Balkon Diyalogları  

Posted by Asuman Yelen



Tüm pembelerın, beyazların, kırmızıların artık cap- canlı parlak bir yeşile

döndüğü bu günlerde,  güneş, bir yandan kendini tam anlamıyla gösterip

donmuş yüreklerimizi ve bedenlerimizi ısıtırken  bir yandan da aylardır

unuttuğumuz bana göre evimizin en keyifli mekânları olan balkonlarımızı

işaret etmekte.

Artık camı açık yatak odamda kaşık bardak şıngırtıları ile

 uyanma  vaktidir.

Ardından kızarmış ekmek kokuları dolar burnuma.

Sonra sesler:

"Hadi al şu son yudumunu, elimi uzattım ayakta seni 

 bekliyorum."

"Yahu, kim dedi sana bekle diye, çayı nereme içtiğimi anlamadım. 


Al hadi."

Sitemizdeki binaların konumu, ortadaki otopark ve onun önündeki geniş

parkın bulınduğu boşluk nedeniyle, bizim orada akustik müthiştir.




Hele tatil günüyse ortalık daha da şenlenir. Tırrrr diye

zarların tahtada çıkardığı o bildik sesin ardından gür

bir erkek sesi ortalığı çınlatır.

 "Pencüsee seveller güzeli gencüseee..."

Ardından gelen şlaap  sesi, tavlanın

 ahşap tabanına illaki serrtçe vurulan pulun sesidir.

 "Öğren de gel." 

Şarrr diye pullar dağıtılır Küüt diye tavla kapatılır. Muhtemelen kol altına

sıkıştırılır. Ciddi öfkeli bir ses  "bi daha saninle fincansız oynarsam n'oliym."

şeklinde söylenir. "Bi de zar tutma be adam...Ayıptır yaw..."

İki ihtimal vardır. Ya gerçekten zar tutulmuştur, ya da yenilen bunu kendine

yedirememektedir.  Bu hassas bir konudur. Yenilenin kızgınlığı elini ayağını

titretecek kadar gerçektir ama inanılmaz şekilde çok çabuk da biter.

(Bizzat yaşadığım için iyi bilirim)

Benim kendi balkonumda en hoşuma giden, yeme-içme bitip masa

temizlendikten sonra, pazar gazetelerini okuma faslıdır. Bu arada güneş

yükselmiştir. Açılan şemsiyenin püfür püfür gölgesinde bulmaca ekini

masaya yayıp keyif çayımı yudumlayarak bilmeceleri çözmenin keyfine

diyecek yoktur.

Kadınlar yavaş yavaş oğle yemeği hazırlığı için mutfağa geçerler. Çocuklar

parkı doldurmaya, ormandaki köpekler havlamaya başlar. Arabalar yerlerinden

çıkarılır. Motorlar homurdanır.

"Hadi getir şunu hadi, gözün tavlada kaldı :)"Bana bak sallıycan görücem..."

"Yaw, ölünü göriym ki tutmuyorum. Keşke zar tutmayı bilsem." "Hadi ordan,

sesinden anlamıyoz mu. Took diye düşüyo...."

Zarlar yeniden atılır pullar şakırdar "yenilen doymaz kaadişiim..."

Bir yerlerden miss gibi biber kızartması kokusu gelmektedir...

Evet sıcak günler tüm sıcaklığıyla gelmiştir artık....


Not: Fotoğraflar alıntıdır. Ne masa, ne üzerindeki nevaleler, ne de o güzel örtü bana aittir.
Tavlanın da zarları, pulları, ahşabı hepsi ellerindir.














This entry was posted on 6.05.2012 at Pazar, Mayıs 06, 2012 . You can follow any responses to this entry through the comments feed .

24 yorum

Balkonun en keyifli zamanları.Henüz çok sıcaklar bastırmadan tadını çıkaralım çiçeklerimizin arasında...

6 Mayıs 2012 19:49

vallahi baharı geç yaz geldi. ne keyifli ama.

6 Mayıs 2012 20:00

Evet Mihriban' cım.Mayıs' ın kıymetini bilelim.

6 Mayıs 2012 20:09

Yaz geldi gibi gerçekten.

6 Mayıs 2012 20:10

Canımı çektirdin, resmen imrendim akşamın bu saatinde bile.
Evet canım güzel günler geldi, eh artık ağrılarımızda azalınca keyfimize diyecek olmaz.

6 Mayıs 2012 21:53

Kısa zamanda çok kilo verince (bu arada yediye çıktı, net 1 kilo daha verdim) benim ayağım çok rahat derken salonda Koray' ın spor aletlerinden birine yine sol bileğimi çarptım. Kötü oldu. Kendime nazarım değdi.
Bu günümüze şükür arkadaşım.En kısa zamanda umarım balkonlarımızda keyiflerimize keyif katarız.

6 Mayıs 2012 22:30

bu kadar mi gercek anlatilir..kendimi o balkonda hissettim, cok da özüyorum bu sesleri, kokulari burada,,icimi isitti, ne keyifli geldi bu yazi bana..:))
:))hahaa, bu arada esimin de devamli her yenilisinde, zar tuttugumu iddia ettigini de eklemem gerekti :)

7 Mayıs 2012 02:10

Ay ay çok sevindim:)Eminim özlüyorsundur. Hiç bir yerde bulunmaz bu tad.
Umarım zar tutmuyorsundur;))
Ben zarların yere çarpış sesinden hemen anlarım ona göre.
İstanbul'dan sevgiler...

7 Mayıs 2012 06:47

Taşındığım evin konumu yeri güpgüzel olmasına rağmen komşuların soğuk tavırları bu balkon sohbetlerini özletiyor. İşin kötüsü balkonlarımız da hep birbirine bakıyor.
Umarım bu yaz bize güzel geçer :)

7 Mayıs 2012 13:26

Bunu biraz zamana bırak Buğday' cım. Zaman, iyi niyet ve sabırla tüm o sana soğukluk gibi görünen ama benim çekinme- tartma safhası olduğunu sandığım aşamayı keyifle atlatacaksın eminim :)

7 Mayıs 2012 19:56

Yaz sefası, balkon sefası ahhh ne güzeldir; özlemişiz gerçekten :)

7 Mayıs 2012 22:48

Az kaldı Özlem' cim. Karı kışı unutacağız yine bir kez daha.
Bu arada mimini cevapladım.
Belki gözünden kaçmıştır:)

7 Mayıs 2012 23:30

güzel kadın sen bi yazı yazma sözü vermişsin bana. Senin İstanbulun..

kanıtı altta valla ben anlamam.

http://kitap-evi.blogspot.com/2010/12/benim-sehrimin-hikayesi.html

9 Mayıs 2012 05:17

Ara ara parça parça yazdım birşeyler.Yine yazarım.

9 Mayıs 2012 06:42

Yazıyı okudum yine.İyi ki okudum.
Saol:)

9 Mayıs 2012 07:28

Tüm aksesuarlar ellerin de olsa böylesine sımsıcak atan bir yürek ve O'nun penceresinden hayata bakan gözler çok güzeller...

Hasret kaldığımız sımsıcak balkon sefalarına da nihayet kavuştuk:))saksılara yeni papatyalar ektim sizi de balkonumuza beklerim:)

İçimi de, ruhumu da ısıtan bu renkli ambiyans için ne desem ki, kaleminize ve tatlı dilinize sağlık..

10 Mayıs 2012 15:23

Biz birbirimizi böyle anlayabildiğimiz ve tüm iyi niyetimizle ve sevgimizle yaklaşabildiğimiz sürece hiç bir
olumsuzluk varlığını sürdüremez
Sevgili Esmir. Tüm kalbimle ve
ruhumla papatyalı balkonunuzdayım:)
Çok teşekkür ederim bu güzel yorumunuz için.
Sevgiler...

10 Mayıs 2012 16:01

balkon keyfinize diyecek bişi yok.
ben de çok severim:)

tavla iyi oynadığımı söylerler, arkadaşlar arasında yenmediğim yok. babam zar tutmasa onu da yenebilirim.

anneler günü'nüzü de şimdiden kutlarım.

sevgi,saygıyla.
ahmet-tolga

11 Mayıs 2012 15:30

Ben de fena değilimdir ama zar tutana yapılabilecek bir şey olmadığı için yenilince çok kızarım.
Her ikinize de çok teşekkürler.
Sevgiler...

11 Mayıs 2012 16:59

Kapalı bir cumartesi günü yazın bana güneş sıcaklığı verdi Asuman Ablacığım. İzmir'li olarak balkonların tadı ve anlamı bir başkadır benim için de..

Güneşli bir pazara uyanmak dileğiyle!

12 Mayıs 2012 14:56

İki gündür istanbul' un üzerine çöken ağır, karanlık atmosfer sanırım hapimizi boğdu Zühre' cim gerçekten. Özellikle biz (yani ben ve benim) yaştakileri fena hırpaladı.
Sen de balkon sevenlerdensin demek, ne güzel:)
Temennine can-ı gönülden katılıyorum.
Bu vesile ile anneler gününü de kutluyorum:) Balkız' ı öp benim için:)

12 Mayıs 2012 19:44

Asuman Ablacığım çok teşekkür ederim. Ben de senin anneler gününü kutlar sevgiyle kucaklarım.İlle de anne olmak için doğurmak gerekli değil.Senin yumuşacık kalbinden nasip alan çocukların olduğunu ve büyüdüğünü tahmin edebiliyorum...Kucak dolusu sevgilerimle!

13 Mayıs 2012 23:54


Ne güzelmiş hava 2012 nin bu günlerinde. Ankara'da kış gibi soğuk bir hava var bugün oysa. :( Çok da güzel anlatmışsın, tavla oynayasım geldi :)

Sevgiler

7 Mayıs 2014 23:54

Hiç sorma canım. İstanbul da öyle. Sol tarafım tutuldu. Koruyamadım kendimi.:(
Bu yazımı, inanır mısın,
ben de keyifle ve sık sık okuyorum. İçimi ısıtıyor sanki :)

8 Mayıs 2014 01:40

Yorum Gönder

Blog Widget by LinkWithin