana çok çaresiz ve umutsuz gibi göründü. Sanki istese de çok sevse de elinden hiç bir şey gelmiyecekmiş gibi.Belki çok sevgidendi.
Kim bilir belki de kızının genleri ile alakalı değişmeyecek bir durumdu. Ruh hastası bir çocuktu muhtemelen. Normal, sağlıklı bir genç kız annesiyle bu şekilde konuşmaz diye düşünüyorum. Bilmiyorum çok kötü etkiledi beni.
İyi geceler...

6 Eylül 2009 03:27

Canim benim,sen benim icin bir annesin.Anne olmak bir canlinin sorumlulugunu tasimaksa sen de bir canlinin tüm sorumlulugunu tasiyorsun.hatta onun icin evinden ayrilmayi bile göze aliyorsun.Birde yegenlerini yazdigin zaman onlarin sana olan sevgisi ve saygisini kilometrelerce ilerden aliyoruz.Hic bir sevginin sebesiz yere olmadigini düsünüyorum.Onun icin ben anne deyilim sözünü kabul etmiyorum:)
Birde senin yüregin belki nice annelerden daha anac geliyor bana.
Bak ben kizinina karsi bu kadar pasif kalan bir anneye kizarken sen nasil iliman yaklasabildin.
Simdi sahura pizza yaptim onu firina vereyim, keske alt komsu olsak birlikte yesek:)

6 Eylül 2009 03:44

Ne kadar incesin arkadaşım. Ne güzel bir yüreğin var.Allah gönlüne göre versin. Evladınla ve tüm sevdiklerinle birlikte yüzün hep gülsün. Bu gün Can yanımda ben de gidip çayı demleyim. Sen de Ayci'nle pizzanı ye. Onu da benim yerime öp.
Allah orucunuzu kabul etsin.
İyi sahurlar canım...

6 Eylül 2009 04:08

Offf, çok can sıkıcı bir diyaloga tanık omuşsun Asumancım. Kendimi kadının yerine koydum da, ne yapardım acaba? Sünter'e katılıyorum, insan genellikle ektiğini biçiyor ama büyük konuşmayım, dış etkenler, ruhsal bozukluklar da var işin içinde. Hasılı çok tatsız anne açısından.
Buarada Sünter'e katılıyorum. Benim için her kadın doğuştan annedir. Yavrusu ister evladı olsun, ister yiğeni, ister köpeği, ister sokaktaki herhangi bir çocuk. Hele ki senin gibi duyarlı bir kadın.
Alt komşunun hışmından uzak güzel bir Pazar diliyorum canım:))

6 Eylül 2009 10:49

Çok kötü çok. :((

Evlat sahibi olmak için değil,hayırlı evlat sahibi olmak için dua etmemiz lazım.

Böyle bir evladın ,elden ayakdan düşünce o anne, babaya nasıl davranacağını hiç düşünmek istemiyorum.

İlkokuldayken bize okutulan tahta tabak hikayesi geldi aklıma nedense :((

6 Eylül 2009 12:46

Baştan ben de bütün suç annede dedim.
Daha ilk cümlede kalkıp oracıkta evire çevire dövmesini bekledim. Onu öyle çaresiz görünce ben kalkıp döviym dedim. Anlık şeyler tabii ve öfkemin büyüklüğünden bu abuk düşünceler. Allahtan gençlerin büyük çoğunluğu böyle değil.
Son cümlelerin ve son dileğin için çok teşekkür ediyorum Leylak'çığım.

Sevgiler...

6 Eylül 2009 12:52

İzdüşümler,

Durum gerçekten vahim. Böyle anne evlat ilişkisi olmaz. Benzeri şeylere bu kadar olmasa da sıkça rastlar olduk. Gençliğimde bir komşu kız annesinin tipini beğenmediği için yanında yürümesine izin vermez, hatta itip kakardı kadıncağızı. Ama çok dışlandı. Şimdi sanki bunlar çok doğal gibi. İlişkilerdeki bu yozlaşma belki farklı ihtiyaç ve korkuları doğurduğu için bu gün bir başka kaos yaşanıyor :))

6 Eylül 2009 13:27

Ne denebilir..bu konuda hep tarih tekerrür edecek.büyükler dinlenmeyecek, belki ciğeri beş para etmezler çıkacak, yan yanacak..hata hep var olacak..

6 Eylül 2009 14:56

Ufuk çizgisi,

Ben o kadar da olumsuz düşünmüyorum. Bunu hiç istemiyorum çünkü.Bu iletişimsizliği ve yozlaşmayı tüm Türkiye'nin ailelerine yaymak ve kaçınılmaz geleceğimiz gibi düşünmek çok korkutucu. Bence biz yine de güzel geleneklerimize ve kendimize has değer yargılarımıza güvenmekten vazgeçmeyelim :)))

Sevgiyle kalın...

6 Eylül 2009 15:13

Off gerçekten de çok üzücü bir durum anne için. Bir an kendimi koydum yerine o annenin ve çok kötü hissettim. Allah islah etsin demekten başka ne denebilir yazık onca emeğe:((
Ben de arkadaşlarla aynı fikirdeyim sen yeğenlerine annesin zaten, yazılarından okuduğum kadarıyla.

Sevgiler canım

6 Eylül 2009 23:22

Evet Çınar,

Doğrusu ben de hiç şahit olmak istemezdim bu konuşmaya. Şoke oldum. Gençler şimdi çok rahat. İçlerinden geldiği gibi davranıyorlar. Buna alışkınım hatta hoşuma da gidiyor ama bu öyle de değil.Çirkinlik akıyordu her kelimesinden. Çok moral bozucu bir şeydi.Umarım doğruyu bulur.
İyi geceler....

7 Eylül 2009 00:24

Asuman'cım,
Ben bugünden, gelecekten korkmakta çok haklı olduğumu anladığım bir yazı. Gençlik nereye gidiyor ooof of.
Bilgisayar başında fazla oturamadığım için yazılarınızı geç okuyor, yorumları kısa tutuyorum.
Geçecek inşallah, sizleri seviyorum...

7 Eylül 2009 02:01

Çok ince ruhlu ve dikkatli olduğunu biliyorum sevgili arkadaşım. Ama lütfen her yazıyı okumam ve yorumlamam gerek sonra gücendiririm diye düşünme. Sen bana bakma. Benim sorumluluğum altında kimse yok. Son derece özgürüm. Herkesi okumaya çok rahat vakit bulabiliyorum. Geç yatıyorum.Boş vaktim bol.Vakit buldukça oku. Geç oku. Hiç okuma.Hiç gücenilir mi. Aksine böyle düşünüyorsan üzülürüm. Artık birbirimizi tanıyor ve anlıyoruz.
Sevgiler Canikom...

7 Eylül 2009 02:17

Çok kötü oldum ama ben :((
Başlangıçta okuduklarıma inanamayıp tekrar başa geldim iki kez. Annenin kızına söylemesi gerekiyor gibiydi ama, değildi.
böyle evlat olmaz olsun..Hem de uzamış bir bankamatik kuyruğunun gözleri önünde gerçekleştirdiği davranışları onu zerre kadar utandırmaya yetmemiş. Dışarıda böyleyse evde nasıl kimbilir?
İnanılmaz etkileyici bir anlatımla bu olayı aynen yaşatmışsın Asucuğum..
Yazan ellerine sağlık..
İnşallah o evlat tez zamanda aklını başına toplar ve annesinin kıymetini bilir..Başka bir şey diyemiyorum :(
Sevgilerimle...

7 Eylül 2009 20:55

Evet Sevgili Zeugma,

Günümüzde maalesef roller böyle değişmiş durumda.Ben özellikle baştan belirtmedim okuyanı şaşırtmak ve böylece durumun fecaatini iyice ortalara sermek için.Böyle bir genç, ne etrafındaki insanları görür ne de onlardan utanır. Dünyanın merkezindedir o an. Yaşam onun er geç aklını başına getirecektir.
Sevgiler canım...

7 Eylül 2009 22:06

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin