İnsanoğlu  

Posted by Asuman Yelen in ,


Bir gün kötü bir gününüzde sıkıntıyla çıkarsınız kapıdan, birkaç adım yürürsünüz , bir küçük nefes...Önce ufak bir şaşkınlık yaşarsınız: Ihlamurlar çiçek açmış! ...
Keyifle umutla dolar içiniz. Hangi ara açtı da ne zaman ihya etti tüm caddeyi ya da sokağı bu enfes kokularla diye düşünmeden edemezsiniz.

Derin derin içinize çeker, burmunuzu, ciğerlerinizi ve ruhunuzu bu kokularla doldurursunuz. Tüm sıkıntılar uzaklaşır gider o esnada, oracıkta. Kaldırırsınız kafanızı o efsunlu o güzelim çiçeklerle göz göze gelirsiniz. Minnetle bir kez daha çekersiniz kokuyu içinize daha güçlü.

Oooooohhhhh...







Sonra, göbeği kıllı bir adam gelir, dayar merdiveni. Tutar bir dalın ucunu, çeker kendine. Başlar hoyrat elleriyle yolmaya. Bir an göz göze gelir sizinle. İçinizin sızısını görür gözlerinizde ihtimal ki. Bir an şaşalar, tereddüt eder, duralar, sonra arsız bir sırıtış yerleşir dudaklarına. Küçük bir omuz silkmesi. Ardından devam eder kıyıma....


















İki adım ötede, bir başka ağacın dalına rahatça yerleştirmiştir basenini teyzem. Bir eliyle iki -üç dalı birleştirmiş sımsıkı tutmakta, diğeriyle de olabildiğince hızlı ve özensiz koparmakta, bir dala astığı büyükçe torbaya tıkıştırmaktadır güzelim ıhlamurları telaşla.











Sonuç ortada. Afiyet şifa olsun....


























Ne kadar çok seviyor insanoğlu, kırıp dökmeyi, yıkıp geçmeyi. Kimi eliyle, kimi diliyle, kimi böyle çatır çatır kırarak, sınır tanımadan, kimi inceden inceye dokundurarak, bir yandan da yüze gülerek...Ve bu insanlar en ufak bir rahatsızlık duymadan, ıhlamurlarını höpürdeterek, egolarını köpürterek huzurla devam ediyorlar yaşamlarına...

This entry was posted on 15.06.2010 at Salı, Haziran 15, 2010 and is filed under , . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

19 yorum

yazık...
nasıl geldik bu hale?

15 Haziran 2010 23:59

Ebruli günce,
Sana verilebilecek bir cevabım yok. Senin de beklediğini sanmıyorum zaten:)

16 Haziran 2010 00:24

Okulun bahçesinde vardı çok güzel bir ıhlamur. Bahar sonunda koklaya koklaya otururduk altında. Bir gün geldik ki müstahdem elinde elektrikli testere vızzt vızzt kesiyor dalları dibinden, budamak falan değil resmen kolunu bacağını kesmek. ağaç keloğlana döndü ve bir daha asla eskisi gibi olmadı. Müstahdem mi? Ertesi yıl rahmetli oldu...

16 Haziran 2010 00:54

Mis gibi bir ağaç neden kesilir. Onu kesen bunu yaparken ne hisseder. Akıl alacak gibi değil. Müstahdemin
encamı ile ilgili "yorum yapmama" hakkımı kullanıyorum Leylak' cım:))
Gussura galma bacım...

16 Haziran 2010 01:05

Bir avuc ihlamur toplamak icin mi kiydilar dallara?

16 Haziran 2010 01:22

ben biraz daha edep dışı bir yaklaşımla gireceğim konuya.o yeşili bilgisizce,sebepsize.sormadan,etmeden,keyfince yok edenlerin taaa...
bahçemdeki erik ağacını bana zorla kestirdiler,neymiş kökü temele girermiş.ağaç yaşını almışmış.laf anlatamadım.
şimdilik kirazımı korumaya uğraşıyor ama bir yandan da bahçeli başka bir ev arıyorum.
ki hele şehrin göbeğinde yaşıyoruz.tek nefes alabildiğimiz yer bahçelerimiz.
ay çok sinirliyim çok...

16 Haziran 2010 02:47

Ihlamur mis gibi kokar. O koku güzel bir tebessüm yerleştirir insanın yüzüne.

Hayata, doğaya, sebzeye, meyveye çamur atar hep insanlar. Kıran, bozan, genetiğini değiştiren, çabuk büyüsün çabuk satayım diye hormonlayan kendisi değilmiş gibi. Yazık ki insan ilişkileride artık tekele döndü. Kırmaya bozmaya endeksli.

Her şeye rağmen güzel düşünmek istiyorum. Hepimizin buna ihtiyacı var.

Sevgilerimle Asuman abla...

16 Haziran 2010 10:07

Sünter'cim, bir avuç ıhlamur için zıplayıp dalı aşağı cekenler, çuval çuval dolduranlar.Emin ol şimdi çıksam bir sürü resim yine çekerim.
Her sene aynı şey...

16 Haziran 2010 10:59

Sishyphos, ne isterseniz söyleyebilirsiniz.
Birkaç sene önce biz de bir sabah kalktığımızda bahçemizdeki bir çok ağacın yok edildiğini görmüştük. Kiminin ışığını kesiyormuş, kimi kuş sesinden, kimi sineklerden şikayetçi olmuş. Kız kardeşim çok gözyeşı döktü o gün.

16 Haziran 2010 11:04

Evet İlknur' cum. Herşeyi bozan, yıkan insan eli. Bir yudum keyif için de yapılıyor, rant için de tüm bunlar.Ego için ya da kompleksten de.
Benim insandan yana, şaşkınlığım arttıkça umudum azalıyor.
Sen seninkini korumaya bak canım....

16 Haziran 2010 11:10

Ninom,
Manzarayı ben de görmüştüm ben de. Ama üzülürsün diye sana söylememiştim. Ohoooo sen fotoğraflamışsın bile. Trend bu. Kırıp, döküp işine bakacaksın. GÜNÜBİRLİK YAŞAYACAKSIN. Bunlar çakma insan. :-))))

16 Haziran 2010 21:58

Yine en son gören ben olmuşum desene... Tek tesellim güzel kokular yok olmuyor dallar kırılsa da, yapraklar sararsa da.

16 Haziran 2010 23:30

Yağmurdan Islak adlı hikayemi sabırla okuduğunuz ve beni mutlu eden değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim.

Sevgi ve selamlar Newbahardan

18 Haziran 2010 01:27

Bir ıhlamur çiçekleri, birde iğde çiçeklerinin kokusu...

İnsanın hem ruhuna hem bedenine şifadır. Öyle bir şifaki bu, yalnız sizin gibi, bizim gibi gönül gözü ile sevenler nail olur.

Ihlamurlar elbet toplanmak için. Toplansınlar ve kışın hastalara derman olsunlar. Ama kıllı göbekli amcamla, koca popolu teyzem bilememişler işte onlarında canlı olduğunu...

Sevgiler

18 Haziran 2010 01:33

Newbahar, zevkle okudum. Gerçekten güzeldi hikayeniz. Ben teşekkür ederim.
Ihlamur içmeyi ben de severim ama, geride dalları kırılmış yaprakları sararmış onlarca ağaç kalınca ondan gelecek faydadan seve seve vazgeçebilirim.
Sevgilerimle...

18 Haziran 2010 11:08

Hep benim de takıldığım yerlerdeki köşebaşlarında buluşuyoruz arkadaşım.
Dedim ki! "seneye yine toplamak için dallarına zarar vermeseniz"
aynen cevap " senin bahçeye girersek karışırsın yoldaki ağaçların sahibimisin"
Ne diyeyim Asuman'ım ben şimdi???

19 Haziran 2010 22:31

Ah Nur,
Daha bu gün tek tek inceledim ağaçları.Emin ol en az bir dalı kırılmış 10 tane sayıverdim bir çırpıda. Hoş kokuları içine çekerken utanıyor insan. Bunu yapanların yerine.

19 Haziran 2010 23:07

Fırsatçılık,talancılık her alanda, her anlamda hızla yayılıyor.Yapmayana salak gözüyle bakan mı bu ahlak yapısını çökertti yoksa zaman mı bizi bu hallere itti yoksa yokluk mu? Cevabı ne olursa olsun iki ayaklı yaratıklar ordusu arasında yaşamak giderek tahammül edilmez bir hale geldi.

24 Haziran 2010 12:11

İnsanlıktan süratle uzaklaşıyoruz Zühre' cim. Kimsenin buna aldırdığı yok.
Tabii ki o ıhlamurlar toplanmak için. Hepimiz içtiğimize göre birileri toplayacak bunları. Ama sana yemin ederim hemen bütün ağaçların en az bir dalı kırık şimdi.
(Benim muhitim ıhlamur ağaçlarıyla dolu) Yazık değil mi. Biraz özen yahu...

24 Haziran 2010 13:22

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin