Her hangi bir günün ardından  

Posted by Asuman Yelen in , , , ,


Fener dördüncü golü de yiyince artık dayanamadım kalktım bari bloga bir şeyler yaziim dedim. Yetti artık seyretmiycem. Şu Fener yıllardır bi yüzümüzü güldürmedi doğru dürüst. Hep yüreğimiz ağzımızda. Gerisini beylere bırakıyorum. Tartışsınlar dursunlar. Benim derdim bana yeter. Can arkamda, oturmuş kıkır kıkır gülüyor. Onlar da pek alışkın değiller böyle bol gole, sevindirik oldu yavrum.

Neyse, bugün benim ev yangın yeri. Günlerdir apartmanımızın dış cephesi mantolanıyor ve bu gün de sıra bizim katta.Balkondaki çiçekler içeri alındı, uydu anten söküldü.. En önemlisi de Paçozu zaptetmek. Sekizinci kat. Allah korusun, aniden hav dese, iskeledeki adamlar bir an boş bulunsa.. Düşünmek bile istemiyorum. Camları kapıları kapadık. Biz de Can’la evin içinde reform yaptık. Bazı eşyaların yerini değiştirdik. Kitapliklardaki kitapları yığdık. Ben oturdum başlarına. Bazı kitapları birilerine vermek üzere ayırdım. Kalanların tozlarını silip yerlerine yerleştirdim. Tarihi geçmiş faturaları, ekstreleri ve bir sürü evrakı elden geçirdim. Çok eskileri atılmak üzere ayırdım. Balkonda çalışan işçilere kek pişirdim, çay verdim. Sonra da dinlenmek üzere camın önüne oturdum. Çalışanları izlemeye başladım. (Ben bu satırları yazarken, arkada Beşiktaş’ın kupayı alış seremonisi yapılıyor. Bize de onları, Can’ı ve tüm Beşiktaşlıları kutlamak düşüyor.)

Gündüze dönelim. Oturduğum yerden adamların konuşmaları ilişti kulağıma. İnanamadım. Onlar da paralarını alamamışlar. Bir tanesi, bari bir kısmını verseler dedi,bir diğeri,boş ver nasılsa verirler dedi, şakalaştılar, gülüştüler, bir boyun eğmişlik, bir boş vermişlik….

Siz hiç yüksek bir binanın mantolanma işlemini (binanın dışının korunaklı bir biçimde boyanmasına diyorlar) izlediniz mi bilmiyorum. Ben günlerdir dehşetle bakıyorum çalışanlara. Onlarca insan. Bana hiç de korunaklı gibi görünmeyen, çarçabuk kurulan incecik iskelelerin üstünde, oradan oraya gidip geliyorlar. O iskeleler ilk kurulduğunda ben camdan bakınca dehşete kapılıyordum. Sonraları hiç bakamaz oldum. İşin tuhaf yanı, onları çalıştıranlar, korkunç paralar kazanıyorlar ve böylesine tehlikeli ve zor şartlarda çalışan bu garibanlara ücretlerini (kim bilir o da ne kadarcık) zamanında ödemiyorlar.

Bir kupa hüsranının arkasından, üstelik böylesine yorgun ve uykusuzken, yurdumun bu hiç çözümlenmeyecekmiş gibi görünen ciddi sorunlarını konuşmaya kalkışmak, en azından işi hafife almak demektir. Bunu da diğer bazı şeyler gibi sonraya bırakalım.

Görüşmek üzere.

This entry was posted on 13.05.2009 at Çarşamba, Mayıs 13, 2009 and is filed under , , , , . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

1 yorum

Beşiktaş'lı,bir taraftar olarak sizi nasıl teselli ederim bilemiyorum:)Ancak centilmence tebrik etmeniz çok hoş doğrusu.Yazı çok hoş.Sizi zevkle okuyorum.Sevgi ve saygılarımla...

14 Mayıs 2009 00:04

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin