Baki kalan bu kubbede....  

Posted by Asuman Yelen


Geçmişimin bir parçası daha koptu gitti.

Onu en çok tam da yukardaki haliyle tanırdık.

Anlata anlata bitiremediğim çocukluğumun o çeşit çeşit radyolardan izlediğimiz, uzun zamandır

dinleyemediğim ama dinler dinlemez hatırlayıp mutlu olduğum, arkasından gelen haberle

üzüldüğüm güzel sanatçı sağlam sesli türkücü Necra Erol.


En çok ondan dinlemeye alıştığımız birkaç örnek:

"Keklik gibi kanadımı süzmedim

Murat alıp doya doya gezmedim

Bu kara yazıyı kendim yazmadım

Alnıma yazılmış bu kara yazı.

Kader böyle imiş ağlarım bazı ."


Yine onun sesinden çok dinlediğim;


"Yüksek yüksek tepelara ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler.

Annesinin bir tanesini hor görmesinler.

Uçan kuşlara malum olsun ben annemi özledim.

Hem annemi hem babamı ben köyümü özledim."


Ve ayıramadığım bir diğeri...


"Cevizin yaprağı dal arasında

Güzeli severler bağ arasında.

Üç beş güzel biir araya gelmişler.

Benim sevdiceğim yok arasında."


Nurlar içinde yat Necla Erol...

This entry was posted on 23.02.2011 at Çarşamba, Şubat 23, 2011 . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

10 yorum

Nur içinde yatsın, gerçekten zamanımızın çok değerli bir sanatcısıydı.
İyisin di mi arkadaşım, geçti artık inşallah.

24 Şubat 2011 00:41

Nur' cum, iyiyim çok şükür. Umarım sen de tamamen iyileşmişsindir.
Aman hep iyi olalım.
Sevgiler arkadaşım...

24 Şubat 2011 01:04

Ben de:"Osman abim evde mi, evdemi?"şarkısını unutmadım .Oysa hiç Osman abi diye bir tanıdığım olmamıştı.Sevgilerimle.

24 Şubat 2011 07:49

Ben duymamıştım, sizden öğrendim. Aklıma o hanımefendi görüntüsü ve yanık sesi geldi. Ne kadar çok etkilemeye başladı gidenler beni. Hayatımdaki tanıdığım, taktir ettiğim, sevdiğim isimler terkettikçe (beni) azalıyorum, tükeniyorum, tek başıma kalıyor gibi hissediyorum kendimi. Belki de bu kadar üzülmem bundandır ne dersin Asumancığım?

24 Şubat 2011 11:28

Sufi' cim, sen söyleyince o tüküyü de hatırladım. Emin ol sesi kulağımda.Allah rahmet eylesin.
Sağlık diliyorum sana...

24 Şubat 2011 11:39

Bu duyguyu biliyorum Sevgili Defne.
Ben o dönemi aşalı çok oluyor. ÇOk genç, sırasız ve ani ölüm sarsıyor da, bu sakin, beklenen gidişleri sükunetle, anılarla karşılıyorum. (8o in üstündeymiş.)

24 Şubat 2011 11:47

Son türkü hep anneannemi hatırlatır...
Demek Necla Erol'u da yolladık. Bunlar üç kardeşti değil mi? Nezahat Bayram, Ülkü Beşgül ve Necla Erol. Birer birer gidiyorlar çocukluğumuzun ve ilkgençliğimizin sesleri, mekanı Cennet olsun. Birkaç yıl önce Antalya'da TRT Kampı'nda bir gece yoğun istek üzerine mikrofonu eline almış ve hala nasıl öyle gür çıktığına şaştığım bir sesle türküler söylemişti.
Rahat uyusun.
Sevgiler Asucum...

24 Şubat 2011 11:55

Evet canım üç kardeştiler. Üçü de sağlam sesli has türkücüydüler. O dönemlern, arabeske kaymayan yiğitçe Anadolu' dan çıktığı gibi türkülerini okuyan türkücülerdi.Sanıyorum bir tek Ülkü Beşgül hayatta.
Ölenlere allah rahmet eylesin.
Öte dünyayı şenlendirsinler sesleriyle...

24 Şubat 2011 13:50

Ben hiç duymamıştım.
Am siz çok dinleyenler yada severek dinleyenler için eminim acı bir kayıp olmuştur.
Her kayıbın dokunuşu başka insana.Keşke daha kolay atlatılabilinir hale gelseler.

24 Şubat 2011 17:37

Senin dinlemiş olman imkansız Buğday' cım. Seksenlerindeymiş rahmetli.
Bu tarz kayıp, mazi, sanat, ve tabii ki insan çok yönlü, buruk bir tad bırakıyor insanın ağzında.Biraz bencil, kendimize dönük bir üzüntü bu. Anlatması zor.

24 Şubat 2011 18:01

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin